0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
448
Okunma

İnsan hayatı sürekli devam eden bir anlam arayışı olmalıdır. O hayata gözünü açtığı andan itibaren dünyayı anlamlandırmaya çalışır. Dünya başlangıçta yabancı bir yerdir. İnsanın hayattaki yaşantısı, gözlemleri, deneyimleri anlam arayışını tamamlamak üzerinedir. Hayatın anlamı üzerine bu arayış ömür boyu sürer. Anlam arayışından netice elde edenler, felsefe kültürünü kazanırlar. İnsanın aradığı aslında kendisidir. İnsan, kendisini anladığında hayatı da dünyayı da anlamış olur.
"İnsanın Anlam Arayışı" kitabının yazarı Viktor Frankl bu konuda şöyle der: "Kişinin yaşamda bir anlama ulaşmasının üç temel yolu vardır. Bunlardan ilki, bir eser yaratmak ya da iyi bir iş yapmaktır. İkincisi, bir şey yaşamak ya da insanlarla etkileşimde bulunmaktır. Üçüncüsü, kendi benliğinizin ötesine geçmektir, böylece kendinizi değiştirebilirsiniz. (Bak. Metin Kazan, Hakikati Bulma Çabası, Sh:33)
Bazen hayat, trafikte ters yola girmek gibidir. Herkes doğru yönde ilerlerken senin hatanı fark etmen gecikir. Üstelik geri dönmek her zaman mümkün değildir. İşte o an, insan sadece hatasını değil, kendisini de sorgulamaya başlar.
Bazen hayat, ne olduğunu anlamadan çamura düşmektir. Temize çıkmadan eski hâlimize dönmek mümkün olmaz. Sanki normal olan ne varsa bizden uzaklaşmak ister. Alışılmadık bir ortamın soğukluğu ve karamsarlığını hissederiz.
Kimi zaman geçmişte yaşadığımız bazı olaylar sebebiyle pişmanlıklarımızla yüzleşiriz: Şöyle davransaydım, bir tavır koysaydım sonuç böyle olmazdı. "Neden o an müdahale etmedim, nasıl olup da pasif kaldım?” Açıkça ne yapmam gerektiği belliyken bazı insanların beni yanıltmalarına, kandırmalarına nasıl izin vermişim? Biraz daha dikkatli, daha mantıklı olamadığım için bütün bu olumsuz sonuçlara katlanmışım! Kendimi güçlü ve cesur bilirdim, ama değilmişim,"
İnsan bazen kendini bir labirentte bulur. Sözleri muamma olur, kavramlar yabancılaşır. Kafa karışıktır, yönler şaşırtır. Sessizlik sorun olur. Bir çıkış ararken kendini kaybetmiştir insan.
Bazen; neyi bilmediğinden haberi olmayan ve kendini akıllı sanan, nezaketten nasipsiz olanlara mecburen katlanırız. Bu durumda hayat katlanmaktır.
Öyle zaman olur ki cahil cesaretiyle üzerimize gelenlere sessiz kalmak gerekir. Şu halde ihtiyaçlar ve zorunluluklara mahkûm olmaktır hayat.
Bazen hayat, çocukla çocuk olabilmektir. Ki çocuklar masumiyet demektir, insanın yaratılış özelliklerini (fıtratı) onların dünyalarına girerek anlarız. Çocukları anlamak, aynı zamanda tabiat ile bağ kurmaktır.
Karşılık beklemeden sevebilen yürekler ve ihtiyacımız olduğunda elimizden tutan iyi insanlar göçüp gitmişler. Şimdi ise yalnızlığımız giderek artarken, anlamlar birer birer kayboluyor. Belki de hayatın anlamı, onu aramaya devam edebilme cesaretindedir.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.