0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
329
Okunma
Yüzyıllar boyunca sistem aynı; devlet vatandaştan çeşitli vergiler toplar. Devletler, vergilerin bir kısmını millet için harcar; diğer bir kısmı kendisi için harcar. Gün gelir devletin gelirleri giderlerini karşılayamaz hale gelirse bütçe alarm veriyor demektir. Bu durumda iç veya dış borçlanmaya gidilir ya da vergiler artırılır.
Osmanlı Devleti 1854 yılında ilk defa dış borçlanmaya başvurmuş, ancak bu tarihten sonra devlet dış borçlanma sarmalına girmiştir. 1854-1914 yılları arasında 347 Milyon Osmanlı lirası borçlanmıştır (...) Borçlanılan paranın büyük bir kısmı eski borçların anapara taksitleri ve faizlerin ödenmesinde kullanılmıştır. (Muhasebe ve Finans Araştırmaları Dergisi, sayı:23-Temmuz 2022 Sh.17)
Devletlerin yıkılışında borçlanma önemli etkenlerden biri olmuştur. Bir ülke kötü yönetiliyorsa toplumda refah seviyesi düşer, hayat pahalılığı artar.
Anadolu halkı yoksulluk sebebiyle çıkan
ve geniş halk kesimlerine kadar yayılan "Celali İsyanlarından beri genel olarak ekonomik sıkıntılardan kurtulamamıştır. Yastık altı diye tabir edilen altın biriktirme alışkanlığı, zor günler için sakladığı güvencedir. Ekonomi yönetiminden bazı yetkili kişiler, yastık altındaki altınları ekonomiye kazandıracaklarını ifade ediyor, fakat bunu nasıl yapacakları meçhul.
Vergi, bir ülkenin yükü değil; aynı zamanda aynasıdır.
Nasıl toplandığı ve nasıl harcandığı, o ülkenin adalet anlayışını gösterir.
Bugün en çok tartışılan konulardan biri de bu:
Vergi yükü adil mi dağılıyor?
Dolaylı vergiler arttıkça,
zenginle fakir aynı oranda yük taşır.
Bu ise adalet duygusunu zedeler.
Sorun sadece vergi değil, algıdır.
İnsanlar ödediği verginin karşılığını göremediğinde, güven de zayıflar.
Oysa güçlü bir ekonomi,
sadece gelirle değil; güvenle ayakta durur.
Vergi adil olduğunda,
toplum da devlete karşı daha güçlü bir bağ hisseder.
Türkiye’de kurumlar vergisi düşük kalmış, dolaylı vergiler ise oldukça yüksektir. Şöyle ki, 22 yıl önce dolaylı vergilerin şirketlerin ödediği kurumlar ve gelir vergisine oranı 50/50’ydi. Bugün KDV; ÖTV % 74, kurumlar gelir vergisi % 26’dır. (Bakın: Ekonomist Bartu Soral, Prof. Dr. Soner Gökten Youtube kanalı, 26.03.2026)
Gider tarafında faiz ödemleri ile ilgili açıklamalar şöyle:
Türkiye, 2003-2023 yılları arasında faize 563milyar dolar ödedi. 2023’te toplanan 100 liralık verginin 15 lirası faize gitti.(tr.euronews.com 16 Şubat 2024) Hazinenin verilerine göre 2025 yılında bütçe 1.8 trilyon lira açık verdi. (bloomberght.com 15.01.2026)
Yıllar önce başbakanlığa getirilen Refik Saydam’ın ilk açıklaması oldukça dikkat çekici: Türkiye’de her işimiz A’dan Z’ye bozuktur!
Tanınmış bir iktisat profesörümüz kayıt dışı hakkında şu ilginç tesbitte bulunmuş: Türkiye’de kayıt dışı ekonomiyi tertip eden de, teşvik eden de, şikâyet eden de devlettir. Hazine Maliye Bakanlığı verilerine göre kayıt dışı ekonomi, yasal mal ve hizmetlerin konusu olmasına rağmen devletin denetiminden kaçırılan, belgelendirilmeyen, vergilendirilmeyen ekonomik faaliyetler demektir. Son 10 yılda Türkiye’de kayıt dışı ekonomi oranı %27-30 bandında dalgalanıyor
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.