Hatalarımı düzelten kimse uşağım bile olsa efendim olur. -- goethe
Yazan Adam
Yazan Adam
@yazanadam

ZAMAN ; FİZİKSEL BİR BOYUT MU YOKSA BİLİNCİN BİR OYUNU MU?

14 Şubat 2025 Cuma
Yorum

ZAMAN ; FİZİKSEL BİR BOYUT MU YOKSA BİLİNCİN BİR OYUNU MU?

( 3 kişi )

0

Yorum

9

Beğeni

5,0

Puan

139

Okunma

ZAMAN ; FİZİKSEL BİR BOYUT MU YOKSA BİLİNCİN BİR OYUNU MU?

ZAMAN ; FİZİKSEL BİR BOYUT MU YOKSA BİLİNCİN BİR OYUNU MU?


Zaman, insan zihninin en derin bilmecelerinden biridir. Günlük hayatımızda onu mutlak, değişmez ve herkes için aynı şekilde ilerleyen bir fenomen olarak algılarız. Ancak, gerek fiziksel yasalar gerekse felsefi sorgulamalar, zamanın bu kadar basit bir kavram olmayabileceğini düşündürmektedir. Belki de zaman, sanıldığı gibi düz bir çizgi boyunca geçmişten geleceğe ilerleyen bir süreç değil, kişiden kişiye değişen, bilinç düzeylerine ve algısal çerçevelere bağlı olarak farklı şekillerde deneyimlenen bir olgudur.


ZAMANIN KİŞİSELLEŞEN DOĞASI

Zamanın öznel bir deneyim olduğunu düşündüren en güçlü argümanlardan biri, onun algılanış biçimindeki farklılıklardır. Örneğin, ayrı odalarda oturan kişilerin belirli bir film kaydını izlediğini düşünelim. Ancak her kişi filmi yarımşar saat aralıklarla izlemeye başlamaktadır. İlk başlayan izleyici, filmin belirli bir noktasına ulaştığında, ikinci izleyici henüz filmin başındadır; üçüncü izleyici ise henüz hiç başlamamıştır. Eğer filmi izleyen ikinci kişi, ilk izleyicinin hangi sahneyi görmekte olduğunu bilebilseydi, onun "geleceğe" baktığını düşünebilirdi. Öte yandan, ilk izleyici açısından bakıldığında, ikinci izleyicinin şu an izlediği sahne, onun için çoktan geçmiş olmuştur. Bu senaryoda herkes aynı filmi izliyor, ancak başlangıç noktaları farklı olduğu için filmin akışı, her birey için farklı bir zaman diliminde gerçekleşiyor. Bir kişi için "şu an" olan bir sahne, diğer biri için "gelecek", bir başkası için ise "geçmiş" olabilir.
Bu durumda şu soruyu sormak gerekir: Zaman, gerçekten de herkes için aynı hızda, aynı doğrultuda mı akmaktadır? Eğer her birey aynı filmi farklı noktalardan izliyorsa, onların zaman çizgileri de birbirlerinden farklı olabilir mi? Bu, zamanın mutlak bir olgu olmadığını, aksine bireysel deneyimlere göre şekillenen bir gerçeklik olduğunu düşündürmektedir.
Böyle bir bakış açısı, modern fizik tarafından da desteklenmektedir. Einstein’ın Görelilik Teorisi’ne göre, zaman mutlak değil, gözlemcinin hareketine ve kütleçekim alanına bağlı olarak değişen bir büyüklüktür. Yüksek hızlarda hareket eden bir gözlemci için zaman daha yavaş akar; güçlü yerçekimi alanlarının yakınında zaman genişler. Örneğin, uzaydaki bir astronotun zamanı, Dünya’daki bir insana göre daha yavaş geçer. Eğer zaman mutlak bir olgu olsaydı, bu tür farklılıkların ortaya çıkmaması gerekirdi.
Ancak burada daha ilginç bir soru ortaya çıkıyor: Eğer zamanın akışı gözlemcinin hareketine, konumuna ve bilinç durumuna göre değişiyorsa, o halde geçmiş, şimdi ve gelecek arasında keskin bir ayrım var mıdır?


GEÇMİŞ, ŞİMDİ VE GELECEK ARASINDAKİ SINIRLAR

Zamanı düz bir çizgi gibi görmek, insan zihninin kavramsal sınırlamalarından biri olabilir. Bizim zaman algımız, geçmişin kesin bir şekilde geride kaldığı, şimdinin yalnızca bir an olduğu ve geleceğin henüz var olmadığı üzerine kuruludur. Ancak, eğer zaman gözlemcinin referans çerçevesine göre değişebiliyorsa, bu durumun evrenin farklı noktalarında farklı zaman gerçeklikleri yaratması gerekmez mi?
Örneğin, bizim için İstanbul’un fethi 600 yıl önce gerçekleşmiş tarihsel bir olaydır. Ancak, zamanın kişiye özgü ve göreceli bir algı olduğuna dair hipotezimizi genişletirsek, henüz İstanbul’un fethedilmediği ve bu olayı gelecekte bekleyen bir bilinç de var olabilir mi? Ya da tam tersi, çoktan fetih sonrası yüzyılları yaşamış, bizim bilmediğimiz bir gelecekte var olan bir bilinç?
Bu soruların cevabı, zamanın doğrusal bir çizgi mi yoksa döngüsel, çok boyutlu ya da tamamen bilinç tarafından yaratılan bir illüzyon mu olduğunu anlamamıza bağlıdır. Eğer zaman bir tür bilinç inşasıysa, geçmiş ve gelecek aslında aynı anda var olan iki farklı algısal durum olabilir. Bu, kuantum mekaniğindeki "çoklu dünyalar" teorisiyle de örtüşebilir: Belki de geçmiş, yalnızca bizim şu anki bilinç seviyemizde geçmiş olarak görünmektedir, ancak başka bir gerçeklikte hâlâ yaşanmaktadır.


ZAMAN BİR İLLÜZYON MU?

Bütün bu fikirleri birleştirdiğimizde, zamanın bizim algıladığımız şekliyle, yani geçmişten geleceğe doğrusal bir akış olarak var olup olmadığı şüpheli hale gelmektedir. Eğer zaman yalnızca bilinç tarafından inşa ediliyorsa, farklı bilinç seviyelerinde farklı zaman deneyimleri yaşanıyor olabilir mi? Bizim "şu an" dediğimiz an, yalnızca bireysel deneyimimizin bir sonucu olabilir mi?
Bu durumda, zamanın tek yönlü işlemesi de sorgulanabilir. Biz, zamanı sürekli olarak ileriye doğru akan bir nehir gibi düşünüyoruz. Ancak bu nehrin akış yönü gerçekten değiştirilemez mi? Eğer zamanın tek yönlü olduğuna dair inancımız, yalnızca insan zihninin bir yanılsamasıysa, geçmiş, gelecek ve şimdi aynı anda var olabilir mi?
Belki de zaman, gerçekten de bir film gibi işleyen bir sistemdir ve biz bu filmin yalnızca belirli bir sahnesini izlemekteyiz. Ancak, film tamamen aynı anda var olmaya devam ediyorsa, bizim şu an gördüğümüz kareler yalnızca bilinç seviyemizle sınırlı bir algı olabilir.
Bu noktada, zamanın fiziksel mi yoksa tamamen zihinsel mi olduğu sorusu ortaya çıkıyor. Eğer zaman bilinç tarafından inşa edilen bir olguysa, bu, gerçekliğin doğası hakkında bildiklerimizi kökünden sarsacak bir düşünce olur. Belki de zaman, yalnızca onu algılayan zihinler olduğu sürece var olabilir.


GERÇEKLİK VE ZAMAN ÜZERİNE YENİ BİR PENCERE

Peki, tüm bu çıkarımlar ışığında zamanın doğası hakkında ne söyleyebiliriz? Fizik, zamanın mutlak bir olgu olmadığını, gözlemcinin hareketine ve bulunduğu ortama göre değişebildiğini ortaya koyuyor. Felsefi perspektiften bakıldığında ise zamanın, bilinç tarafından şekillenen öznel bir deneyim olduğu fikri giderek daha fazla anlam kazanıyor.
Eğer zaman, yalnızca onu algılayan zihinler olduğu sürece var oluyorsa, geçmiş ve gelecek de mutlak bir gerçeklik olmaktan çıkıp, yalnızca algının bir ürünü olabilir mi? Belki de zaman, tek bir doğrultuda ilerleyen bir nehir değil, biz ona nasıl baktıkça şekil değiştiren bir yanılsamadır.
Sonuç olarak, zamanın mutlak mı yoksa öznel mi olduğu sorusu kesin bir yanıt bulmak yerine, bizi onu nasıl algıladığımızı sorgulamaya yönlendiriyor. Eğer zaman gerçekten de bilinç tarafından inşa edilen bir olgudan ibaretse, onu anlamanın yolu da belki algımızın sınırlarını aşmaktan geçiyor.

Paylaş
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Zaman ; fiziksel bir boyut mu yoksa bilincin bir oyunu mu? Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Zaman ; fiziksel bir boyut mu yoksa bilincin bir oyunu mu? yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ZAMAN ; FİZİKSEL BİR BOYUT MU YOKSA BİLİNCİN BİR OYUNU MU? yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2025 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.