Hatalarımı düzelten kimse uşağım bile olsa efendim olur. -- goethe
Bedri Tokul
Bedri Tokul
@bedri-tokul
VİP ÜYE

DÜŞÜNCELER GERÇEKLER

20 Şubat 2025 Perşembe
Yorum

DÜŞÜNCELER GERÇEKLER

( 6 kişi )

4

Yorum

7

Beğeni

5,0

Puan

476

Okunma

DÜŞÜNCELER GERÇEKLER

DÜŞÜNCELER GERÇEKLER

Neden Eskişehir’e ESKİ, Nevşehir’e YENİ, Kırşehir’e KIR denilmiştir? Hep merak ederim.

Uzun seneler İstanbul’ da görev yaptım. O yıllarda ilçe isimlerinin nereden neşet ettiğini hiç düşünmemiştim. Aklım fikrim yemede içmede, gezmede tozmadaydı,
Şimdi emekliyim. Vakit bol. Düşündüm. Bu isimlerin hikâyeleri nedir?

KADIKÖY
Gidemesek te, göremesek te orada bir köy vardır uzakta. Toprakları mümbit, ineklerinin sütü bol, Koyunları, keçileri besili, İnsanları mutluydu.
İstanbul’un Baş Kadısı emekli olduktan sonra o köye yerleşti.
Diğer Kadılar sık sık bu köye gelir Baş Kadıya akıl danışırlardı.
Köylüler misafirperverdi. Önceleri her gelen Kadı için koyunlar, keçiler, tosunlar keser ikramda bulunurlardı.
Zamanla bu misafirlikler çok arttı. Köylünün elindeki hayvanlar gün geçtikçe azaldı.
Şikâyetçi olsalar, kimi kime şikâyet edecekler? Hepsi de Kadı…
Köyün Muhtarı:
“Köyümüzün adı HUZUR. Ama köyde huzur kalmadı. Sanki burası KADILAR KÖYÜ.”
Zamanla muhtarın bu sözü KADIKÖY olarak söylenmeye başlandı.

ÜSKÜDAR:
Padişah III. Mustafa Mimar Mehmet Tahir Ağaya:
“ Senden annem Mihrimah Emine Sultan adına bir camii yapmanı istiyorum. Yapacağın camii annemin şanına, senin ustalığına layık olsun.
Camii bitinceye kadar da inşaata uğramayacağım.”
Mimar Mehmet Tahir Ağa gece gündüz demedi. İki yılda bitirdi camiyi:
“Padişahım cami hazır.”
Padişah camiyi beğendi. Ancak:
“Güzel ama bunun ÜSTÜ DAR. Ama olsun sen de çok emek verdin. Emeğinin karşılığı Euro ve dolar olarak ödenecektir.”
O günden sonra caminin adı ÜSTÜ DAR Camii olarak anıldı. Daha sonra söylem ÜSKÜDAR’a dönüştü.
Mimar Mehmet Tahir Ağa aldığı dövizleri borsada batırdı. Mimarlığı bırakıp tamirat, tadilat işleriyle iştigal ederken elektrik çarpması sonucu hayatını kaybetti.

BEŞİKTAŞ
Çukurova köylüleri Abdi Ağanın zulmünden bıkmış, İnce Memed’den de umutlarını kesmişlerdi. Değirmenoluk köyünden bir delikanlı:
İstanbul’un taşı toprağı altınmış.” Dedi. Üç aylık yavrusunu, karısını da alarak İstanbul’a geldi. İş aradı bulamadı. İnşaatlarda amelelik yaparken iskeleden düşüp öldü.
Karısı dört aylık çocuğuyla çaresiz, umarsız kaldı:
“Yol bilmem, iz bilmem. Ne insanlar, ne de Devlet bana yardımcı olmuyor. Ey Allah’ım sende mi görmüyorsun beni?”
Gök gürledi, şimşekler çaktı, gün karardı. Annesi beşikteki yavrusuyla taş kesildi. O günden sonra anneler, babalar çocuklarını:
“Bakın görün işte her şey Allah’tandır. Eğer Allah’a asi olursanız böyle TAŞ BEŞİK olursunuz. Diye uyardılar.
Sonraları söylenmesi daha kolay olduğu için BEŞİKTAŞ denmiştir.

Yıllar önce evime internet bağlattırdıktan sonra Google’ ye her aklıma geleni sorduğumda, cevap alıyor, mutlu oluyordum. Gazete kuponlarını biriktirerek aldığım ansiklopediler yük gelmeye başladı bana. Çağırdım bir kâğıt toplayıcısını. Hepsini verdim ona. O da onları satacak çorbası kaynayacaktı. Sonunda ansiklopediler de bir işe yarayacaktı.

Ben niye yukarıdaki isimleri google’ye sormamıştım ki? Sordum:

ESKİŞEHİR:Çok eski bir yerleşme merkezidir. Bölgenin ilk yerleşme noktası şimdiki yerin 6 Km. kuzeyindeki Dorylaion’dur.Tarihinin çok eski olmasından dolayı da Eskişehir ismi verilmiştir.
NEVŞEHİR: Muskara adlı bir köy iken, adını Farsça ”yeni” anlamına gelen nev’den alarak üretilmiştir.20 Temmuz 1954 tarihinde il olmuştur.

KIRŞEHİR: Uçsuz bucaksız kırın ortasında yükselen bu kente Türkler “Kır şehri” adını vermişlerdir. Kır şehri zamanla halk dilinde Kırşehir olmuştur.
KADIKÖY: Bizans, Sarayburnu’ndaki yörenin güzelliğine hayran olur. Yörenin karşısına yerleşen insanların Kadıköy’e yerleşmelerini körlükle vasıflandırarak körler diyarı olarak kabul ettiği Kadıköy’ün karşısına yerleşir. Kadıköy körlerin yeri anlamına gelen Khalkedon’dan adını almıştır.
ÜSKÜDAR: Yerleşiminin Antik Çağ’daki ilk adı Khyrsopolis olup Yunanca “Altın şehir” anlamına gelmekteydi. Üsküdar adının Roma döneminin Roma ordusunun zırhlı süvari birliklerinden olan Scutarii ve buradaki Skutarion Kışlası’ ndan geldiği düşüncesi yaygındır.
BEŞİKTAŞ: O zamanlardaki adı “ Taş Beşik” anlamına gelen “Kune Petro” olarak bilinir. Barbaros Hayrettin Paşa’nın gemilerini bağlamak için bu sahile beş tane direk diktiğini, bu nedenle buraya BEŞ-TAŞ adının verildiğini zamanla bu kelimenin değişikliğe uğrayarak BEŞİKTAŞ olduğu rivayet edilmektedir.

Şimdi diyeceksiniz ki:
“Niye önce Google’ye sormadın?”
“Sordum. Sormaz mıyım?
Siz de Googleye’ye sorar öğrenirdiniz.
O zaman bu yazının bir önemi kalmazdı ki!

Paylaş
Beğenenler
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (6)

5.0

100% (6)

Düşünceler gerçekler Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Düşünceler gerçekler yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
DÜŞÜNCELER GERÇEKLER yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Rû //
Rû //, @r --
25.2.2025 20:59:54
Abi merhaba

Öncelikle emeğinize sağlık güzel bir araştırma konusu seçmişsiniz.
Kaleminizin akıcılığı ve etkileyici anlatımınız sayesinde yazınız, defterimize akılda kalıcı ve değerli bilgiler bırakmış.

Yazı içinde Üsküdar'dan bahsedilince aklıma ''atı alan Üsküdar'ı geçti'' deyiminin ortaya çıkış hikayesi geldi. Kim merak eder okur bilmem ama ben yine de ''bilgi bilgidir'' diyerek netten alıntılayıp buraya kopyalıyorum. Sonuçta edebiyat sitesindeyiz ve madem Üsküdar ismini nereden almış konusu var bir de deyimin hikayesi olsun:)

Türk halk ozanı Köroğlu’nun bir gün atı çalınır. Atını çok seven ve ona çok düşkün olan Köroğlu atını aramak için yollara dökülür. Tebdil-i kıyafet dört bir yanda dolaşarak atını bulmak isterken yolu İstanbul’a düşer. Kendi atını, atların sergilenip satıldığı bir pazarda gören Köroğlu gerçek kimliğini gizleyerek satıcıya yanaşır. Satıcıya atın çok güzel göründüğünü fakat bir binip test etmesi gerektiğini belirtir. Satıcı da bu adamın meşhur Köroğlu olduğunu anlamadığından teklifi gönül rahatlığıyla kabul eder. Güzeller güzeli atsa üstündekinin esas sahibi Köroğlu olduğunu anlar ve dörtnala koşarak pazardan uzaklaşır. Köroğlu atıyla Sirkeci sahile vardığında paraya kıyıp bir sal kiralar ve Üsküdar’a doğru yol alır.

Satıcı ise kandırıldığını fark edeli beri sürekli söylenip durur. Köroğlu’nu atıyla beraber bir salda gören satıcının dostlarından biri de onu teskin etmek için seslenerek: “Üzülmeyi bırak! Atı alan Üsküdar’ı geçti. O adam atın esas sahibi Köroğlu’nun ta kendisiydi’” der.



kalemine sağlık abi

tebrik ediyorum

selam ve saygılarımla
İlhan Kemal
İlhan Kemal, @ilhankemal
22.2.2025 07:06:53
5 puan verdi
Adamı yaka paça kadının huzuruna çıkarırlar. Kadı sorar:
'Ne yapmış bu?'
'Size küfretti sayın kadı hazretleri. Haşa rüşvet alıyormuşsunuz, haram yiyormuşsunuz, ne sultandan, ne de Allah'tan korkuyormuşsunuz.'
Kadı adama bakar:
'Söyledin mi gerçekten bunları?'
'Söyledim ya! Hepsi de doğru söylediklerimin.'
Huzurdakilerinin beklentilerinin tersine kadı kızmamıştır. Katibine döner, sakin bir sesle:
'Yaz Muharrem efendi, der. Fllanca oğlu feşmekanca, sen doldurursun ismini, faslını, yalan söylemekten, fesat çıkarmaktan kırk değneğe, sonrasında da iki sene kalebentliğe mahkum edilmiştir.'
Kadının yanından elini kolunu sallayarak çıkma konusunda zaten hiç ümidi olmayan adam haykırır:
'Hangisi yalanmış söylediklerimin?'
Kadı biraz duraksar, sonra:
'Allah'tan korkarım feşmekan efendi. Kul hakkı yemekten de korkarım. Bunlara dayanarak yalan söylediğini bilebiliyorum'
'Peki ya hünkarımızdan?'
Kadı pencereye doğru yürür, varınca da denizin öbür tarafındaki Sarayburnu'nu işaret eder:
'Senin sultanın orada yaşar ve yüzme bilmez. O yüzme öğrenene kadar buralar kadıdan, yani benden sorulacaktır'
'Ya yüzme öğrenirse?'
Kadı gülümser:
'Sudan sırılsıklam çıkan bir yarı akıllının sultan olduğuna kim inanır? Bu köy hep kadının kalacaktır'

Bir Kadıköylü olarak söylemeliyim yazınız çok ilham verici. Acaba Bedri Bey'in bahsettiği yerlerden bir hikaye serisi çıkar mı diye düşünmeden edemedim. Haftaya Kadıköy'deyim, bunu Viktor Levi'de etraflıca bir düşüneyim. Saygılarımla.
Suat Zobu
Suat Zobu, @suat-zobu
20.2.2025 23:15:48
5 puan verdi
Adam yazdı mı yazıyor. Neyi nereden nereye bağlayacak iyi biliyor. Sıkmadan, yormadan. Net.
Bedri Tokul = Hazır okul
Ders alınacak çok şey var.
Güzeldi var ol.
Hep ol ağabeyim.

Selam ve saygılar.
Kel'den öptüm.
Halit Durucan
Halit Durucan, @halitdurucan
20.2.2025 21:01:51
5 puan verdi
Bedri hocam, bilgilendirici güzel bir yazıydı okuduğum. Emeğine saygıyla. Gecenize esenlik dileklerimle
© 2025 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.