1
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
231
Okunma
ALLAH VARDIR VE BİRDİR! (1)
Son zamanlarda çeşitli plâtformlarda bazı kişilerin, mesnetsiz ve akıl dışı bir söylemle “Tanrı yoktur! Allah adı birilerinin uydurmasıdır!” vb. akla ziyan ve saygıdan uzak ifadelerle yazıp çizdiklerini görüyorum.
Bir defa böyle bir yazı yazmak, yazan kişinin diğer insanlara ve inançlara SAYGISIZLIĞININ delilidir! Bu saygısızlık da hem beşeri hukuk, hem de ahlâk açısından suçtur; tabi bunu anlamak için bir insanın insanlığın asgari değerlerine sahip olması gerekir! Sahip olur ya da olmaz; o, her insanın kendi tercihidir. Neticede insanlar ÖZGÜR tercihlerine göre yargılanırlar. Siz inanmamayı tercih ettiyseniz, bunun karşılığını görürsünüz. İnananlar da inanmayı tercih etmenin karşılığını görürler. Burada, mesela benim inandığım İslâm Dini "DİN TERCİHİNDE ZORLAMA OLMAZ!" demiştir. Neden? Çünkü, iyilik nasıl ki kişisel tercih ile yapılır ve karşılığında SEVAP denilen ödüller alınırsa, yine aynı şekilde KÖTÜLÜK de kişisel tercihle yapılmalı ki karşılığında ceza gereksin. İşte, girişte bahsettiğim türden yazıp çizenler, bunu kişisel tercihleriyle yapıyorlar, onları kimse zorlamıyor, özgürce İNKÂR ediyorlar. Tamam, buna bir şey demiyoruz; tercihleridir, yanlış olması durumunda cezası da vardır! Bilinmelidir! İnanan, iyilik ve ibadet yapanlar da kezâ; kendi tercihleriyle yapıyorlar, doğru olması durumunda karşılığını SEVAP dediğimiz sayısı ödüllerle alırlar.. yanlış olma ihtimali varsa? diyeceksiniz öyle mi? Hemen söyleyelim, bu durumda, yapılan iş özü itibariyle iyi ve faydalı olduğundan, kimseye zararı olmadığından, bir suç unsuru da olmaz!
Trafik suçu işleyen birini düşünün! Kırmızı ışıkta geçen kişiye, hız sınırını geçen kişiye, yaya geçidinden geçip yayalara çarpan kişiye HANGİ DİNDENSİN? diye sorulmaz! İşlenen suç ortada!
Bu evrenin de bir var oluş serüveni vardır.. milyonlarca, belki milyarca yıldır, yine belki yüzlerce milyar insanlar YARATICI YÜCE TANRI inancına sahip olmakla ALLAH’I kastederek YANILMIŞ OLAMAZLAR! Bütün bu tarihi seyir içerisinde bir insanın ömrü o kadar küçük bir yere sahiptir ki, okyanusta bir damladan da daha küçüktür belki! Bu hakikatler ortada dururken, bir damla sudan mamül ve çok çok sınırlı bir beyniyle bir insanın, koca Kainat tarihinin bir noktasındaki saniyeler mesabesindeki ömründe çıkıp da YÜCE ALLAH’A VE KOCA İSLÂM DİNİNE kendi kıt aklınca kafa tutuyor havasına girerek kendini bir şey zannetmesi esas itibariyle ÇOK KOMİK bir durumdur! Sen kimsin, nesin ki neyine güvenerek efeleniyorsun? derler adama! Ama adam adam olmayınca, işte böyle KENDİ HÜR İRADESİYLE ŞEYTANIN ASKERİ OLURSA, sonunda Allah’a mağlup olması muhakkak değil mi?
Neticede.. insanlar özgürdür. İnanan inanır, inanmanın ödülünü alır, inanmayan da inanmaz ve inkârının cezasını çeker! NEDEN BÖYLE? diye soracak olursanız, çok basit bir cevabı var; Allah her insana EŞİT MİKTARDA saf cevher konumunda AKIL vermiştir, insanlar bu aklı DOĞRU YOLDA, YA DA YANLIŞ YOLDA ne kadar kullanırlarsa AKIL FARKLILIKLARI da o kadar belirginleşir, ve böylece ZEKÂ DÜZEYİ ortaya çıkar. Aslında, bizim AKILLI dediğimiz insanlar zekâ farkıyla ortaya çıkar.
İyi, güzel, doğru, faydalı işlerde kullanılan akıl, sahibini ZEKÂLI (OLUMLU ANLAMDA, AKILLI) konumuna getirir, aksi durumda ise, akıl, zekâ ve bütün olumlu durumlar İNKÂR ile beraber işlevsiz hâle getirilmiş olur ve o kişinin aklı, sahibini bile kurtaramaz.
Sonuç olarak, orjinal ve saf akıl mutlaka YÜCE ALLAH’I BULUR VE BİLİR! Allah’ı bilemeyen ve bulamayan bütün yönelişler akıl dışı ve aklın kullanım alanının dışında işler anlamına gelir. Zira bilimsel akıl yanlış yapmaz!
Saygılarımla.
Murat Kahraman Murâdî
06.12.2024/İst.