2
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
200
Okunma
"GAZETE DUVAR" Yazarı V. Doğan Kayıkçı sen duvara tosladın!
Sahi adının başında "V" yazınca, ben o V’yi farklı yorumladım(!)
"TURK" OLMAYANLAR GITSIN!
Bazen tek dilimiz, tek dinimiz ve tek ırkımız olsun istiyorum.
Türk olmayanlar gitse keşke diyorum kendi kendime..
Önce Ermeniler beğenmiyorlarsa terketsinler ama Balyan Ailesi’ni ve yaptıkları Çırağan Sarayı, Dolmabahçe Sarayı,Kuleli Askeri Mektebi, Selimiye Kışlası, Gümüşsuyu Askeri Hastanesi, Malta Köşkü ve Bezmiálem Valide Sultan Camii, Ortaköy Camii, Hamidiye Camii, Pertevniyal Valide Sultan Camii ve daha nice dünyanın hayranlıkla izlediği mimarilerini de alsınlar giderken...
Ve Ermeniler giderken kesinlikle Adile Naşit’i götürsünler istiyorum...Onno Tunç’u, usta Ara Güler’i, Ayhan Işık’ı da alsınlar. Cem Karaca da şarkılarını alıp gitmeli ki tam olsun. BİZ den başkası kalmasın...Tiyatronun kurucusu Agop Vartiyan’ı (Güllü Agop) ve ilk opera topluluğunu kuran, ilk operetimiz Dikran Çuhacıyan’ı vs vs vs unutmasınlar. Ermeniler hepsini alıp gitseler keşke diyorum.
Bizim bir tanemiz dünyaya bedeldir..sadece BİZ ler kalalım.
Rumlar da gitsin istiyorum. Giderken mutlaka o güzel cumbalı ahşap evleri, hayranlıkla izlediğimiz, hiçbirimizin estetikden anlayabilip köyümüzde falan yapmayı bile denemediği, şehirlilerin ise "Ah bir tane satın alabilsek" diye hayal ettiği Rum taş evlerini ve arnavut kaldırımlarını da götürsünler istiyorum. Koca Mimar Sinan’ı .. Ve Selanik türküsünü, o güzel Rum meyhanelerini ve hep içtiğimiz rakıyı da alıp gitmeliler. Kim neyi varsa alsın da gitsin.
Kürtler Yaşar Kemal’i, Ahmed Arif’i, İsmet İnönü’yü, Bülent Ecevit’i, halayları, halk oyunlarını, ağıtlarını, şarkılarını... Deniz Gezmiş’i, Yılmaz Güney’i, Ahmet Kaya’yı, Erol Taş’ı ve Teoman’ı...Ne bileyim işte bütün profesörlerini, öğretmenlerini, kara cahilini vs. alıp da gitmeli.
Araplar Battal Gazi’yi, kebaplarını ve tavlalarını..
Bulgarlar şarkılarını türkülerini, "Ayletme beni"yi, "Arda boyları"nı, damat halayını, şarkıcı Ciguli’yi:) ve akıtmalarını, börek çöreklerini, tatlı bozalarını...taklitleri yapılan komik aksanlarını, Naim Süleymanoğlu’nu ve Sabahattin Ali’yi...alıp da gitmeli.
Çerkesler de terketmeli burayı...Ama terkederken Yeşilçam’dan Türkan Şoray’ı, Türk edebiyatının içinden ise Ömer Seyfettin’i çekip alsınlar istiyorum. Nazım Hikmet Ran ve isterlerse Çerkes Etem’i de götürsünler giderken...
Lazlar fıkralarını, takalarını, horonu, hamsiyi, muhlamayı ve Topal Osman’ı hatta Kazım Koyuncu’yu...Süryaniler ise kaburga dolmalarını, içli köftelerini, şaraplarını, Coskun Sabah’ı ve Anılar şarkısını da alabilmeli giderken mesela...
Romanlar çingeneler toplasın sazlarını, çadırlarını, Neşet Ertaş’ı ve türkülerini de götürsünler istiyorum giderken.
Aynı ırkımız, dilimiz ve dinimizle bir tek BİZ kalalım istiyorum.
Sonra birbirimize bakalım uzuun uzun...Ve soralım istiyorum. BİZ kimiz? diye.
V. Doğan Kayıkçı
--------------------------------------------------------------------------------------
V. Doğan KAYIKCI’nın "TURK" OLMAYANLAR GITSIN! Başlıklı yazısına cevabım.
Sen Doğan Kayıkçı, madem söze “TÜRK’le” başladınız. Ben de bir “TÜRK” atasözüyle size cevap vereyim; Bir Türk atasözü der ki; “büyük lokma ye, ama büyük laf etme!” Ve kulaklarını aç,iyi dinle beni!
Bugüne kadar hiçbir “Türk”; Anadolu topraklarından, Kürt gitsin, Ermeni gitsin, Yahudi gitsin, Arap ya da Çerkez gitsin dememiştir! Demesi de mümkün değildir! Çünkü yedi düvel Türklerin konukseverliğini iyi bilir!
Eğer “Türkler” Türk olmayanların dışındakileri Anadolu topraklarından gitmesini isteselerdi ve gönderselerdi, inanın dünya şimdi bahsettiğin o diğer halklara dar gelirdi!
Bütün mesele de burada yatıyor zaten: Türklerin ve Anadolu topraklarının katıksız olmayışından, öyle ki Türkler hoşgörü ve human düşüncelerle devletini yönetmek için bile başka ırklara imkân tanımışlar onları layık görmüş yüceltmiş özümsemiştir! Tıpkı bugün olduğu gibi!
Şimdi siz google’ye girerek kim bilir kaç sayfadan Copy pasteyle bişeyler paylaştınız diye Türkler ya da diğer ırklar bunun gerçek olduğuna mı inanacaklar? Diyelim ki inandılar. Ama eksiğin var evlat! Keşke bu bilgilerin yanı sıra, 1492 Yılında İspanyadan sürgün edilen Yahudilere Türklerin kucak açtığını da! Yazsaydın.
Mesela 1864 ve 1944 Yılında Soviyetler birliğinin, yani Rusyanın gemilere doldurarak gecenin bir yarısında Karadenizin azgın sularında kaderlerine terk edilen Çerkezlere de Türklerin kucak açtığını yazsaydın!
Daha da derine götürdün beni. Ve tarih bilgilerimi kıpraştırdın.
Keşke Emevilerin ve Abbasilerin Hazar Türklerini nasıl katlettiğini de yazsaydın!
Ve Arap alçağı Kuteybe’nin; “Türklerden akıtacağım kanlarla değirmenler kurup, buğdaylar öğüteceğim.” Diyerek son seferinde Asya da 42 000 Türkü nasıl katlettiğini de yazsaydın!
Yine Museviliği benimsemiş Hazar Türklerinden Karayların 1933 yılından başlayarak, 1939 yılına gelindiğinde sistemli bir şekilde Adolf Hitler tarafından Yahudi yaftasıyla katledilen Musevi Karay Türklerini de yazsaydın! ( Hazar Türkü olan Karaylar, Musevi oluşları sebebiyle Yahudi İsrail tarafından sahiplenilmiştir. Bu durumu dünya kamuoyuna kabul ettiren Yahudiler Alman devletinden 132 Milyar altın para alarak bugünkü seviyelerine ulaşmışlardır.) Yani anlayacağınız bu durumda bile tevazu göstererek, biz Türkler ölülerimize sahip çıkmamışızdır.
Persler tarafından Kirmanşah kentinden sürgün edilen Dede Berzani’yi M. Kemal Atatürk’ün emriyle alınıp güvenli bir şekilde Irak topraklarına konuşlandırılmasını da yazsaydın!
Ermenilere gelince, Taa bir Türk kağanı olan Babek’i katletmeleriyle başlayan, günümüze kadar birçok diplomatımızı katleden Ermenileri de yazsaydın!
Ve yine 35 Yıldır Kürt ve Türk halkını katleden, okulları yakan, sağlık ocaklarını yakan polisimi Askerimi şehit eden itleri de yazsaydın!
Sıraladığın insanlara gelince Türk insanı o güzel şahsiyetleri güzelliklerinden dolayı özümsemiş ve bağrına basmıştır! Benim bundan kuşkum yoktur. Sizin kuşkunuz var ise, sorun Türk toplumunda değil, sizin kokuşmuş zihniyetinizdedir demek!
Gelelim bu ülkenin asli unsurlarından olan ve bir numaralı vatandaşı kabul edilen Kürt halkına; Nerede ikamet etiğini bilmem. Ne iş yaptığını da! Ama gördüğüm o ki, batıda yaşayarak doğunun nelere gebe olduğunu bilmeden hatta ömründe bir kez olsun doğuya gitmemiş fakat doğu adına avukatlık yapan entelektüel godoşlar, halkların kardeşliği söylemi, Sosyalizm söylemi ile, özünde burcu burcu ırkçılık kokan taraflılıkla bu ülke bu noktaya geldi!
Size sorsam; “Eviniz teröristlerce basıldı mı?” Eminim cevabınız hayır! Olacak. Ama Hiçbir suçu olmadan, iki minik yavrusu, eşi, yatağında son günlerini hasta olarak geçiren anası var iken PKK denen satılmış emperyalist uşakları yok saydığınız, kin kustuğunuz sıradan sivil vatandaşların evlerini bastığını, katliamlar yaptığını da yazsaydınız!
Böyle bir şey yaşamadığınız için edebi cümlelerle süslediğiniz metin gayet normaldir. Ve taraf bulması da gayet mümkündür! Kim bilir o kesimle iç içe yaşamasaydım, belki ben de söylediğiniz güzel sözlere kanabilir, inanabilirdim.
Ama inanın hiçbir “TÜRK’ün” Anadolu topraklarında yaşayan diğer toplumlarla sorunu yoktur. Özellikle de Kürt kardeşlerimle hiç mi hiç yoktur!
35 Yıldır o Kürt kardeşlerim kendileri şerrin yanında yer alarak sorun yaratıp kaostan, kinden ve kandan besleniyorlar!
Lazlar, Süryaniler, Romanlar hatta ve hatta Araplar bile sizin gibi düşünmüyor ve sizin gibi Türkleri acımasızca eleştirmiyorlar.
İsterseniz siz de sağduyulu, erdemli, onurlu bir birey olur, onlar adına avukatlık yaparak cepheyi daha da genişletemezsiniz! Ya da provokatörlüğünüze devam eder azdan azın, çoktan çokun gitmesine katkıda bulunursunuz!
Ne var ki idraktan yoksun olmayanlar, algısı güçlü insanlar sizin sözlerinizin Provokasyondan başka bir şey olmadığını göreceklerdir!
Netice itibarıyla “BİZ KİMİZ?” sorusuna cevap vereyim!
Biz, kimiz?
Yukarıda belirttiğim gibi, biz “TÜRKÜZ.”
Biz, human bir toplumuz.
Biz, misafir perver bir toplumuz.
Biz, bize zarar vermeyene zarar vermekten imtina eden toplumuz.
Biz, mazlumun safında, zalimin karşısında duran ve durduğunda da dik duran asil TÜRKLERİZ!
Merak ettim; ya siz, siz kimsiniz?
Efkan ÖTGÜN
5.0
100% (2)