5
Yorum
19
Beğeni
0,0
Puan
592
Okunma
Kaçıncı seferdir içimde saklanan paniği bir türlü atamadım. Korkunun kalbime yaptığı basınç, tansiyon değil de sanki hidro-pnömatik pistonun sıkıştırması gibi... Taktığım emniyet kemerinden çok, koltuğu sımsıkı kavrayan parmaklarıma güveniyordum. Bir kalkışta bir de inişte, her seferde iki kere!
Neyse ki uçağımızın tekerlekleri yerden kesilmiş, havalanmayı başarmıştı. Oturduğum koltukta oh çekerek rahatlamaya başladım ve endişe modundan çıkacaktım ki pilotun anonsu geldi: "Bu uçuşun sağlıklı sonlanması bir kişiye bağlı. Ya yolculuk tamamlanacak ya da hiç kimse istediği yere varamayacak!" Tam bedenim serotonin salgılayacakken, tekrar adrenalinle yüklenmesine dayanamazdım. Bin bir düşüncenin bir tanesinde olumlu teselli olmaz mı? Yok!
Nasıl olsun ki? Beynim, uçağın aldığı hızdan çok daha süratle yol alıyor ve ardı ardına sorular soruyordu; hiçbirinin cevabını vermeme de fırsat tanımıyordu. "Bir kişiye bağlı!" O kişi kim? Keza yolculardan bir kişi olmalı, personel buna dahil olmamalı! Evet, ama belirtmedi ki sadece "Uçuşun sonlanması bir kişiye bağlı" diyor; pilot ve mürettebat işini yapıyor, onlar kastedilmemiş olmalı! Şaka olmalı ya, ancak korku veya gerilim filmlerinde olabilir, gerçek hayatta olamaz!
Uçuş disiplin demek, böyle bir şaka hava yolculuğunda da yapılamaz!
Etrafıma anlamsızca baktım. Herkes birbirini, benim gözlemlediğim gibi gözlemliyordu. Zira "O kişi kim?" diye merak ediyor olmalıydılar en az benim kadar ve tedirginlik tüm gözlerde de aynıydı. Nifak girmişti yolcuların içine ama personelin davranışları normaldi. Hiçbir şey olmamış, anonsu hiç duymamış gibi servis için hazırlık yapıyorlardı. Olağanmış gibi nasıl davranabilirler? Demek ki personel olayı kanıksamış ve onlar bu olayın içinde dahil değiller ya da bu bir rüya olmalı...
Hostese işaret etmeye kalktığımda, ellerimin stresten üşümüş olduğunu hissettim. O yüzden ellerimi cebime soktum. Dörde katlanmış bir not cebimde nasıl olur da saklanmıştı: "Geçmişine bak, geleceğini gör."
Hayda! Aman Allah’ım, bu kâbus olmalı! Anonsun ardından bu not da ne? Bunu ben cebime koymuş olamam... Gerçekten bu ne yüzleşme mi? Üşümüş ellerime üflerken, nefesimin sıcağından olsa gerek, avucumda tuttuğum notta gizli harfler gördüm gibi. Bazı mürekkepler ısıyla, asitle açığa çıktığını mesleğim aracılığıyla biliyordum. Tekrar tekrar üflediğimde, notta gizlenen yazı açığa çıkıyordu: "Sen 39! 93 ile yüzleş, yoksa 132 eteğindeki taşları dökecek!"
Muamma ki ne muamma! Ne demek bu şimdi?
39 koltuk numaram! İlk rakam 3 sayısı Ece’yi mi temsil ediyor acaba? İsmimi!
Sonraki 9 rakamı, soyadımın 9 harfli Karakavak oluşunu mu?
Gerçekten bu mu?
Öff! 132 kim veya ne? Onla neden yüzleşeceğim ki, eteğinde ne var?
Demek ki tanıyorum onu! O da beni tanıyor olmalı ki sırlarımı biliyor...
Aaa! 39. Doksan üçün tersi; bu ne demek? O, senin akssin mi diyor?
Aynada görüntü terstir, buna mı işaret?
O benim aynam mı? Allah Allah!
Sayılar arasında bir bağ var, peki 132 niye?
1, alfabenin ilk harfi A.
3. sayı C,
2. si de B. Ee! ACB neyin kısaltması?
Acil Cevap Butonu mu demek?
Komik, uçakta acil çağrı butonu olabilir de acil cevap ver butonu da ne?
Yok canım, bu da değildir!
Bir dakika!
1, en küçük tek sayı, 2, en küçük çift sayı. Sıfır mıydı, yoksa?
Hayır, sıfır hiçlik demek ne çift ne tektir.
3 sayısı neye vurgu? Üçgen olmalı, tabi ya evet evet, piramit olmalı!
1 en tepe, 2 ve 3 taban mı? Yok ya, AA! 39 ile 93’ün toplamı 132? Ay kafayı yiyeceğim, bu ne!
Evet, 132 ikisinin toplamı, bunlar tesadüf olamaz. Düşündüklerimin hangisi doğru?
En iyisi yüzümü yıkayayım. 39-93, ters görüntü, ayna... AA! Oradaki kim, ben değilim, bu nasıl olur? Aynada bir erkek halüsinasyonu mu görüyorum? Gözlerini açıp kapatayım, hayal olmalı! Ve yerinme geçerken gözüme takılan erkek 93 mü, aynada gördüğüm adam? AA! Onun da elinde bir kağıt, sağa sola çeviriyor, bir şeyler arıyor. Bu notun aynısı mı acaba? Herkes mi bulmuş bir not?
"Ay! Ece, yerine geç, çabuk... Bırak bu safsataları. Uçakta kimden bahsediliyor? Ben miyim, 93 mü, yoksa 132 mi?"
Aman, dön geri, şu notun üzerine bir sifon çek, ne bu be ya? Kafayı yedirecek... Koltuğuma geçtiğimde, hostes servis ettiği yiyeceklerin arasından bir peçeteye dikkatimi yoğunlaştırdı. Peçetede, "Tebrikler, sırrı çözmek üzeresin ama sifonla kurtulmayı düşünmek aptalca..."
Aman Allah’ım, bu ne! Ardından panikle peçeteyi önümdeki tabağa fırlattım. Meyve suyunun altında saklanmış, sifon çektiğin notu fark ettim.
Bu buraya nasıl gelebilirdi? İyice inceledim. O nottu, üfledim, gizlenmiş yazılar. O yazılar… Acaba başka bir şey daha mı var bu notta? Arkasında bir şey yazmıyor ya da çıplak gözle mi görmüyorum? Kolyemde UV ışınlı minik bir fener var, belki onunla görünür. Evet, bir sembol var: altıgen içinde altı uçlu yıldız! AA! 132. Yolcu? Rakamlarının toplamı da 6, çarpımı da 6? 132, bu gizlenmiş 6 köşeli yıldıza mı işaretti acaba?
"Aklımı başıma almalıyım. Anons, ardından cebimde bir not. Sayılar, aynada gördüğüm siluet, 132. yolcu… Ee! Notun arkasında Davut Yıldızı? Anlamı, aşağı yukarı, güney kuzey, sağ sol ve merkez demek. Uzaydaki yönleri anlatıyordu ve biz uçaktayız!"
Tekrar nota baktığımda, merkezde 7 rakamını gördüm. Ardından gözlerim ağırlaşmış ve kendimi kaybetmiştim.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.