Olgun bir adamı dost edinmek isterseniz, eleştirin. basit bir adamı dost edinmek isterseniz, methedin. (sadi)
Kanıkey
Kanıkey

sanrı

Yorum

sanrı

( 5 kişi )

7

Yorum

19

Beğeni

5,0

Puan

283

Okunma

Okuduğunuz yazı 2.1.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

sanrı

Küller uçuşuyor. Yanmış kaplumbağa kemikleri kararan korların arasında sırıtıyor. Genzimi yakan ıslak ateş kokusu ve duman başımı döndürüyor.
Gözlerim kan çanağı. Bu kızıllığın diğer sebebi ise geceden beri ağlıyorum. Kırmızı küçük bir pancara dönüşen burnum silinmekten zonkluyor.
Al, yine akıyor göz yaşlarım!
Siz kabusa uyanmak deyin, ben cehennemi diri diri yaşamak diyeyim.
Radar tepesinden denize doğru inen yüzlerce hektar arazi, içindeki bütün kurdu kuşu, börtü böceği, ile bir gecede kızıl yalımların kursağından geçmiş.
Geriye korkunç siyah bir manzara ile aşağıda çaresizce kayaları döven, denizin üstünde uçuşan küller ve sahili boyayan yapışkan bir gri kaldı
Konuyu dağıttığıma bakmayın, belki orman yeniden büyür, zavallı kaplumbağaların uzak akrabaları göç edip yine yerleşir buralara.
Beni üzen evin yanması değil, neticede o da yapılır.
Koskoca zerdali bahçesinin, muzların, portakalların yanması hiç değil.
Kalbimin ortasına taş gibi oturan kederim çitlembik ağacım.
O benim ilk göz ağrım.
Mis gibi damlayan reçineleri yüzünden annemden yediğim ilk dayağım.
Alnımda dağılan ilk yaram.
Denizin üstüne doğru uzattığı dalların en irisinden sarkan salıncağım, benim ilk evim.
İlk hayallerim deniz aşırı uzak ülkelere .
Serçelerle, ala kargalarla baharı ilk onun dallarında karşılayışım.
Onun dallarındaki çalı çırpı yuvalardan düşen kocaman çirkin ağızlı yavruların ilk dadısı benim.
Kara kedi musallat olmasın diye az beklemedim hani.
Yaz gelince dallarından hevenk hevenk sarkan çitlembikleri afiyetle yerken denizden geçen gemileri sayardım.
Benim gemim Cuma sabahları geçerdi. Boydan boya kırmızı kuşağı vardı. Öteki gemiler uzaktan siyah odun parçaları gibi suratsız suratsız geçip giderken benim gemim kıyıdan geçerdi.
Sapsarı yelkenleri yaz güneşinin altında ışıl ışıl dalgalanırdı.
Eteğime doldurduğum çağlaları sincapları taşlayarak kıkır kıkır yerken dünyada bir ben bir gemim bir de çitlembik ağacım kalırdık.
Size gemileri neden sevdiğimi söyleyeyim mi?
Evet söyleyeyim.
Babam, kaptan benim.. O kara kuru siyah yük gemilerinin değil.
Dedim işte altın gibi yelkenleri var, yemyeşil gövdesi, o gövdesini boydan boya saran kırmızı bir kuşağı var. Sanki sanırsınız ki çok uzaklardan birisi size hediye gönderiyor. Elleriniz istemeden sevinçle dolar, aylardır görmediğiniz sevgili bir yüzü görmenin heyecanı sarar tüm bedeninizi. Sanki deniz uzatır şıpır şıpır ellerini de sizi şöyle sep serin bir örseler.
Babam evden her çıkışında eğilip kulağıma fısıldardı:
-geçerken üç kez kampana çalacağım, sonuncusu senin için her zaman, unutma!
Şimdi kül yığınının ortasında enginlerden gelecek bir ses, bir kıpırtı gözlüyorum. Dün buradaydım. Önceki gün de, ama ne gelen var ne giden.
Biliyorum gelmeyecek, çünkü çitlembik ağacım artık yok.
Size söylemedim, nasıl söylesem onu da bilemiyorum.
Aslında o benim kimsenin bilmediği görmediği bir arkadaşım.
Herkes kızıyor bu yüzden. Kimseyi inandıramadım. Yalnızca babam inanırdı bize. Annem bunu unutmam için günlerce konuştu benimle. Baktı olmuyor, bana göster dedi, sana inanayım.
Ona gizli sırrımı anlattım.
Her nasılsa, anneme onun yerini tarif ettiğim günün ertesinde çıktı bu yangın.
Annem hastane odasına ağlayarak gelip yangını haber vermişti. Koluma boynuma dolanan serumlardan iğnelerden kurtulup en hızlı adımlarımla bahçeye gelmiştim.
Artık çitlembik ağacı yok, dedi.
Gemiler de uzaktan geçiyor, hem belki başka çocukların çitlembik ağacını ziyarete gidiyorlardır.
Beklemeyelim o gemiyi dedi.
Yüzüme donup kalan simsiyah acıyı size tarif edemem.
Ben bilmiyor muyum sanki babamın Sıraservilerde uyuduğunu, gemilerde olmadığını?
Ben biliyorum ölülerin terk ettiğini, hastaların da yol gözlediğini.
Dünyanın gerçeklerini bilmenin artık büyümek olduğunu.
Peki annecim, ya hiç büyüyemeyecek bir çocuğun tüm bunları, gerçekleri bilmesine ne gerek vardı.






Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (5)

5.0

100% (5)

Sanrı Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Sanrı yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
sanrı yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Tigem0663
Tigem0663, @tigem0663
4.1.2026 22:48:14
Küller uçuşuyor. Yanmış kaplumbağa kemikleri kararan korların arasında sırıtıyor. Genzimi yakan ıslak ateş kokusu ve duman başımı döndürüyor.Gözlerim kan çanağı. 


Hikaye aklıma cengiz aytmatovun beyaz gemi hikayesini her küçük çocuk hayatı farketmeden yaşar fakat yaşadıkça külün havada uçtuğunu farkedersiniz o küllerin arkasından ne kadar koşarsak koşalım bir türlü yakalayamayız ve hayatta uçuşan bir türlü bırakmayı beceremediğimiz küllerin ağırlığı tonlarca ağırlıkta olup genzimizi en çok git diyip veda edemediklerimiz yakar gidenlerden helallik alalım bu yeter
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn, @sulecannn
4.1.2026 15:12:37
5 puan verdi
Mevlana'nın şaşı çırak anlatımı geldi aklıma bu yazıyı okuyunca.

Usta, bir şaşıya “yürü, var, o şişeyi evden getir” dedi.
Şaşı, ”O iki şişeden hangisini getireyim? Açıkça söyle” dedi.
Usta dedi ki: “O iki şişe değildir. Yürü, şaşılığı bırak fazla görücü olma!”

330. Şaşı, “Usta, beni paylama. Şişe iki” dedi. Usta dedi ki: “O iki şişenin birini kır!”
Çırak birini kırınca ikiside gözden kayboldu. İnsan tarafgirlikten, hiddet ve şehvetten şaşı olur.
Şişe birdi onun gözüne iki göründü. Şişeyi kırınca ne o şişe kaldı, ne öbürü!
Hiddet ve şehvet insanı şaşı yapar; doğruluktan ayırır.
Garez gelince hüner örtülür. Gönülden, göze, yüzlerce perde iner.

Başka bir yönüyle de şöyle düşündüm. İnsana iyi geliyorsa gerçek olmasa da insanın bir çitlembik ağacı olsa bu kime ne zarar verir? Bazen sırf içimizde yaşarız öyle değil mi? Bazen gerçekle hayal karışır. Akıcı ve dokunaklıydı.

Ancak yorum yazabildim. Çokça tebrik ediyorum bu güzel kalemi ve yazarımızı. Selamlar, saygılar, sağlıkla hep.
Gule
Gule, @gule
3.1.2026 21:27:22
Bilmek acı verir, ne kadar çok bilirsen o kadar acı çekersin.

Merak uyandıran, akıcı güzel bir anlatım.
Tebrikler, sevgiler.
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
3.1.2026 19:24:14
5 puan verdi
beğeniyle okudum hocam kutluyorum
meselci
meselci, @meselci
3.1.2026 15:43:33
Çok güzel buldum, günü hak etmiş bir eser. Tebriklerimle.
Sevil Sev
Sevil Sev, @sevil-sev
3.1.2026 08:38:07
Emeğinize yüreğinize sağlık tebrikler günün seçkisine 🌿
Jüli d.
Jüli d., @efemera
3.1.2026 08:26:27
5 puan verdi
Bilmek başka inanmak başka.
Iyi öykü hep hep.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL