2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
55
Okunma
Bir sofranın etrafında başlar bazen insanlık. Bir tabak yemekle değil; bir selamla, bir bakışla, bir niyetle kurulur o sofra. Bu, sıradan bir sofra değildir. Bu, kardeşlik sofrasıdır. Bu, Halil İbrahim sofrasıdır. Kimlik sormaz, adres aramaz, pasaport kontrolü yapmaz. Aç olan buyur edilir, yorgun olan oturtulur, kırık olan dinlenir.
Bu sofrada yalnızca Türkiye’nin sınırları yoktur. Bu sofrada 86 milyonun kalbi vardır ama o kalp, dünyanın dört bir yanına taşar. Mazlum coğrafyaların sessiz çığlıkları da gelir bu sofraya. Yoksulluğun tam ortasındaki coğrafyalarda büyüyen çocuklar, yokluğun diliyle konuşan analar, sabaha umutla uyanmak isteyen herkes… Hepsi için bir yer vardır bu sofrada. Çünkü bu sofra, tokun değil; darda olanın sofrasıdır.
Ve gurbet… Elinde valizle değil, içinde özlemle yaşayanların hâli… Avrupa’nın bir sokağında, bir işçi lojmanında, bir yabancı dilin ortasında kurulan küçük masalar… O masalarda memleket kokusu vardır. Bir dilim ekmekte anne sesi, bir bardak çayda baba suskunluğu… İşte bu sofra, gurbetçilerin de sofrasıdır. Yalnız olmadıklarını hatırlatan, uzaklığı biraz olsun kısaltan bir sofradır.
Yeni bir yıla girerken, takvim değişirken, beklentiler de dizilir bu sofranın kenarına. Daha az acı, daha çok adalet, daha fazla merhamet… Ama biliriz ki her beklenti insandan olmaz. Asıl beklenti Rabbindendir. Sofrayı kuran biz olsak da bereketi veren O’dur. Umudu yeşerten, yarayı saran, kalbi teskin eden O’dur. Bu yüzden bu sofra, sadece karın doyurmaz; dua ile ayakta durur.
Bir köşesinde hüzün vardır bu sofranın. Kaybettiklerimiz, yetişemediklerimiz, yarım kalanlarımız… Ama tam ortasında umut oturur. Çünkü umut, paylaşıldıkça çoğalır. Bir lokma ekmeği bölüşürken, bir cümle teselliyi paylaşırken büyür.
Ve ben, bu sofrayı düşünürken, çaktırmadan doğduğum yere uğrarım. Çıldır’a… Ayazın sert, yüreğin sıcak olduğu yere. Karın sessizce her şeyi örttüğü, insanların birbirine daha çok yaklaştığı o eski günlere… O günlerden öğrendim bu sofrayı. Kimse açken tok yatmazdı, kimse yalnızken yalnız bırakılmazdı.
Yeni yılın eşiğinde, dileğim şudur: Bu sofra dağılmasın. Ne memlekette ne dünyada… Mazlumun umudu, gurbetçinin tesellisi, kardeşliğin dili olsun. Ve biz, bu sofrada oturmayı değil; bu sofrayı kurmayı bilenlerden olalım.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (2)