0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
99
Okunma
Anmak yanmanın bahanesidir. Ve dahi aşkın en selis ifadesi ’besmele’dir. Yârinin yâdını yanına almak, her neye başlasan onunla başlamak, bir sancı gibi hep dilinde gezdirmek onu, bence aşktan da fazlası var bu mecliste. Ki makamı sadakattir. Mecnuniyettir. Mecnun âşık olduğu için değil yalnız, ey azizim, ’başkasını düşünemez olduğu için’ de mecnundur. Hatta öyle bir yangına vermiştir ki benliğini, bir eşikten sonra Leyla da kalmamıştır, Mecnun da, ben-sen de... Leyla sadece bir virddir. Lafızdır. Sûrettir.
Virdlerse çeşit çeşittir. Kimi "Hû!" der, kimi "Hayy!" der, kimi "Hak!" der. Kuşlar cikciklenir, kediler miyavlanır, yağmur şıpıltılanır. Denizlerin depdebesi, taşların taktakası, suların şıkşıkası... Herkesin tesbihi elinde. Herkesin teşekkürü dilinde. Herşey inliyor: "Yâr, yâr, ben de varım." O yüzden Nurs’un Sultanı diyor işte: "Eşyada olan asvat birer savt-ı vücuttur." Sevgilinin yâdı galip geldikten sonra, ses, muhabbetin bahanesi olur ancak. Herşey Onu zikreder. Bütün sesler Ona ulaşır. O herşeyi işitendir. Kim-ne çeşit inlerse inlesin, eğer mecnuniyettense, gayrı o zikri olmuştur. Mecnun’un da Şems’i Leyla’ya galip gelmiştir. Artık o Leyla da dese kastı Mevla’dır. Bülbüle ötmek neyse Mecnun’a Leyla demek odur. Dedim ya başta: Anmak yanmanın bahanesidir.
Anmak yanmanın bahanesidir. Sevgili alacağını alıyor. Her şekilde alıyor. Neye âşık olsan alıyor. Taşa tapanlar bile Ondan çalamıyor. Mecusînin zulmü nefsine. Bağışladığı bile mülkünden çıkmayan Malik-i Hakiki’den kimse hırsızlanamaz. Çalan kendi zararına çalar. Kendinden çalar. Kendini çalar. Evet. Leyla’yla müşrik olanlar da ’ebediyet’ kazanacaklar. Burada yanamadılar ya. Orada yanacaklar. Burada yakamadılar ya. Orada yakacaklar. Cehennem de olsa ’sonsuzluk.’ Cehennem de ’sonsuzluk.’ Cehennemde ’sonsuzluk.’ Cehennem ödül değildir. Ama sonsuzluk ödüldür. Yokedilmeyecek kadar bir iş yaptılar demek ki şu dünyada. Eğer yapmasalardı varlıkları-yoklukları bir olacaktı. Hiç olacaktı. Ademe batacaktı. Öyle değil. Varlıkları-yoklukları bir değil. Kâfir, gerçi saat gibi yaptığı işin farkında olamamıştır, ama işini yapmıştır. O yüzden Leyla’yla müşrik olanlar da ’ebediyet’ kazanacaklar. Sevgili alacağını aldı yine. Kime teşekkür edeceklerini şaşırdılar. Teşekkürleri şaşırmadı yine. Kimi seveceklerini şaşırdılar. Sevgileri şaşırmadı yine. Her iş Ona döndürülüyordu nihayetinde. Karıncaların sevinci de Ona dönüyordu. Çiçeklerin küslüğü de. Sevgili, sevilmeye öyle layık el-Vedûd idi ki, tıpkı karadeliğin ışığı dahi çekip yutması gibi, adresini şaşırmış hamdleri de sıfatlarına celbetmişti.
Hakedişinin hakkı için, haklılığın çekim kuvvetiyle, yani kudret-i hakk-ı Hallakiyetle cümle sesler Onun yâdına dönecekti. Kâfirler istemese de, Allah, nurunu tamamlayacaktı. Tevbeleriyle seyyiatları bir şekilde hasenata dönüşecekti. Tevbe ’keşke’dir. Tevbe pişmanlıktır. Asıl tevbe burada yanmaktır. Keşke tevbelerini dünyada etselerdi. Faniyatın herşeyi gibi tevbesi de fanidir. Geçer. Acısı da yakar. Ama geçer. Pişmanlığı da yakar. Ama geçer. Geçer. Zira geçicilik âlemidir burası. Ebediyetin pişmanlığıysa geçmiyor. ’Keşke’si bitmiyor. "Cehennem neden sonsuz?" diye soruyorsun bana. Cevabı açık değil mi? Çünkü orası ’devamlılık âlemi.’ Orada herşey sonsuzlukla karşılanacak. Hepsi sonsuzca varolacak.
Zamanla kayıtlanmak burası içindi. Unutmak burası için. Baştan başlamak burası için. ’Yeniden’ burası için. Cennetin lezzetiyse sonsuz. Cehennemin yangını da öyle hakeza... Eğer Sevgilinin yâdıyla ebediyeti kazanamadıysan, eyvah, pişmanlığıyla kazanırsın. O sesler mutlaka yâdına dönecekler. Dikkat. Dikkat. Yüzbinler dikkat. Bugün çeviremezsen pişmanlığınla zaten döndürülecekler. Nurlanmadılarsa narlanacaklar. Küllerinden harlanacaklar. Pişmanlık illa yeniden başlatır. Pişmanlık nice nice hataları sevaplara dönüştürür. Hakikaten pişman olan, öyle mecnunlaşır ki, yanmış olur. Aşk intikam alıcıdır. O sevaplar artık senin değildirler gerçi. Lakin yine de dönüşeceklerdir. Cehennem ehli de Sevgiliyi yâd etmekten kendisini alamaz azizim. Keşke dünyada dillerine koysalardı. Âsi olmasalardı. Pişmanlığın ömrü bu dünyada dahi hatadan uzundur. Kırdığın kalbin cefasını kırk sene taşırsın. Daha neyi aşırırsın?