0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
329
Okunma

Aylardan nisan. Hava kapalı, bulutlar dokunsan ağlayacakmış gibi. Yine düştüm yollara. Bu sefer yenice taraflarında bir köy kahvesinde sohbet etmek amacım. Daha ben köye varamadan o yağmur dolu bulut yetişti bana. Arabanın teybinde yağmurun sesine bak şarkısı dışarısı fırtına boran gidiyoruz.
Sonunda ulaştım bir kahvehaneye. Kahvehane tıklım tıklım. Sigara dumanından göz gözü görmüyor. Kahvehanenin tam ortasında fıçıdan bozma bir soba. Bacaları ve kendi pespembe olmuş. Ha patladı ha patlayacak. Sandalye aradım bulamadım. Kahvehanedeki ocakçı bir sandalye buldu bir yerlerden buyur beyim dedi cam kenarına koydu sandalyeyi. Çay istedim bir amca sandalyesiyle yanaştı yanıma çay iki oldu dedim. Selamlaştık.
-Hoş geldiniz dedi.
-Hoş gördüm amcam dedim…
- Buralı olmadığın belli nereden gelirsin dedi.
- Evet dedim buralı değilim. Yazarım ben dedim. Zonguldak’tan geldim. Fırsat buldukça böyle yerlere uğrar insanların hikâyelerini dinlerim dedim.
Tam yerine gelmişsin. Benim hikâyemi dinle o zaman dedi. Adım Yakup, Eskiden Marangozdum, evlenecek kızların çeyiz sandıklarını hep ben yaptım diye başladı. Bu köydeki evlerde hep senin bir eserin var demek ki. Neden çekildin köşene, Daha gençsin maşallah dedim.
Kimse durduk yerde çekilmez köşesine beyim. Ya hevesi kırılmıştır yâda kalbi dedi. Durdu derin bir nefes çekti sigarasından, Yâda hayalleri yıkılmıştır dedi. Daha kötüsü bunca şeyi en güvendiği insan yapmıştır dedi.
Kız meselesi mi? Evet dedi mahcup halde. Evlat dedi. Bizde gençtik ha. Sevdik dedi. Peki, o da sevdi mi dedim. Eh biraz sevdi gibi dedi. Biraz derken dedim. Yalnızlığına bir çare bulana kadar işte dedi. Birer nefes daha çektik sigaralardan. Bir yudum da çaydan. Sonra yine daldı ötelere marangoz Yakup.
Bende sevdim bir zamanlar. Hem de çok sevdim dedi. Askere gitmemişim daha. Çeşme başında, dere boyunda konuşuyoruz. 3 ay hemen hemen her gün buluştuk onunla. Sonra birden gelmez oldu. En son çeşmede yakaladım. Evlen benimle dedim, Ben çulsuza varmam, Sen istediklerimi alamazsın dedi.
- Eeeee dedim amca tekrar deneseydin belki olurdu. Şunu unutma beyim dedi. Yürekten uğurlanmışsa aşk tekrar aynı yürekte ağırlanmaz dedi. Bak halime eskisi gibi miyim derken bir resim çıkardı cebinden siyah beyaz. Aynı rahmetli Tarık Akan. Göze perde indi, bel büküldü, bacak kırıldı, dilim sustu, yüreğim duruldu, beden yoruldu dedi. Şimdilerde sessizce geçip gidiyorum hayatın içinden. O dönüşü olmayan tahtalıköye doğru dedi. İnşallah kalbin yürekli insanlara denk gelir dedi. O nasırlı ellerinden öptüm Marangoz Yakup Amcanın. Sonra o namaza, ben arabaya doğru koyulduk yola...
Hani gönlün dar, yüreğin ezik, ruhun yorgunken bir cümle duyarsın da, kuşları havalanır kalbinin, rengi değişir ya gökyüzünün, Hani başını kaldırır gülümsersin ya umarsızca. Yaşamak o andır işte.
Yaşam kavganızda hep galip gelen siz olun. Hayatınızın bir köşesinde aşk hep var olsun…
Emre Vehbi Alkan
Şiirbaz
17. Nisan. 2001
5.0
100% (2)