1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
392
Okunma

Üniversitelerin öğretim yılına başladıkları henüz ilk gündü. Ali, on sekizinde, orta halli bir ailenin, babasının sözünden hiç çıkmayan, akıllı ve çalışkan bir çocuğuydu. Annesinin de onaylamasıyla, babasının önerdiği gibi, sınıf öğretmenliğini tercih etmiş ve bir devlet üniversitesine girmişti.
Henüz ilk gün ve ilk dersti. Orta sıralardan birine oturmuş, diğerleri gibi etrafı izliyor, tanımak-tanışmak için çaba sarf ediyordu. Ön sıralarda oturan bir kız öğrenci dikkatini çekti. O da arka tarafına dönmüş, etrafını izliyor ve diğerlerini tanımaya çalışıyordu. İlginç bir şekilde, bakışları birden çakışıverdi. Sanki, her ikisi de dakikalardır etraflarında aradıkları, bulmaya çalıştıkları kişiyi bulmuştu. Uzun süre, gözlerini birbirlerinden ayıramadılar. Hatta bir ara her ikisi de istem dışı olarak gülümsediler birbirlerine.
Ders sonunda Ali, kızı aradı etrafında, gördüğünde de peşinden gitmeye çalıştı. Fakat kız, ondan uzaklaşmak istiyor gibiydi. Öyle olduğunu anlamakta zorlandı ve ısrarla onu aramaya, takip etmeye çalıştı. Fakat sonunda, kızın ondan bilerek uzak durmaya çalıştığına inandı.
Gün boyu her teneffüste, aynı olay yaşandı. Ali kovaladı, kız kaçtı. Bunun sebebi hakkında hükümler vermeye çalıştı Ali. En büyük ihtimal, kızın bir erkek arkadaşının, bir sevgilisinin olabileceğiydi. En mantıklı sebep bu olabilirdi. Ona hem annesi hem de babası, bu işler için liseyi bitirmesini ve üniversiteye başlaması gerektiğini tavsiye etmişler ve o da uymuştu. Fakat herkes için bu durum geçerli olacak değildi ya!
Aynı hafta içinde, yemekhanede otururken, ön masalardan birinde, ona arkası dönük olarak oturan bir kız öğrencinin, sol kolunun olmadığını, tek kolla yemek yemeye çalıştığını fark edince duygulandı. Kız yemeğini bitirip kalkınca, yüzünü gördü ve tanıdı onu: O kızdı bu! Belli ki, bu yüzden ondan kaçıyordu. Birden ayağa kalkıp yemek tabağını eline aldı ve kıza dokunup seslendi:
- Yardımcı olabilir miyim? Şaşırdı kız, tanıdı onu. Engelli olduğunu fark ettiğini görüp utanır gibi oldu.
- Teşekkür ederim ama gerek yok, deyip yürümeye devam etti. Peşinden gitti Ali de. Artık onu bırakamayacağını iyice anladı. Çünkü, eğer vaz geçerse, kıza büyük bir kötülük etmiş olacak, onun, kendisine ilgi duyan bu gencin, engelli olduğunu görünce, bu yüzden peşini bıraktığına inanacaktı. Bu da onda ağır bir travmaya neden olacaktı.
Ali kalbinin ve vicdanın sesini dinleyip, ısrarla, inat ederek tanışmaya razı etti kızı. Tülay’dı ismi. Ondan az daha kısa boylu, hafif dolgun bedenli, kumral, uzun saçlı, kahverengi gözlü, o da orta halli bir ailenin kızıydı.
Arkadaşlıkları hızla ilerlemeye başladı. Ali, anne ve babasına da söz edip onaylarını aldı. Kızın durumundan dolayı, çok hassas olması, bırakmayı asla düşünmemesi için uyardılar. ’’ Zamanında karşına çıktığına göre, nasibinmiş demek. Hayra yor ve razı ol.’’ dediler. Ali de aynı fikirdeydi.
Aradan biraz daha zaman geçtiğinde, kız da ailesine ondan söz etti.
Bir gün okul çıkışı bir kafede buluştular. Tülay, durgun ve üzgündü. Ali, bunu fark edince, ısrarla sordu bu halinin sebebini.
- Aileme senden söz ettim. Onların da bilmesini istedim. Hatta, seni onlarla tanıştırmayı düşünüyordum.
- İyi etmişsin. Ben de çok isterim hem onlarla tanışmayı hem de seni benim ailemle tanıştırmayı. Sustu kız. Uzun süre konuşmadı. Merak etti Ali:
- Niye sustun Tülay? Ne güzel işte; belki yakında söz, nişan bile yapıp, mezun olunca da evleniriz. Yine sustu Tülay...Uzun aradan sonra konuşmaya başladı:
- Artık gerek kalmadı Ali. Aileme, senin Alevî olduğunu söylediğimde, çok sert tepki aldım. ’’ Biz onlara kesinlikle kız vermeyiz, sadece kız alabiliriz.’’ dediler. ’’Eğer verecek olursak, bizi cemiyet dışına atarlar. Sakın ısrar etme!’’ dediler. Şaşırdı Ali. Oysa, kendi ailesinden bu konuda hiçbir tepki almamıştı.
- Kusura bakma Ali. Seni ne kadar sevmiş olsam da ailemin sözünden çıkamam, onları karşıma alamam. Sana mutluluklar dilerim, deyip ayağa kalktı ve elini uzattı; tokalaştılar, arkasını dönüp hızla uzaklaştı kız oradan. Ali, aşırı derecede şok olup ne diyeceğini ne yapacağını şaşırmış olarak öylece kalakaldı...
Fikret TEZEL
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.