4
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
396
Okunma
Bir ülke düşün. Adı adaletle anılmış, mazisi kahramanlık destanlarıyla dolu bir ülke. Bir zamanlar halkı özgürlüğe yürümüş, korkuyu göğsüne yem eden cesur insanlar yetiştirmiş. Ama sonra…
Sonra korku bir zehir gibi sokaklara sindi. İnsanlar fısıltıyla konuşur oldu. Adalet terazisinin kefelerine, kanun değil, güç sahiplerinin keyfi oturdu. Bir kelime fazla konuşanın sesi kesildi, hak arayanın yolu kesildi.
Peki, bu korku ne zaman başladı?
Bir sabah uyandığımızda mı? Hayır. Korku, bir milleti bir gecede esir almaz. O, yavaş yavaş gelir. Önce, kimse fark etmeden, birkaç hakikat kaybolur. Sonra, birkaç insan susar. Sonra bir gün, insanlar kendi seslerinden bile korkar hale gelir. Ve işte o zaman, zincirler bile görünmez olur.
Ama korkudan daha tehlikeli bir şey var: Cehalet.
Çünkü adaleti öldüren sadece baskı değildir; onun ölüm fermanını asıl imzalayan, cehaletin ta kendisidir. Bilinçli bir toplum korkuya boyun eğmez. Ama bilmeyen, okumayan, sorgulamayan bir toplum… İşte o, kendi celladına alkış tutar.
Bugün bize dayatılan şey tam da bu değil mi? Gerçekleri unutmamız, sorular sormamamız, sadece verilenle yetinmemiz istenmiyor mu? Korku ve cehalet el ele vermiş, bir milletin ışığını söndürmeye çalışıyor. Adalet, kapalı kapılar ardında fısıltıyla anılırken, sahnede yalanlar ve kandırılmış zihinler dans ediyor.
Ama bir şey eksik bu hesapta… Halk!
Çünkü her korkunun bir sınırı, her karanlığın bir sabahı var. Cehalet ne kadar yayılırsa yayılsın, bilgiye susamış bir insanın gözlerinde sönmez bir ateş yanar. Ve adalet, bazen derin bir uykuda olsa da, o gözlerde yeniden doğar.
Unutmayın, korku en çok korkanları yok eder.
Ve biz, ne kadar sindirilmeye çalışılsak da, bir kez özgürlüğü tatmış bir milletiz. Susmayacağız. Korkuya teslim olmayacağız. Adaleti aramaktan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biliyoruz ki, en uzun gecelerin bile bir sabahı var.
Ve o sabah, korkuyu değil, adaleti selamlayacak.
Peri Feride ÖZBİLGE
23.03. 2025