2
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
319
Okunma
Suyun Sancısı’ndan;
Yazdıklarına ad verip,
"Tutsak" demişsin.
Öncelikle şunu bil, yazdıklarını özlettin.
Yazdıklarına gelince;
Sen hiç tutsaklığın güzelliğini düşündün mü?
"Unutamamak adına; dünyanın belki en acı, en zor şeyi ama güzelliği hepsinin üstünü örter o tutsaklık..."
Sevgilerimle.
Suyun Sancısı’na;
Öncelikle, ben de senin aklı ve gönlü tetikleyen yorumlarını özlemişim.
Tutsaklığın güzelliğini tabii ki düşündüm. Yusuf ile Züleyha’yı bilip, zindana Yusufiye Medresesi adı verildiğini duyalı çok oluyor. Ama buradaki zindana dolayısıyla esarete güzellemeler bir sonuç. Herşey, zindana atılmasının hayrı üzerine kurgulu.
Hem bu daha çok maddi esaret. Soyut esaret ise bambaşka ve fakat onun da süresi müebbet olmayabiliyor.
Hele ki konu gönül ise.
Hani,
"Issız adaya bile düşsem özgür ve yalnız değilim; çünkü aklım var." der ya k. İskender, bununla birlikte senin "ama güzelliği hepsinin üstünü örter o tutsaklık" deyişini düşündüm.
Aklım; esaretin acısının üzerini örten , "Gönüllü Tutsaklığa" takılı kaldı bir an.
Şöyle ki;
Gönül, gönül etmeli gönüllü esarete.
Gönlün, gönlü geçmişse gönüllü esaretten; akıl yardımına yetişir gönlün.
Gönül ile aklın, diyelim ki ruh ile bedenin savaşı olduğundan dem vurulur ya çağlar boyu, bakma sen barışık olduğu konulardandır; tutsaklık ve özlem.
Akıl ile gönlün sulhü gölgesinde
Ötelenir Gönüllü Tutsaklık, Özlem’le bilinçaltına.
Hani senin aklı ve gönlü tetikleyen yorumlarını özlemişim, dedim ya;
Özlem işte, gönüllü tutsaklık.
Sevgilerimle.