İyimser bir insan ışık olmayan yerde ışık görebilir; ama kötümser biri neden hep onu söndürmeye koşar? (michel de saint pierre)
Koyukahvesair
Koyukahvesair

KAYIP TELEFON

Yorum

KAYIP TELEFON

( 1 kişi )

0

Yorum

4

Beğeni

5,0

Puan

167

Okunma

KAYIP TELEFON

ODA 712

Otelin girişi abartısız ama zarifti. Tavandan sarkan kristal avizelerin yansıması, kırılmış hayaller gibi zemine dağılmıştı. Elindeki davetiye nemli avuçlarında hafifçe buruşmuştu ama önemi yoktu. Zira bu gece özel bir şey olacaktı, içinde bir his vardı. Uzun zaman sonra ilk kez kendini davet edilmiş hissediyordu.

Ünlü insanlarla dolu salonda kimse onu tanımıyordu, ama bu kez o da kimseyi tanımaya çalışmadı. Gülümsedi, konuştu, dinledi… Sanki bir başkasıydı. Daha güçlü, daha özgür biri.

Bir anda anons yapıldı:
“İkinci etkinlik beş dakika içinde teras katında başlayacak.”

Hareketlenmeye hazırlanırken bir şeyin eksikliğini hissetti. Ellerini cebine attı, çantasını kontrol etti…
Telefonu yoktu. Bir an için kalbi hızlandı.

Oda numarası netti: 712.

Ama otel büyük ve karmaşıktı. O an gözleri kalabalığın dışında, kapının yakınlarında duran köpeğine takıldı.

Onunla otele nasıl girdiğini kimse sormamıştı. Zaten o hiçbir yere ait değildi, yalnızca ona aitti.

Göz göze geldiler.
Bakışlarında kelime yoktu ama anlam fazlasıyla açıktı.
O bir adım attı, sonra durdu.
“Sen,” dedi sessizce içinden. “Sen beni anlıyorsun.”

Köpek döndü. Hızlı ama sakin adımlarla uzaklaştı. Odaya gittiğini biliyordu. Her zaman bildiği gibi… Onun sessizliğini, kaygısını, unutkanlığını… ama en çok da kalbinin neyi aradığını biliyordu.

O ise kapının önünde kalakaldı. Gözleri köpeğinin ardından kayarken içini bir tür güven sardı. Gecenin içinde, kendini ilk kez bu kadar tamam hissetti.
Yalnız değildi. Ve hiç olmamıştı.

Bölüm 2 – Aynadaki Not

Koridor boyunca geçen her saniye, saat gibi ağır ilerliyordu. Gözleri asansör kapısına, gönlü ise çoktan köpeğinin peşinden gitmişti. İçinden bir ses, ikinci davete yetişmesi gerektiğini fısıldasa da başka bir ses daha baskındı:

“Önce kendini bul.”

Bekledi. Ve sonunda o tanıdık patırtı geldi. Minik tırnak sesleri taş zeminde yankılanıyordu. Köpek dönmüştü. Ağzında ne bir telefon ne de bir oyuncak vardı.

Sadece… bir kâğıt parçası.

Köpeğin yanına çömeldi, usulca kâğıdı aldı. Kıvrılmış, buruşmuş, neredeyse solmuş bir nottu. Ama yazı tanıdıktı. Kendisinindi. Belki yıllar önce, belki de dün gece yazılmıştı. Hatırlamıyordu.
Ama her harfi biliyordu:

“Unuttuğun şey telefon değil.

Aynada kendine bakmayı bıraktığın gün kaybettin bazı parçalarını.
Oda 712’ye geri dön. Kendini al.”

Boğazı düğümlendi. Kalabalık, davet, insanlar… bir anlığına silindi gözlerinin önünden.
Ayağa kalktı. Köpeğine baktı. O hâlâ sessizdi. Ama yolu biliyordu.

Birlikte yürümeye başladılar.

Asansöre binmedi. Merdivenleri çıktı. Her adımda ayakları ağırlaşıyor, ama kalbi hafifliyordu. Sonunda kapının önüne geldi. 712. Parmakları kapı koluna uzanırken tereddüt etti. Bu oda bir oda değildi.
Bu oda bir geçmişti.

Kapıyı açtı.

Oda karanlık değildi, ama ışık da yoktu. Bir ara ton… sanki gün doğmadan az önceki o gri boşluk. Köpek içeri girdi, yatağın yanına oturdu. O ise doğrudan aynaya yürüdü.

Aynanın önünde bir süre durdu. Kendine baktı.

Gözleri… yorgundu. Ama bir bakışta her şeyi anlatıyordu: kaybettiklerini, sustuklarını, özlediklerini…
Aynanın köşesine iliştirilmiş küçük bir not daha vardı. Bu kez yazı tanıdık değildi.
Ama his tanıdıktı:

“Geri geldiğin için teşekkür ederim.”


Bölüm 3 – Sessiz Konuşmalar

Aynanın karşısında durduğunda, yüzü ona yabancı gibi geldi. Gözlerinin derinliklerinde yılların yorgunluğu, suskunluk ve gizli bir özlem vardı. O an, aynada kendiyle konuşmak istediğini fark etti. Ama kelimeler boğazında düğümlendi.

Köpek sessizce yanına yaklaştı, sanki onu cesaretlendirmek istercesine başını hafifçe yana eğdi.

Bir nefes aldı, yavaşça konuştu:
“Kim olduğunu unuttum. Kim olduğumu.”

Ayna cevap vermedi, ama içinden geçen her kelimeyi yansıttı.
Kaybolmuş parçalar, sessiz ağlayan anılar, susturulmuş hayaller...

“Beni ben yapan neydi?” diye sordu kendine.
“Dışardakiler değil, içimdeki seslerdi belki de…”

Oda sessizdi ama içinde kocaman bir dünya vardı.
Ve o an anladı ki, unutulan telefon değil, kendisiydi.
Köpeğin ona getirdiği not, aslında yitirdiği cesaretin, sevginin ve umudun çağrısıydı.

Yeniden başlamak kolay değildi. Ama küçük adımlar atmaya kararlıydı.

Aynaya baktı, göz göze geldi kendiyle.
“Hoş geldin,” dedi içtenlikle.

Köpek yanına oturdu.
Oda, artık yalnız bir oda değildi.
Yeni bir hikâyenin ilk sayfasıydı.




NOT: Bu hikaye aslında beni derinden etkileyen bir rüyamdan sonra kaleme aldığım küçük bir eserdir.

Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Kayıp telefon Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kayıp telefon yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
KAYIP TELEFON yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL