0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
300
Okunma

İnsanoğlu toplumsal bir varlıktır. Günlük hayatta sohbet ederken çoğu zaman farkında olmadan başkalarının özel hayatını konuşur, hoşlanmayacağı sözler söyler. İslam’da bu durum “gıybet” olarak adlandırılır ve büyük günahlardan sayılır.
Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın. Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurât, 12)
Bu ayette gıybetin ne kadar çirkin bir davranış olduğu, insan fıtratına ters bir benzetmeyle anlatılmıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de gıybeti şöyle tarif etmiştir: “Kardeşini, hoşlanmayacağı bir şey ile anmandır.” Ashab, “Ya söylediğim onda varsa?” diye sorunca, “Eğer söylediğin onda varsa gıybet ettin. Yoksa iftira etmiş oldun.” buyurmuştur. (Müslim, Birr 70)
Buna göre, başkasının arkasından doğruları bile konuşmak gıybettir. Eğer o söz yalan ise bu sefer iftira olur ki günahı daha büyüktür. Gıybet, insanlar arasında kin ve düşmanlık doğurur, kalbi karartır ve kul hakkına sebep olur. Sadece Allah’a değil, kula da hesap vermeyi gerektirir.
Bazı istisnai durumlar dışında gıybet kesin olarak haramdır. Zulme uğrayan birinin hakkını aramak için şikâyet etmesi, insanları zararlı bir kişiden uyarmak, dinî veya dünyevî bir konuda fetva almak ya da resmî görev için şahsiyet değerlendirmesi yapmak bu istisnalara örnektir. Bunun dışında gıybetten uzak durmak farzdır.
Gıybetten korunmak için dilimizi tutmalı, konuşmadan önce düşünüp tartmalı, gıybet ettiğimiz kişilerden helallik istemeli, Allah’tan af dilemeli ve onları hayırla anarak telafi etmeye çalışmalıyız. Müslüman, diliyle de eliyle de başkalarına zarar vermeyen kimsedir. Bu yüzden başkalarının ayıplarını değil, kendi kusurlarımızı düzeltmeye yönelmemiz gerekir.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.