Hakikat aleyhine hürriyet olamaz. -- salazar
çiftçi
çiftçi
@ciftci1

AŞK ve ŞİİR

14 Şubat 2025 Cuma
Yorum

AŞK ve ŞİİR

( 1 kişi )

1

Yorum

5

Beğeni

5,0

Puan

291

Okunma

AŞK ve  ŞİİR

AŞK ve ŞİİR

AŞK ve ŞİİR

Aşk, gönül işi…
Şiir, yürek sesidir.
Ben, seni bende buldum; sen, seni bende ara, ey sevgili…
Duyguların fokurdadığı yerde aşk, aşkın olduğu yerde şiir kaynar.
Ta yüzyılların, hatta bin yılların ötesinden günümüze gelen ve ilk şair sayılan Enheduanna’dan bir ilahi ve aşk şiiri.
“Ey göklerin yüce tanrıçası İnanna
Işığınla dünyayı aydınlatırsın
Gücünle gökleri ve yerleri sarsarsın
Bilgeliğinle her şeyi kuşatırsın.”
.
Sevgilisi Dumuzi’den İnanna’ya:
İnanna, ışık saçan güzel tanrıça,
Senin aşkınla doluyum, kalbim seninle atar.
Güzelliğinle mest olurum, aşkınla yanarım,
Seninle dolup taşarım, yüreğimde yerin var.
.
İnanna’nın söylemiyle Dumuzi’ye:
“Ruhun, ruhunu nerede neşelendireceğimi biliyorum
Damat, şafağa kadar bizim evimizde uyu
Kalbin, kalbini nerede sevindireceğimi biliyorum
Aslan yürekli, şafağa kadar bizim evimizde uyu.”
. . .
İnanna, Sümerlerde milattan önce 4.000 ile 2.000 yılları arasında, İştar (Ishtar) ise Akadlarda yine milattan önce 2.350 ile 2.150 yılları arasında aşk, bolluk, bereket ve savaş tanrıçaları olarak bilinir.
Her ikisinin de sevgilisi, yer altında ölümsüzlüğü arayan tanrısal güce sahip Dumuzi’dir.
Tanrıçalar tarafından yer altına gönderilen Dumuzi, tabiatın yeniden doğuşu, bolluğu, bereketi ve doğurganlığı yaşatan ve yaratan aşklarıdır. İlk aşk şiiri sayılan yukarıdaki şiirin temelinde de bu anlayış vardır. Bir bakıma sevme, sevişme, haz duyma; yeniden doğma, doğurma, var oluşun sürekliliğini sağlamadır amaç. Tabiatın kendini yenilemesi, bolluğu, bereketi gibi.
.
Bir başka Türk mitolojisinde efsanevi bir kahraman olan Oğuz Kağan’ın, ağaç kovuğundan çıkan ‘AY YÜZLÜ KIZ’a âşık oluşu ve onunla evlenişi anlatılır ki, Milattan önce 3.000 yıllarının sonları ile milattan sonra 1.000 yılının başları arasında şekillenir. Ancak, Oğuz Kağan Destanı’nın yazılı hale getirilmesi 13. ve 14. yüzyıllarda gerçekleşir.
.
Aşkı anlatan mesneviler, halk hikâyeleri, kısmen destanlar ve ozanların parmaklarından sazın tellerine, yüreğinden dillerine dökülen türküler…
.
LEYLA İLE MECNUN
7. yüz yılda yaşamış olan Arap şairi Qays ibn al-Mulawwah (Kays /Mecnun) ve sevgilisi Leyla binti Mahdi’nin hikâyesidir ki, Mecnun’un aşkı İlahi aşka dönüşür. Leyla’yı tanımaz olur. Bu hikâye, 12. yüzyılda İranlı şair Nizami Ganjavi tarafından mesnevi olarak yazılır ve ünlenir. Fuzûlî de aynı konuyu mesnevi olarak 16. yüz yılda işler. Bu aşk hikâyesi, Arap, Fars ve Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olur.
Aşk, tatlı bela mı dersiniz?
.
“Ger hem-nefes etse iki yârı
Bir yere getirse iki âb u nârı
(İki sevgiliyi tek nefes etse, kavuştursa; su ile ateşi bir araya getirse…)
.
Elbette sebep salar araya
Anları esîr eder belâya
(Elbette araya bir sebep salar, onları bir belâya tutsak eder.)

KEREM İLE ASLI
Aslı ile Kerem, 16. Yüz yılda ortaya çıkan Azerbaycan ve Türk halk edebiyatında önemli bir yeri olan aşk hikâyesidir. Kerem, Ermeni keşişin kızı olan Aslı’ya âşık olur ve onun peşinden diyar diyar gezer. Ancak, birçok engel ve zorlukla karşılaşırlar ve sonunda kavuşamadan ölürler.
.
Kerem sazıyla sözüyle Aslı’nın gelinlik düğmelerini çözmek ister.
Neler çektim ben bu aşkın elinden
Şükürler kurtuldum halkın dilinden
Çöz Aslım çöz göğsün düğmelerini
Murada ereyim sarıp belinden *
.
Sabaha kadar çözülmeyen düğmeler, Kerem’in yangın yeri gönül ateşi, derinden ‘ah’ı ile Kerem’i yakar, kül eder.
Aslı da per perişandır. O da saçlarını süpürge edip Kerem’in küllerini toplarken tutuşup yanar.
Kerem etti, bana dünya dar oldu
Bu ayrılık yüreğime kor oldu
Yardan ayrı yaşaması zor oldu
Ana Kerem yandı diye ağlarım.
(Kerem ile Aslı; Selami Münir Yurdadap - Dörtlükler bu kitaptan alıntıdır.)
. . .
ARZU İLE KAMBER
Arzu ile Kamber hikâyesi, Kerkük ve Musul gibi bölgelerde bilinen ve göçebe hayatından izler taşıyan bir halk hikâyesidir. Hikâye, çoban Ahmet’in evlatlık aldığı Kamber ile kızı Arzu’nun aşkını anlatır. Arzu ve Kamber, kardeş olmadıklarını öğrendikten sonra birbirlerine âşık olurlar ve çeşitli engellerle karşılaşırlar. Kamber yorgun, bitkin ve çaresiz bir vaziyette ırmağa düşer. Arzu da arkasından atlayıp boğulur.
.
Kız (Arzu) dedi:
Kapıda duran oğlan
Boynını buran oğlan
Gettin şaha şikete
Eskeri dönen oğlan
.
Aldı oğlan dedi (Kamber):
Noldı karıdan oldı
Zilfi sarıdan oldı
Eskerim geri döndi
Gözel Tarıdan oldı
. . .
FERHAT ile ŞİRİN
Ferhat ile Şirin, aşkı ve fedakârlığı anlatan bir halk hikayesidir. Ferhat, sevdiği kadın Şirin’e kavuşabilmek için dağları delip su getirmeye çalışır. Ancak, çeşitli engellerle karşılaşır ve maalesef kavuşamazlar.
Dağlar deleceğim, yollar aşacağım
Aşkın narında, köz olup yanacağım
Sadece bir kere, yüzünü göreceğim
Ferhat’ım Şirin’im, uğrunda öleceğim.
. . .
BAMSI BEYREK VE BANU ÇİÇEK AŞKI:
15. yüz yılda yazıya geçirilmiş olan Dede Korkut Hikâyelerinde de Bamsı Beyrek ve Banu Çiçek aşkı da yer alır.
Düğün hazırlıkları sırasında Banı Çiçek, esir düşen Bamsı Beyrek’e aşkını şöyle dile getirir:
"Ey kara dağlar, benim derdim çoktur,
Beyrek yolunda bin bir gece bekledim,
Umutlarımı tazeledim, sevgilim döner diye.
Fırtınalar kopsa da gönlümde,
Sadık kalacağım sözümde."
. . .
Türk kültüründe aşk, tamamıyla insan odaklıdır. Daha çok erkekten bayana duyulan sevda dile getirilir. Sevdanın en ağırına halkımız ‘kara sevda’ demiştir. Kara sevda, insanı dertten derde salar, çaresiz kılar, karalara büründürür, yas tutturur. Yani aşkın ta kendisidir.
Aşkın daha da ilerisi, sonsuzu elbette ki, erişilmesi en zor olanı,’ İlahi aşktır’.
. . .
Biz yine dünyevi olan aşka dönelim.
Halk edebiyatımızda ozanlarımızın telinden, yüreklerinden dilinden dökülen aşklara ve aşklarını dile getirdikleri o güzel mi güzel kadınlarımıza duyulan sevdalara dönelim. Bakalım kimlere aşk türküleri, şiirleri yazılmış, söylenmiş:
Leyla: “Mecnun’um Leyla’mı gördüm/ Bir kerecik baktı geçti”
“Sevda gitmiyor serde amanın Leyla Leyla/ Düşürdün beni derde söyle yârim söyle”
“Mecnun isen ey dil sana leyla mı bulunmaz/ Bu goncaya bir bülbül-ü şeyda mı bulunmaz”
.
Elif: “İncecikten bir kar yağar/ Tozar Elif Elif diye/ Deli gönül abdal olmuş/ Gezer Elif Elif diye”
“Elif dedim, be dedim/ Kız ben sana ne dedim”
.
Zeynep: “Zeynep’im Zeynep’im allı Zeynep’im/ Beş köyün içinde şanlı Zeynep’im”
“Şad olup gülmüyor kalbi yaslıdır/ Karlı dağlar gibi başı pusludur/ Ela gözler nemli kirpik ıslıdır/Düşmüş Alman’a yolu Zeynep’im”
.
Ayşe: “Aman Ayşem, mor menevşem/ Dağlarbaşı duman Ayşem/ İndim Ürgüp çöllerine/ Geleceğim liman Ayşem”
“İklimler çileme çare bulmuyor/ Mevsimler halimi sormuyor Ayşem/ Sakiler derdime derman olmuyor/ Şarkılar yaramı sarmıyor Ayşem!
.
Sarı Gelin: "Sarı Gelin" türküsü, Türk dünyasında, hatta başka diyarlarda da söylenen, yürekte sızı bırakan bir türküdür.
“ Erzurum çarşı pazar/İçinde bir kız gezer/Elinde divit kalem/ Katlime ferman yazar/Sarı Gelin, aman aman/ Leylim aman aman, Sarı Gelin”
.
Gülizar: “Gönlüm viranedir, kuşlar konmuyor/ Yar gelip derdime derman olmuyor/ Gülizar Gülizar canım Gülizar/Senin için gezdim ben yar diyar diyar”
“Ay geceden gitmeden gel Gülizar/ Gel bu gece bitmeden gel Gülizar”
.
Meryem: “Kale kaleye karşı/ Kız Meyrem Meyrem Meyrem/ Kalenin dibi çarşı/Yar oğlan oğlan oğlan”
“Bugün ayın on dördü/ Kız saçını kim ördü/ Ördüyse yarım ördü/ Hele Meryem Meryem/ Eller kınalı Meryem/ Gözler sürmeli Meryem”
.
Mihriban: “Sarı saçlarına deli gönlümü/ Bağlamıştın, çözülmüyor Mihriban/ Ayrılıktan zor belleme ölümü/ Görmeyince sezilmiyor Mihriban (Abdürrahim Karakoç)
.
Züleyha: Ağlarım gülenim yok/ Ggözyaşım silenim yok/Züleyha bekletme ha/ Züleyha ağlatma ha”
.
Reyhan: Dağlar kızı reyhan Reyhan/ Analar kuzusu Reyhan/Âlem sene heyran/
Emine: “Eminem Eminem çakır Eminem/ Gözlerinin altı çukur Eminem”
Asiye: “Oy Asiye Asiye /Tütün Goydum Kesiye”
Elmas: “Kara kaş gözlerin elmas/ Bu güzellik sende de kalmaz”
Şirin, Fidan, Hülya, Ayten ve daha nicelerine yazılan şiirler, söylenen türküler…
. . .
Divan Edebiyatından aşk şiirlerine birkaç örnek:
“Feryad ki feryadıma imdad edecek yok/ Enfus ki gamdan beni azad edecek yok” (Nigar Hanım)
(Öyle feryat ediyorum ki yardım edecek kimse yok/Yazık ki beni üzüntümden kurtaracak kimse yok)
.
“Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı/ Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı” –Fuzuli –
.
“Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana/ Mey süzülmüş şişeden rûhsâr-ı âl olmuş sana” (Nedîm)
(Nezaket, tel yapma süzgecinden geçmiş, boy-pos olmuş sana/ Şarap şişeden süzülmüş, al yanak olmuş sana)
.
“Ey gül-i ruhsâr-ı aşkın câna destim nicedir/ Çeşm-i mestim âşık-ı zârâne kastim nicedir” (Şeyh Galip)
(Ey aşkın gül yanaklısı, cana sözüm nicedir/ Bakışıyla mest eden gözlüm, aşığına eziyet etmek nicedir)

Hep erkekler mi kadınlara şiirler yazmışlardır?
“Aşk… o hunhar… o cellad-ı kaza/ Yalınız öldürür etmez ihya” (Divan Edebiyatı şairi Nigar Hanım)
(Aşk, o kan dökücü, o kaza celladı/ Sadece öldürür, sevene hayat vermez)
.
“Sana büyük caddelerin birinde rastlasam/ Elimi uzatsam, tutsam götürsem/ Gözlerine baksam gözlerine, konuşmasak/Anlasan” (Gülten Akın)
. . .
ANNABEL LEE
“Senelerce senelerce evveldi/ Bir deniz ülkesinde/ Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz/ İsmi, Annabel Lee”
Edgar Allan Poe’nin ölen karısına yazdığı ünlü şiiri.
.
MAKBER
“Eyvâh! .. Ne yer, ne yâr kaldı/ Gönlüm dolu âh ü zâr kaldı/ Şimdi buradaydı gitti elden/Gitti ebede gelip ezelden”
Abdülhak Hamit Tarhan’ın ölen eşi Fatma Hanıma yazdığı unutulmaz şiiri…
Rast makamında, gazel (uzun hava) tarzında söylenen, yürekleri sızlatan, ruhları diken diken eden çok etkili bir musikisi ve icrası vardır.
...
Aşk, şiir yazdırır…

Hikmet Çiftçi
15 Şubat 2025

Paylaş
Beğenenler
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Aşk ve şiir Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Aşk ve şiir yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
AŞK ve ŞİİR yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
ŞÜKRÜ ATAY
ŞÜKRÜ ATAY, @sukruatay
14.2.2025 19:44:32
5 puan verdi
"AŞK ve ŞİİR" başlığındaki konuyu en detaylı bir şekilde ifade eden bir başvuru kaynağı niteliğindeki bu anlamlı günde yaptığınız paylaşım için gönülden kutluyorum tebrikler üstâdım.
Yabancı kaynaklardan çok sevdiğim Edgar Allan Poe’nin "ANNABEL LEE" şiiri de dahil tüm bilinen destansı aşkları da ihmal etmediğiniz çok anlamlı bir paylaşımdı.
Belirttiğiniz gibi "Aşk, şiir yazdırır…" yaşanırsa daha güzel bir ilhamla yoksa kurgu olarak hayallerin sınırlarını zorlayarak:)
En kalbî selam, sevgi ve saygılarımla.
Nice güzel paylaşımlar diliyorum.
© 2025 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.