Duyulmasını istediğimiz bir sevgi mesajı iletmek istiyorsak, bunun gönderilmesinden başka çare yoktur. bir lambanın yanmaya devam etmesini istiyorsak, ona sürekli gaz doldurmalıyız. (teresa ana)
Çağdaş Durmaz
Çağdaş Durmaz

Deli Sorular

Yorum

Deli Sorular

( 4 kişi )

1

Yorum

13

Beğeni

5,0

Puan

122

Okunma

Deli Sorular

Deli Sorular




Ayaklarımın altındaki toprak sert ve soğuk. Bir adım atıyorum, işte, dünya üzerinde kapladığım yer: İki ayak tabanımın izdüşümü. Belki bir metrekarenin küçük bir kısmı. Bir haritada görünmez bir toz zerresi. Evrenin sonsuz karanlığında, mavi bir gezegenin yüzeyindeki mikroskobik bir leke. Bedenimle kapladığım alan, bu kadar mıdır? Bir mezara sığacak kadar toprak, bir kefene sarılacak kadar beden... Fiziksel varlığımın ölçüsü, bu acımasız küçüklükte midir gerçekten?


Peki ya kalbim ? O küçücük et parçasının içinde, kaç kıta, kaç okyanus, kaç kayıp ülke saklı? Bir sevgi, bir özlem, bir pişmanlık, içimde ne kadar geniş bir coğrafya eder ? Bir anı, bir insan, bir hayvan, bir şehir, bir melodi , kalbimde yerleşik bir koloni kurduğunda, ben o koloninin içinde miyim yoksa o koloni benim içimde mi ? Sevdiğim insanın gülüşü zihnimde canlandığında, onun dünyadaki fiziksel yerini de içime alıp genişlemiş olmuyor muyum? Kalbim, sınır tanımaz bir imparatorluktur. Sevginin sınırları yoktur. Acısının coğrafyası sonsuzdur. Öyleyse, ben kapladığım yer olarak kalbimin sınırları içinde mi yaşıyorum , yoksa yaşadıklarımın bir sınırı var mı?


Zihnim ise... Ah, zihnim! O, bir zaman makinesi, bir simülasyon evreni, bir kaos ve düzen sarmalı. Şu anda, geçmişin bir sokak köşesinde, geleceğin hayali bir dağ zirvesinde, bir felsefe kitabının orta yerinde , Einstein’ın izafiyet denklemlerinin içinde aynı anda dolaşabiliyorum. Zihinsel uzamım, ışık hızıyla genişleyen bir evrendir. Düşündüğüm her fikir, hayal ettiğim her senaryo, öğrendiğim her bilgi, içimde yeni galaksiler kurar. Bir kitap okuduğumda, yazarın zihninin bir parçasını kendi içime taşır, onun kapladığı yerde yaşarım bir süre onunla. Peki, bu durumda ben, zihnimin ulaştığı her fikir dünyasını da mı kaplıyorum?


Hissettiklerim, yaptıklarım, hayallerim... Bunların kapladığı yer nerede başlar, nerede biter? Bir çocuğun elini tuttuğumda, sadece tenim değil, verdiğim güven duygusu da dokunur ona. O güven, o çocuğun iç dünyasında bir odacık açar. Ben, o odanın görünmez mimarı değil miyim? Yaptığım bir resim, bir bina, yazdığım bir satır, ben öldükten sonra bile dünyada bir yer işgal etmeye devam etmez mi? Eylemlerim, fiziksel sınırlarımı aşan dalgalar yaratmaz mı? Hayallerim ise... Henüz var olmayan, belki de hiç var olmayacak diyarları zihnimde inşa ederken, o diyarların mimarı olarak, onların yerini de ruhuma katmış olmuyor muyum?


Ölçülebilir olan mıdır gerçekten kapladığımız yer? Metreler, kilometreler, hektarlar... Bunlar bedenin ve mülkün kaba saba ölçüleri. Peki ya bir annenin çocuğuna bıraktığı sevgi mirası? Bir öğretmenin öğrencisinde açtığı merak penceresi? Bir dostun kalbinde bıraktığın sıcaklık? Bunların ölçeği nedir? Etki, fiziksel alandan daha büyük bir yer kaplamaz mı?


Büyüklük, fiziksellikte mi yatar, yoksa yayılımda mı? Bir dağ kadar büyük bedenim olsa, ama düşüncesiz, duygusuz, hayalsiz bir kütle olsam, gerçekten büyük mü olurdum? Yoksa, bedeni minicik ama fikirleri kıtalar aşan, sevgisi okyanusları besleyen biri, benim fiziksel büyüklüğümü gölgede bırakmaz mı? Bir fikir, bir sevgi, bir hayal, nasıl bu kadar büyük olabilir de, bir beden bu kadar küçük kalabilir onun yanında?


"Ben" dediğim varlık, sınırları nerede çizilen bir haritadır? Derim mi? Kemiklerim mi? Yoksa sevdiklerimin bana dair taşıdığı hatıralar mı? Yazdıklarım mı? Yaptığım iyilikler veya açtığım yaralar mı? "Ben", bedenimin durduğu yerde bitiyorsa, kalbimde taşıdığım onlarca insan, zihnimde koşturduğum binlerce fikir nedir? Onlar da "ben" değil mi? Onların kapladığı yer, benim kapladığım yer değil midir?

Kafamda deli sorular...
Yine kendimde bulduğum cevaplar ...

Dünya üzerinde bedenimle kapladığım yer, bir noktadan ibarettir. Geçici ve kırılgandır. Ama insan, bedenle sınırlı bir varlık değildir. Biz, kalplerimizin genişliğinde ve zihinlerimizin ufkunda yaşarız. Kapladığımız gerçek yer, etkilediğimiz ve içimizde taşıdığımız dünyaların toplamıdır. Bir sevgi, bir düşünce, bir hayal, bir eylem, fiziksel sınırları paramparça eder. Bir gülümseme, binlerce kilometre ötedeki bir kalpte yer açabilir. Bir yazı, asırlar sonra bile bir zihinde hayat bulabilir.

Öyleyse, büyüklük bedenin hacminde değil, kalbin kapasitesinde ve zihnin uçsuz bucaksızlığındadır. Sen, hissettiklerinle, düşündüklerinle, hayal ettiklerinle ve yaptıklarının yarattığı dalgalarla büyürsün. Senin gerçek coğrafyan, bedeninin durduğu toprak parçası değil, kalbinin ve zihninin keşfetmeye cesaret ettiği, sevmeye açıldığı ve iz bıraktığı yerlerdir. Sen, bir nokta kadar küçük, bir evren kadar büyüksün. Ve dünya üzerinde kapladığın yer, işte bu çelişkinin ta kendisidir: Hem bir hiç, hem de her şey olabilme potansiyelinin ta kendisisin...

Kendinden vazgeçme...


Çağdaş DURMAZ






Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (4)

5.0

100% (4)

Deli sorular Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Deli sorular yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Deli Sorular yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Dilek pınarı
Dilek pınarı , @dilekpinari
3.1.2026 21:51:11
O kadar manidar ve tefekküre salan bir yazı ki; fiziksel ölçülerle ruhsal ölçüyü karşılaştırıp, hem koca evrende bir hiç olduğumuzun hem de kalbimizle ve potansiyelimizle bir evren olduğumuzun ispatı idi.

Metreyle ölçülmez insanın izi
Insan içindeki evrenin büyüklüğü kadar büyüktür
Bir kalpte açılan yerle başlar haritası.
Bedenin bir nokta, sevgin bir evren
küçüklüğün içinde saklı sonsuzluğun adısın.

"Vazgeçme kendinden"
Çok güzeldi be yaa...
Tebrik takdir her bişeyleri hakediyorsun arkadaşım gıptayla sevgiler.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL