1
Yorum
12
Beğeni
0,0
Puan
330
Okunma

İnsanlar konuşarak yaşar derler, ama bazen öyle zamanlar gelir ki, kelimeler ya boğazına düğümlenir ya da anlamını yitirir tamda bu noktada başlar suskunluk. Susmak, çoğu zaman yanlış anlaşılan bir durum gibidir, sanki hiç söyleyecek bir şeyin yokmuş her şeyi kabullenmiş sin gibi. Oysa çoğu zaman öyle değildir, susmak, bazı şeylerin çok konuşulduğu için değil, artık konuşulamayacak kadar içe gömüldüğü yerden başlar.
Bende sustum ve çok uzun zaman oldu konuşmadım ama içim konuştu o hiç susmadı ama kimseye değil, kendi kendime. Çünkü bu hayatta bazen kelimeleri dışarı taşıracak biri olmaz, kimi zaman anlatmak istersin ama karşında duvar gibi duran insanlar vardır. Onlar anlamayanlar, dinlemeyenler ve hatta bazen dinliyormuş gibi yapıp sadece sırasını bekleyenler…
Zamanla öğrendim her insan duymaya hazır değil ve her insan, içinden geçenin karşılığını aramıyor artık, kimi sadece konuşmak için konuşuyor işte bu yüzden en çok, konuşmasını bilmeyenlerden korktum. Çünkü kelimeyi bilmek başkaydı, yaşamak başka.
Konuşmadık, ama çok sevdik, belki de en çok burada kırıldık. Ya sevmeyi tam bilmiyorduk veya sevmek gibiydi yaşadıklarımız, ondandır tamam değildi bir şeyler. Bazen eksikti, bazen fazlasıydı gibi. Bazı sevgiler vardı, kelimesizdi, bazı sevgiler vardı, söylenmemişti bile ama içimizde büyüyordu. Ve belki de bu yüzden, sevmenin adı bile sustu.
Gidenlerin ardından iyiydi dedik, nihayetin de herkes böyle diyor. Sanki o kelime her şeyi toparlıyordu. Ama kimse bilmez iyiydi derken insanın içinde ne kadar çok şeylerin sustuğunu. Çünkü iyiydi demek bir sonuç değil, bir kaçıştır. Bir türlü anlatmaya yetmeyen, ama söylemeden de geçilemeyen bir kelimeydi o.
Ve bazı sesler vardır, çocukken anlamazsın, sadece dinlersin. Barak’tan gelen bir ağıt gibi düşer içine. Ağlayan bir kadının sesi, iskan diye tutulan bir ağıt, ne dediğini bilmesen de içini titreten bir ses. Biz onları da sorduk zamanında ama cevap alamadık. Çünkü bazı şeyler büyüklerin bile konuşamadığı şeylerdi.
Zamanla öğrendim,
Özlemek de susturur insanı.
Kırılmak da.
Anlaşılmamak da.
Ama en çok da… sürekli yanlış anlaşılmak.
İçimize gömüldük, Bir zamanlar insanlar vardı, biz onlara rastladık. Sevgi vardı, emek vardı, gülüşler vardı, içi dolu, ama gel görkü sonra gülüşler bile değişti. Gülüşlerin içine gizlenmiş ağıtları fark eder olduk. Gülerken bile ağlayan insanlar gördük ve artık her gülüşte bir eksiklik hissettim.
Zaman gelip geçti bizler büyüdük. Belki de sadece onun için sustuk, çünkü kelimeler yetmedi. Ve bazen, anlatmak değil, anlamak da değildi sadece yanında sessizce duracak birilerine ihtiyaç duyduk.
İşte bir çoğumuz böyle böyle, susarak öğrendik hayatı.
Kırılmamayı, bağırmamayı, vazgeçmeyi…
Ama hala içimizde bir yerlerde konuşmak isteyen bir şeyler var.
Yalnızca doğru kelimeyi bekliyorlar.
Ya da artık hiçbir kelimeyi beklemiyorlar.
Susarak yaşadık.
Ama boşuna değil.
Susarak da çok şey öğrendik.
*
Mehmet Demir
14720
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.