9
Yorum
11
Beğeni
0,0
Puan
513
Okunma
İlkokuldaydım. Kendimi bildim bileli evimize gazete girerdi. Özellikle o zamanların “Akşam” gazetesi. “Karaoğlan” vardı, çizgi roman şeklinde; babası Baybora’ydı. Okla, sazakla, düşmanlarla savaşırdı.
“Pehlivan tefrikaları” vardı: Adanalı Halil, Kel Aliço, Kurtdereli... “Çetin Altan” vardı; “Şeytan’ın Gör Dediği” başlığıyla ikinci sayfada yazardı. Bunları mutlaka okurdum.
Bir gün gazetede bilmediğim bir kelimeyle karşılaştım: “Jigolo”. Anneme sormak istedim. Annem kültürlü bir kadındı; roman okumayı çok severdi. Kerime Nadir’i hiç okumadım ama adını annemden duymuştum.
“Anne, Jigolo ne demek?”
Annem, kötü bir şey söyler gibi: “Kadın parası yiyen erkek.”
Belki bunun etkisisiyle kız arkadaşlarımın hesaplarını bile hep ben ödedim.
Pedagoglar diyor ki o yaştaki çocuklara yalan söylememek lazım; ama her şeyi detaylı anlatmak da gerekmez. Çocukların zekasına göre, bazı şeyleri gizleyerek, oyunbazca öğretmek; Tânra’nın sobelemesi gibi…
Üniversiteyi bitirdim. Öğretmenliğimin son dönemlerinde bir gün, okul kantinine çay almak için girdim. Saygı duyduğum branştaşım, orta yaşlarda bir hoca hanım, aldığı çayın parasını verirken benim çayımın parasını da ödemek istedi. Ben olmaz desem de, “Abi, ne olacak sanki,” dedi. Ne olacağını o da bilmiyordu, ben de.
Çayı aldım, kantinden çıktım. Baktım ki kantinin kapısının yakın masasında diğer üç bayan öğretmenle birlikte oturuyor. Teşekkür maksatlı, yarı şaka: “Bugün jigoloyum, (B...) hanımın çayını içiyorum,” dedim. Masadakiler donup kaldı,hiçbir söz söylemediler.
O hanımın beyini de tanıyordum; arada okulumuza geliyor, çay içiyorduk. O günden sonra benimle hiç konuşmadı.
Zaten kısa bir süre sonra emekli oldum. Şimdi düşünüyorum da, ben iyi niyetliydim. En güvendiğim insandan öğrendiğim bir kelimeyi, abartılı da olsa bildiğim anlamda doğru kullanmıştım. Ama jigolonun anlamını eksik biliyormuşum. Gaf yapmışım. Fakat o ve beyi de jigolonun tanımını yanlış biliyormuş; çünkü benden yaklaşık yirmi yaş küçüktü.
Öğretmenlik yapıp da, ya da bir pedagogun yerine geçip de öğüt verecek değilim. Sadece şunu söylemek istiyorum: Çocuklara doğruyu eksik anlatmanın, bazen Tânra’nın sessiz oyunları gibi göründüğünü bilmek gerekir; Tanrı bakar, şeytan sessiz kalır ve eksik öğrenilen bilgi kendi yolunu çizer.
Seddar / Mersin / 20.08.2025
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.