0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
412
Okunma

Evlilik, yalnızca iki bireyin değil, aynı zamanda örf ve adetlerin şekillendirdiği toplumsal bir kurumdur. Ancak bu ritüellerin titizlikle yerine getirilmesi, evliliğin sürdürülebilirliğini garanti etmemektedir. Nitekim son yıllarda artan boşanma oranları, sorunun biçimsel değil yapısal olduğunu göstermektedir.
Evliliğin devamı; karşılıklı saygı, anlayış ve fedakârlık kadar, ekonomik uyum, değer birliği ve iletişim becerilerine bağlıdır. Buna rağmen toplum olarak çoğu zaman evliliği “kurmaya” odaklanıp “yaşatmayı” ihmal ediyoruz. Aileler arası beklentiler, maddi yükler ve rol çatışmaları, daha başlangıçta ilişkiyi zedeleyebilmektedir.
Burada asıl ihtiyaç, evliliği kutsallaştırmak değil; bireylerin sorumluluk bilinciyle hareket etmesini sağlamaktır. Aksi hâlde evlilik, toplumsal bir ideal olmaktan çıkıp kırılgan bir yapıya dönüşmektedir.
Sokrates’e atfedilen sözde olduğu gibi, evlilik ya mutluluk ya da ders getirir. Mesele, bu dersi ne kadar erken ve doğru okuyabildiğimizdir.
Bazı psikologlara göre insanların evlenme nedenleri şunlardır:
İnsanlar çok sevdiğini hissettiği kişilerle, bu duyguları daha uzun yıllar yaşamak amacıyla evleniyorlar.
Tüm kültürlerde belli bir yaşa gelindiğinde “evlenilmesi gerekiyor” düşüncesi hâkim ve bu düşünce çiftlerin evlenmesi üzerinde oldukça etkili.
Çocuk sahibi olma isteği dünyada ve ülkemizde birçok çiftin evlenme nedenidir.
Bazı insanların yalnız kalmaktan korktukları için evlendiklerini görüyoruz.
Doğru insanı bulmak, yine birçok kişi için evlenme nedeni olarak görülüyor.
Sevgi, cinsellik ya da maddi ihtiyaçlarının karşılanacağını düşünmek de önemli nedenler arasındadır.(ramazansimsek.com/neden-evleniyoruz)
12.10.2024
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.