Soyulduğu halde gülen adam hırsızdan bir şey çalmış demektir, boş yere üzülen ise kendi kendini soyar. william shakespeare
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn

Çamurdan Bebekler

Yorum

Çamurdan Bebekler

( 4 kişi )

1

Yorum

8

Beğeni

5,0

Puan

240

Okunma

Çamurdan Bebekler

Bahçenin aşağısında çocuk sesleri. Derenin kenarına halka kurmuşlar. Güneş, toprakla karışınca derenin suyu da eşlik etmiş bu oyuna. Çocuklar çok sevinçli şimdi. Kırmızı topraktan hamurlarla en güzel bebeği yapmak tüm telaşları.
Sadece bebek olsa. Çanaklar, çömlekler, çamurdan ocak taşları ve daha neler. Geleceğin mesleklerini seçmiş gibiler şimdiden. Kimisi anne, kimisi sanatta usta olacak belki de. Birisi var ki en kenarda, filozof edasıyla arkadaşlarına bakmakta.

Önce çamurdan minik bir top. Sonra gövde. Ve içine ince çubuklar yerleştirilmiş iki adet çamurdan bacak. Tabii tüm vücut ayakta dursun diye kafaya ve gövdeye de çubuk yerleştiriliyor. Ortaya kırmızı hamurdan bir oyuncak bebek çıkıyor. Gözleri kömürden, ağzı minicik taşlardan. Burnuna da ince bir çubuk yakıştırılıyor. Ve düşünemese de yürüyemese de çamurdan bebek, her şeye rağmen gülümsüyor. Bir ara çocukların arasından bir patırtı kopuyor. Kimse şaşırmıyor bu patırtıya. Bağıran, amca kızı Feride. Çamur deryası içinde, çamurlarının alınmasından şikâyetçi. Kimse almadı hamurlarını diyor diğer çocuklar ısrarla. Lakin laf mı yetişir Feride’ye?

“Kimse yaklaşmasın mıntıkama.” diyor. Bir çubukla çiziyor çamurdan sınırlarını. Amaan, kimin umurunda. Nazife ocağını kurmuş. Yerlere dökülmüş ince dalları toplamakta. Bir de tencere ayarladı mı tamam. Değmeyin keyfine. Annesinden daha mutlu şimdi Nazife. Arkadaşları onun ocağından bakıyor şimdi dünyaya. Derenin şırıltısı olmasa ateşin kıvılcımlarını duyabilirsiniz siz de. Feride’nin mızıkçılıkları olmasa masal dünyası sanırsınız bahçede olanları.

Bahçenin yukarısından babaanne bağırıyor şimdi de. Yanında sürekli onu takip eden çiftliğin sevimli köpeği Floryan. Çok sevimli oluşuna aldanmayın sakın. Elinizi ısırması an meselesi. Yine de sessiz ve saf köpek, Gücük’ten daha çok seviliyor bu çiftlikte. Bunu çocuklar da izah edemiyor birbirine. Herkesin derdi onu bir kez okşamakta. Isırılmadan atlatılmışsa bu sevme eylemi, en şanslı çocuk o elin sahibi.

Babaanne, önünde önlüğüyle telaşlı telaşlı çocuklara seslenmekte. Bu sesleniş aslında yemeğin hazır olduğunun habercisi. Çocuklar yemeden doymuş gibi oysa. Oyunun güzelliğinden, dışarıdaki dünyaya isteyerek küsmüş gibiler şimdi. Birkaçını kaçırmayı başarıyor büyükler. Hayallerinde çamurdan bebekleriyle sofraya diziliyor bir bir minikler.

Büyük hala bir hamle yapıyor. Ve yemeğe gelmemekte ısrar eden minikler, onun sesiyle yerlerinden fırlıyor. Artık dere kenarı sessiz. Şırıltılardan başka her şey mola vermiş gibi bu derinlikte. Çocuklara bakalım o hâlde biz de. Kaşıklar yarışıyor evin önüne kurulmuş sofrada. Biri inerken diğeri kalkıyor, çocuklar oyun için acele ederken. Kimler çekip almış çocukları bu mutluluktan? Bir yolu yok mu kurtulmanın, adına öğün denilen bu zorunluluktan?

İlk kalkan Feride oluyor yine. Feride bu. Kaptırır mı mıntıkasını kimseye? Erkek kardeşine bulaşmadan edemiyor lakin. Terliği fırlatmasıyla yalın ayak dereye koşması bir oluyor işte yine.
Çocukların yaramazlıklarına kavga denmez aslında. Erkek kardeş de az sonra oyunun içinde.

“Büyüdüğümüzde bizi saran kederlerimiz hiç olmadı küçüklüğümüzde. Bu kadar uzun dalmadık hayallerimize. Gelecek, gelmeden sarmadı bizi kaygılarıyla. Ve kimse bizi çekip almayı başaramadı çocuksu mutluluklarımızdan.”

Nazife ocağını dünyanın bir ucuna kurdu ve anne oldu şimdilerde. Feride artık mıntıka çizemiyor. Çünkü o da ayrı artık delice oyunlar oynadığı arkadaşlarından. İsimleri bilinmese de diğer çocuklar da kendi derdinde şimdilerde. Dere sessiz sessiz akıyor hâlâ. Çocuk sesleri gizlenmiş o ahenkli şırıltıya. Kuş sesleri süslüyor artık çocuklardan kalan boşluğu. Kavga sesleri duyulmuyor bu bahçede. Oysa nasıl da neşeyle koşardı çocuklar bir baştan bir başa. Alıcısını bekleyen çanaklar, çömlekler dizilirdi yan yana. Floryan yaşamıyor artık. Gücük zaten hastaydı uzun zamandır. Babaanne ve kuzular çoktan rahmetli olmuş. Anlayacağınız, çamurdan bebekler de tarihin gizli sayfalarına hapsolmuş.

“Ne kadar tasvir edilse mazi, tutmaz ilk yaşandığı hâli. Geriye gelmez istemekle geçmiş zaman. Belki şimdilerde geleceğin tatlı mazisi. Düşünerek yaşamak gerek bu yüzden. Satır atlamadan yürümek bu yolda.”

Taraması kolay olsun diye kısaltılmış saçlarımızın tepesine koyduğumuz papatya taçlarını özlüyoruz şimdi. Gelincik tarlalarında, rengârenk yosunlu kayalarda ellerimize yaktığımız kınaları. Masalsı dünya değildi o anılar. Dünyanın çocuklara sunulmuş güzel yanlarıydı. Şimdi yeniden istiyoruz çocukluğumuzdaki baharı. Çamurdan bebekler kadar mutlu olmayı. Onlar ki ruh olmadan gülümsüyorlar hayata. Ruhları olan bizler, neyi kaybettik bunca zaman sonra?

Çamurdan bebekler, kemikten bedenler.
Asıl olan gülümsemek.
İşte şimdi.:)

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (4)

5.0

100% (4)

Çamurdan bebekler Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Çamurdan bebekler yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Çamurdan Bebekler yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
Sevil Sev
Sevil Sev, @sevil-sev
8.1.2026 15:13:55
5 puan verdi
Tebessüm sadakadır...
Haydi hep beraber gülümseyelim :)🙃

Selam sevgi...👏
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL