3
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
429
Okunma
Bazı duygular müzikle başlar. Daha cümleye gelmeden. İçinde bir şey yükselir, acele etmez, kurtarmaz, sadece seni olduğun yere çiviler.
Aşk dediğim şey bir hikâye gibi gelmedi bana. Başlangıcı, yükselmesi, sonucu olan bir şey değil. Daha çok bir kayma gibiydi. Ayağımın altındaki zeminin bir anlığına yer değiştirmesi. Sen de bilirsin o anı. Bir şey olur ve adını koyamazsın. Sonra günler geçer, adını koyarsın. Ama olan çoktan olmuştur.
Ben o kaymayı fark ettiğimde durmadım. Dursam da değişmeyecekti. İnsan bazı şeyleri yürüyerek yaşar. Kaçmadan. Üzerine gitmeden. Sadece hızını kaybederek. Bedenim yavaşladı. Aklım hâlâ hızlıydı. Hep geç kalan taraf o oldu zaten.
Aşk bana bir yüz getirmedi önce. Bir ihtimal getirdi. Olabilirdi hissi. Olmasa da eksik sayılmayacak bir ihtimal. Sen de birini düşünürken aslında onu değil de kendindeki bir boşluğu yoklarsın bazen. O boşluk hâlâ orada mı diye. Ben de öyle yaptım. Kimseye itiraf etmedim. Kendime bile.
Beden bu tür şeyleri saklamaz. Bir sabah uyanırsın ve omuzların daha açıktır. Tenin daha duyarlı. Giysiler aynı durur ama başka bir şeye değiyormuş gibi gelir. Dışarıdan kimse fark etmez. Sen fark edersin. Çünkü içinden bir şey gevşemiştir. Uzun süredir sıktığın bir yer.
Birini düşündüğümde ilk aklıma gelen yüz olmadı. Bir yakınlık hissi. Mesafe kapanmadan önceki o an. Henüz dokunulmamış ama ihtimali olan. Beden o ihtimali sever. Gerçekleşmesinden çok, yaklaşmasını.
Aşk insanı iyi yapmaz. Buna hiç inanmadım. Seni daha açık yapar. Daha az hesaplı. Daha az hazırlıklı. Bazen daha bencil. Bazen daha cömert. Cömertlik sandığın şey bazen sadece çıplaklıktır. Kendini saklamayı unutmak.
Birlikteyken zamanın yer değiştirdiğini hissettim. Saat ilerlemedi. Geri de gitmedi. Sadece genişledi. Bir omuz, bir boyun, bir nefes aralığı kadar. Fazlasına gerek yoktu. Fazlası zaten başka bir şeye dönüşürdü.
Tenin hafızası vardır. Kimin nasıl durduğunu, ne kadar yaklaştığını, ne zaman çekildiğini hatırlar. Bazı dokunuşlar iz bırakmaz. Ama bazı duruşlar uzun süre kalır. Yan yana gelmeden geçen anlar gibi.
Ben âşıkken haklı olamadım. Haklı cümlelerim dağıldı. Savunmalarım eksik kaldı. Bu beni korkuttu. Sonra yumuşattı. Haklı olmamak bedende yer açıyor. Oraya bir şey sığabiliyor.
Belki sen de birine bakarken onu değil de kendinde açılan yeri sevmişsindir. O an yüzün ısınmıştır. Utançtan değil. Tanınmaktan. Birinin seni senden önce fark edebileceği ihtimalinden.
Aşk bağlanmak değildir. Bunu söylediğimde içinden bir itiraz geçebilir. Çünkü sana tutunman öğretildi. Oysa bazı yakınlıklar tutulunca kaybolur. Bazıları serbest bırakıldığında kalır. Hangisi hangisi, bunu ancak beden bilir.
Ben artık aşkla pazarlık yapmıyorum. Ne bana bir yön çizmesini istiyorum ne de beni bir yere götürmesini. Aşk benim için bir hedef değil. Bir vaade dönüşmesini de istemiyorum. O sadece gerçekleştiği anda gerçek. Ne öncesi var ne sonrası. Beni ikna etmesi gerekmiyor. Benim de ona bir gelecek borcum yok.
Yürürken bazen adımlarım başka birinin ritmine denk geliyor. Kimin olduğunu bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum. O an durmuyorum. Çünkü durursam, beden yeniden susmak zorunda kalacak.
Bu hâlin adı yok.
O yüzden hâlâ hareket ediyor.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.