İyimser bir insan ışık olmayan yerde ışık görebilir; ama kötümser biri neden hep onu söndürmeye koşar? (michel de saint pierre)
s.eyyubi
s.eyyubi

Son Pantolon

Yorum

Son Pantolon

( 1 kişi )

3

Yorum

9

Beğeni

5,0

Puan

137

Okunma

Son Pantolon

Burası küçük bir sınır şehri. Hemen hemen herkesin birbirini tanıdığı, birbirinin zaaflarını ve huylarını iyi bildiği bir yer. Sabahları çarşı esnafı toplanıp beraber kahvaltı yapar. Çarşı ortasında insanlara aldırmadan kötü kötü espriler yapar, birbirlerine takılırlar. Sokakta yabancı uyruklu kadınlar geçince bütün esnaf dönüp bakar, gözlerini alamadıkları gibi ar namus kalmadı der kızarlar. Bütün çarşı esnafı beraber üzülür beraber eğlenir. Ezan okundu mu birbirleri ile yarışarak camiye koşarlar. Dönüşte yine dedikoduya kaldıkları yerden devam ederler. Her küçük şehirde olduğu gibi burada da dedikodu, fitne fücur eksik olmaz. Sokakta yabancı biri geçerken herkes dönüp bakar. Bu yabancılara hep İran ajanı gözüyle bakılır. Siyasi parti il başkanları, belediye reisi, vali ve emniyet müdürü gibi kalburüstü insanlar sokaktan geçerken herkes elindeki işi bırakır, sokağa çıkıp hürmetle eğilir, elini sıkar. Biraz sonra da arkasından atıp tutarlar.
İki genç geçiyor, Ali, dükkânın önünde oturup güneşlenen yaşlı babasına yüksek sesle “Hacı bu genç; değirmenci Arif Bey’in oğludur, bu sene öğretmen çıktı. Diğeri de Bulgar göçmeni yorgancı Hacı Nurettin’in torunudur, devlet hastanesinde doktordur” diye tanıttı. Gençler de saygıyla eğilip ihtiyarın elini öptüler. Gençler uzaklaşınca ihtiyar; “Değirmenci Arif en büyük tefeciydi” deyince herkes benden yana bakıp sustu.
Çarşıya çıktığımda sağ elim sürekli göğsümde, karşılaştığım insanlara selam vererek yürürüm. Esnafa ayaküstü hal hatır sorar öyle geçerim. Gideceğim yere genelde vaktinden çok sonra varırım. Oysa bütün şehir avucumun içi kadardır. Atatürk Lisesi’nde dersine girdiğim belki binlerce öğrencim oldu, hepsi de büyümüş, çoğu evlenmiş iş güç sahibi, memur, esnaf olmuşlar. Boş zamanlarımda esnaf ile oturup sohbet ederim. En çok da Konfeksiyoncu Ali’nin dükkânında otururum. Kapıdan geçen herkes “merhaba hocam” der. Konfeksiyoncu Ali, her fırsatta yerli esnaftan alış veriş yapmak gerektiğini anlatır, büyük mağaza ve zincir marketler aleyhinde atıp tutar. Aslında ondan elbise almak isterdim. Lakin Ali’nin bayisi olduğu kot firması boyuma uygun pantolon üretmiyordu. Özellikle pantolon, takım elbise ve ayakkabı almakta sorun yaşıyorum. Mecburen pahalı markalardan giyiniyorum. Bir tek markada kendime uygun boyda pantolon buluyorum. Pahalı olduğu için yılda ancak bir pantolon alabiliyordum. Konfeksiyoncu Ali ile bunu defalarca konuşmamıza rağmen yine de sohbet arasında serzenişte bulunuyordu. Yine bir sohbet arasında bana; “Hocam sen üzerine iyi oturan bir pantolonunu getir, firmaya gönderelim, sana her renkten birer adet kot pantolon yapsınlar” dedi. Çok sevindim, çırakla her renkten birer adet seçip liste yaptık. Hemen eve gidip üzerime en iyi oturan markalı pantolonumu yıkanıp ütülenmiş olarak aldım getirdim. Ali, pantolonu kargoyla İstanbul’a firmaya gönderdi. Bir kaç ay sonra Ali beni aradı, pantolonumun kaybolduğunu üzülerek haber verdi. Aradan epey zaman geçti. Dükkâna uğradım, yeni mal gelmiş, Ali’nin çırağı raflara renk renk güzel kot pantolonlar diziyordu. Her zamanki gibi hayran hayran baktım. Ali müteessir oldu yine coştu; “Bir pantolon getir firmaya gönderelim aynısından sana birkaç pantolon yaptırayım” dedi. Firma sahibi ile eski dostlarmış, Zeynel Abi aslen Malatyalıymış. Ali her defasında benim yanımda Zeynel Abi diye birisini arıyor, beni övüyor, çok kıymetli bir öğretmen olduğumu, çocuğunun da öğretmeni olduğumu söylüyor. Her defasında acayip mahcup oluyorum. İkinci pantolonumu gönderdikten bir kaç ay sonra caddede Ali peşinden seslendi. “Hocam çok üzgünüm senin pantolon yine kaybolmuş” deyip özür diledi. İçimden üzülsem de önemli olmadığını söyledim. Fakat ortada bir gerçek var ki ben pantolon bulamıyorum. Öğretmen maaşı ile sürekli markalı kot pantolon alamıyorum. Bazen yaz tatilinde il dışına çıktığımda paraya kıyıp bir iki tane aldığım oluyordu. Yıkayıp sırayla giydiğim üç kot pantolonum vardı. En yenilerini zaten Ali, İstanbul’a gönderdi. Şimdi sadece bir adet kot pantolon kaldı. Sürekli giyinmekten onun da dizleri ağardı. Eski takım elbiselerden kalma bir iki kumaş pantolonum var, lakin kumaş pantolon bana yakışmıyor, boyu kısa geliyor, ince ayak bileklerim açıkta kalıyor. Geçen Ali’nin dükkânın önünde tabureye oturmuş sohbet ediyorduk. Bir ara gözleri kısa parçalarıma takılınca yine; “Git bir pantolon getir, firmaya gönderelim bu böyle olmaz, sana uygun fiyata her renkten birer pantolon diktireyim” dedi. Yanımda hemen o meşhur Zeynel Abi’yi aradı, hoparlörü açtı, beni övüp göklere çıkardı. Zeynel Abi’nin sesini kulaklarımla duydum, kaybolan pantolonlar için üzgün olduğunu söyledi. Ben yine çok mahcup oldum. İçimde bir sevinçle eve yollandım. Son kot pantolonumu güzelce katlayıp bir poşete koydum. Eşim anlamış olacak ki itiraz etti. “Yine kaybolacak, pantolonsuz kalacaksın” dedi. Eşimin konuşması bitmeden pantolonu alıp kapıdan çıktım.
Mustafa Alagöz

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Son pantolon Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Son pantolon yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Son Pantolon yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
Rû //
Rû //, @r --
8.1.2026 21:51:26

böyle bir final beklemiyordum, gülümsettiniz.


akıbeti belli değil öyküde ama kapı dışarı çıkmış bir kere.
okur tahminine göre gideceği yer belli
eşin sözü dinlenmeli ve o son pantolon elde kalmalıydı.
vah ki gidene demişler hocam

tebrik ediyorum çok güzeldi.

kaleminize emeğinize sağlık

saygı ile
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
8.1.2026 17:03:24
5 puan verdi
Hikâyeniz küçük şehir yaşamının sıcaklığını, esnaf muhabbetlerini ve aynı zamanda gündelik hayattaki küçük ama derin sıkıntıları çok güzel yansıtmış.
“Son pantolon” motifi, hem maddi imkânsızlıkların hem de güvenin sınandığı bir sembol hâline gelmiş.
Yüreğinize sağlık, metin hem samimi hem de ironik bir anlatımla hayatın içinden bir kesiti aktarıyor.
Etkili Yorum
M.Y.
M.Y., @m-y
8.1.2026 16:31:55
Ben emekli öğretmenim. 10 yıldır giydiğim bir kotum bir de kumaş pantolonum var. Fazlalıklar gitmiş :)
Yine de son pantolonun akıbetini merak ediyorum.
Saygılar.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL