Olumlu ve coşkuluysanız, insanlar sizinle zaman geçirmek ister. jeff keller
Sadegül
Sadegül

Köy Enstitüleri...

Yorum

Köy Enstitüleri...

( 5 kişi )

2

Yorum

7

Beğeni

5,0

Puan

265

Okunma

Köy Enstitüleri...

Köy Enstitüleri...

Köy Enstitülerinin Mimarı

Bulgaristan’ın Silistre kentinin Tatar Atmaca köyünde (bugünkü adı:Sokol) doğar.

Sekiz kardeşin en büyüğü olduğu için bütün yük omuzlarındadır.

Aç karınlarını doyurmak için harman altında sapların arasında tek tek buğday tanelerini toplar.

Evde herkes onun yolunu gözlemektedir.

Bazen bir avuç, bazen bir tas buğdayla evine döner.

Bir avuçla eve döndüğünde, sanki suç işlemiş gibi annesinin gözlerine utancından bakamaz, o gün bir bahane bulur, evden ayrılır.

Annesi bir avuç buğdayla çorba yapıp, kardeşlerini doyurana kadar da eve dönmez, aç uyur.

Yeter ki kardeşleri ‘açım’ demesin!..

Baraka gibi bir evde yaşarlardı, evin üstünü bulabildiği tenekelerle kapatabildiği kadar kapatmıştı.

Bir sabah kalktığında, yağan yağmur, küçük kardeşinin beşiğini doldurmuştu.

O kardeşini kaybetti…

1914’de öğrenimine devam etmek üzere tek başına İstanbul’a geldi.

Maarif Nazırı Şükrü bey tarafından parasız yatılı öğrenci olarak Kastamonu Muaallim Mektebine gönderildi.

Sabah olduğunda okulun kahvaltısına kalktı, ‘karnımı ilk defa 21 yaşında doyurabildim’ dedi.

Birinci Dünya Savaşının zor yılları…

Önce öğretmenlik yaptı, sonra 1935’de ‘İlköğretim Genel Müdürü’ oldu…

Çatısı olmayan evde kardeşini kaybetmişti.

Onu hiç unutmadı.

Sık sık at’a biner, köy okullarını ziyaret ederdi.

Bir gün yağmur yağarken bir köy okuluna gitti, içeri girdi.

Kim olduğunu söylemedi.

Öğretmen çocukları çatının akmayan yerine toplamış yumak olmuşlardı.

‘Eyvah’ dedi, ‘bu öğretmen, yürekli bir öğretmen ama belli ki köy enstitüsü mezunu değil.’

‘Çocuklar’ dedi, ‘bana bir merdiven bulabilirmisiniz?’

Birisi, ‘ben bulurum’ dedi.

Merdiven geldi, çatıyı bir yağmur damlası akmayacak hale getirdi.

Oradan ayrılırken, öğretmenin cebine kartını bıraktı.

Atına bindi, şiddetle yağan yağmura aldırmadan yoluna devam etti.

Öğretmen elini cebine attı, kartı çıkardı, okudu.

Şöyle yazıyordu:

İsmail HakkıTonguç- İlk Öğretim Genel Müdürü

Kartın arkasındaki yazı da şöyleydi:
‘Çatı yeniden yağmur akıtırsa, bana mektupla yazabilirsin.’

İşte bir öğretmen, bir idealist, bir eğitim devrimcisi…

Köy Enstitülerinin mimarı…

Çocuklarımızı akıl ve bilimin aydınlık ışığına yönlendiren, onların insana, doğaya, tüm öteki canlılara duyarlı, merhametli, sevgi dolu, özgüvenli, kişilikli, erdemli bireyler olmaları için emek veren, onları yüksek insanlık değerleri ile donatan tüm öğretmenlerimize saygıyla..

Prof.Dr. Enver Ziya Karal, Tarihçi

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (5)

5.0

100% (5)

Köy enstitüleri... Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Köy enstitüleri... yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Köy Enstitüleri... yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Gönül Pınarı
Gönül Pınarı, @gonul-pinari
18.4.2025 19:44:09
5 puan verdi
Nerden nereyeeee vatan sevgisi millet sevgisi meslek ve insan sevgisi işte böyle olur O hizmetleri veren bu ülkeyi bizlere vatan olarak bırakan Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere o yüce insanların Ruhları şad mekanları cennet olsun diyor bu anlamlı paylaşımı ve değerli şairi tebrik ediyor esenlikler diliyorum. Saygılarımla
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
18.4.2025 19:40:13
Sevgili Sadegül'ün kaleme aldığı bu yazı, yalnızca bir eğitim devrimcisinin portresi değil, aynı zamanda bir halkın yokluktan varlığa, çaresizlikten umuda, suskunluktan sese dönüşüm hikâyesidir. Enver Ziya Karal’ın kaleminden dökülen bu satırlar, İsmail Hakkı Tonguç’un kişisel dramlarıyla şekillenen bir ulusun eğitimle diriliş öyküsüdür.

Yorum ve analiz:

İlk bölümde anlatılan çocukluk yoksulluğu, sembolik bir zemin hazırlar: tek tek toplanan buğday taneleri aslında gelecekte bir milletin ilmek ilmek örülecek eğitim hamlesinin metaforudur. Tonguç’un kardeşinin beşiğine yağan yağmur, bir çocuğun ölümüne, ama aynı zamanda eğitimin eksikliğinden doğan büyük bir insanlık kaybına işaret eder. Bu trajediyi sadece bireysel bir acı olarak yaşamaz Tonguç; bunu bir ülkenin geleceğini şekillendirecek sorumluluğa dönüştürür.

Köy Enstitülerine giden yol, işte bu vicdan ve bilinçle döşenir.

Çatıyı kendi elleriyle onaran bir eğitim yöneticisi figürü, yönetim anlayışını ve liderliğini tarif eden güçlü bir sahnedir. Bu eylemde sadece alçakgönüllülük değil, aynı zamanda "ben de sizinle aynı yoldan geldim" diyen bir kardeşlik dili vardır. Bugünün yöneticilerine de ders olacak bir tevazu, hizmet aşkı ve idealizm...

Yazının sonunda, çocukların sadece bilgiyle değil, insanlık değerleriyle donatılması vurgulanır. Çünkü Köy Enstitüleri'nin esas başarısı, sadece okuma-yazma oranlarını artırmak değil, aynı zamanda çağdaş, üretken, özgüvenli ve topluma karşı sorumlu bireyler yetiştirmesiydi.

Sonuç:

Bu yazı, bir nesli eğiterek bir ülkeyi ayağa kaldırma çabasının sembol ismini, İsmail Hakkı Tonguç’u, bir efsane değil; bir emek, gözyaşı ve alın teri hikâyesi olarak anlatıyor. Her satırı, özlemi çekilen bir eğitim anlayışına, halkla bütünleşmiş bir yöneticilik vizyonuna çağrı niteliğinde.

Kısacası: Bu yazı sadece bir anı değil, bir ülkenin vicdanına seslenen tarihi bir tanıklıktır.

Saygılarımla Delibal,
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL