Olgun adam bilgisini saat gibi taşır, çıkarıp herkese göstermez, gerektiğinde kullanır. (t. brown)
Yakamozmavisi
Yakamozmavisi

Kağıttan Kuş

Yorum

Kağıttan Kuş

7

Yorum

15

Beğeni

0,0

Puan

632

Okunma

Okuduğunuz yazı 25.9.2024 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
Kağıttan Kuş

Kağıttan Kuş

Kağıttan kuş da yapılıyor bayım.
Lakin ben sadece gemi yapmayı öğrendim!

Sana yazmayalı uzun zaman oldu. Zaman uzayıp, kısalan sessiz bir yol aramızda. Bir yolun sonunda ayrılanlar için zaman her daim susmaya mahkum! Beni bıraktığın o yerde arayıp, bulma diye daha uzağa gittim. Denizi görüp, dalgaların sesini duyuyorum hala. Tüm yorgun kalabalıklardan uzağım şimdi. İnsan gönülden uzağa düşünce tamam diyor zaten. Daha ne kadar uzağa gidebilirim ki. X’i eşitliğin bir tarafında yapayalnız bıraktım. Yahut X gibi yapayalnız kaldım!

Alışırsın denen büyülü masallara hiç inanmadım. Hatta alışamadım. Her katil gibi suç mahalline gidip geldikçe, eksik parçaları bulmaya başladım. Günlerce bu şehirde ne eksik diye düşünüp durdum. Vapurları yok bu şehrin. Daha kötüsü vapur düdüğü yok. Sıra sıra, limana yanaşmayı bekleyen yük gemileri var. Gecenin karanlığında içinde ışıklar yanıyor. Işıkları yanmasa, terkedilmiş birer hayalet gemi gibiler. Belki de bu şehirde her limana uğrayan çingene vapuru olmaması daha iyidir. Zaten simitçi bile bulmak zor bu şehirde.

Trafik yok bu şehirde. Kimse koşuşturmuyor. Hiç bir telaşı yok insanların. Bu durağanlık insana bazen ölülerle yaşıyormuş hissi veriyor. Bir yerlerde sanki kar, boran, fırtına var; kıyamet kopuyor da bu şehirde çıt çıkmıyor. Gök hiç yarılmamış sanki bu şehirde. Rahmet toprağı şöyle bir okşayıp geçiyor.

Oysa iki yakası bir araya gelmeyen şehrin; bir yakasında, yağmurlu bir günde, trafiğin ortasında nasıl da kalıvermiştik. Gıdım gıdım ilerleyen trafikte radyo dinleyip, şarkılara eşlik edip, köprüyü zar zor geçmiştik. Yol uzadıkça düştüğümüz hale kah öfkelendik, kah gülüp eğlendik. Diğer araçlarda yolculuk edenlere birer rol yükledik. Kimine memur, kimine çatlak profesör diye payeler verdik. Onlar bize ne dedi diye tahminler yürüttük, çok güldük. Evimin önünde indim ben. Şimdi kapıdan girdim, diye mesaj attın sen. Her yol bitiyor nihayetinde...

Alışırsın, unutursun, zamana bırak diyordun. İnsanoğlu acaip işte. Zamanın süzgecinden bir bir toplayıp geri alıyor suya bıraktıklarını. Yahut ille de bazı anılar su yüzüne çıkıyor. Yazdığın bir not kağıdını buldum geçen gün. İki kanat, tek yürek bir kuş gibi değil, bir gemi gibi katlayıp saklamışım. Senin kuş olup uçan yüreğin, benim kağıttan gemilerim yok artık.

Bit pazarına gittiğimiz günü yaşar gibiyim. Artık belki de çalmayan, sürekli başa saran eski kasetler gibi. Tezgahta satılan siyah beyaz resimlere takılıp kalmıştık saatlerce. Hiç tanımadığımız insanların hayatı geçmişti poz poz elimizden. Ölmeden önce ilk yapmamız gereken resimleri yok etmek demiştim ben. Kiminin arkasında bir not, kiminin arkasında bir tarih, yer adı ve isimler yazan o resimlere bakarken. Birileri biz ölünce kaldırıp çöpe atmadan, tezgahlara düşmeden resimleri yok etmeli. Hatta tanı beni, anla beni, duy beni diyen o not kağıdından yaptığım gemiyi. İlk önce onu yakmalı.

Zeynep Özmen
25Eylül2024

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Kağıttan kuş Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kağıttan kuş yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kağıttan Kuş yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
26.9.2024 18:17:25
Beğeniyle okudum sürükleyici bir çalışma kutluyorum saygılar sunuyorum
Mavilikler
Mavilikler, @mavilikler
26.9.2024 13:51:58
Bazı yazılar şiir tadında oluyor... Akıp gidiyor satırlar. Sizin yazınız da öyle...

Keyifle okudum. Sevgiler...




Güney
Güney, @issiz-siir
26.9.2024 10:40:38
Eylül tadında içli bir anlatıydı. Kağıttan kuşlar, gemiler, uçurtmalar, fotoğraflar, günler...
aysemujgan
aysemujgan, @aysemujgan
26.9.2024 10:05:55
Keşke şehir isimleri de olsa. Yada o * kişisi kimdi? Merak işte ... Benim de şehir tramvalarım vardır çok yazarım bu konuda. Tabi yazının içeriği bu değil, içerik çok da güzel işlenmiş tebrik ediyorum 🙂
Hüseyin çelebi
Hüseyin çelebi, @huseyin-celebi
26.9.2024 09:08:15
Efendim sevgiden Deniz gönlünden temiz bir gemi yap her gemiye bir liman her gönüle bir iman sığar lazım olur Tebrikler

Hüseyin çelebi tarafından 26.9.2024 11:14:39 zamanında düzenlenmiştir.
neneh.
neneh., @neneh-
26.9.2024 04:22:27
Güne ışıldayan ,hayata dair başarılı bir yazı..Kutluyorum.Sağlıcakla.Saygıyla.
CaNMaYBuL
CaNMaYBuL, @canmaybul
26.9.2024 00:03:46

o gün gözlerim toprakla hemhal olmuş terli bir sabırla yavrusunu emziren karıncaya ilişmişti yanından usulca akan ırmakta kağıttan gemiler süzülüyordu her biri adeta destanlardan düşen bir anın derinliğinde kaybolan serazat hayallerdi suyun sinesine küreklerini vurmadan dinginlikten doğan fırtınasız sancılar gibi yüreğimi yara yara geçiyorlardı ağaçların dallarından düşen gölgeler bile feryada durmuştu gökyüzü koca bir divit misali kara bulutlarla bezenmişti

vakit abdal sabrıyla ağır ağır akıp giderken her an bir sevdadan kopup düştüğüm ırmak gibi benden de bir parça eksiliyordu zamanın yüreğime yüklediği o nazenin sızı avuçlarımdan dökülen kum tanelerinin hoyrat rüzgarla savrulmasına benziyordu o gün sanki benden öte ben yoktu ne bir kervan yolu buldu içimde ne de akçeli bir umudun tesellisi

ruhumun yeldeğirmenleri arasında döndüğü o anı seyyalede hayaller rüzgarın önünde sürüklenen yapraklar gibi savrulurken gönlüm bir gölgeye sığınmak bir dalda vefa bulmak arzusundaydı lakin ne o vefalı gölge ne de yapraksız dal kalmıştı her adım içimdeki ahı biraz daha büyütüyor her nefes ciğerlerimi dolduran hicranı biraz daha perçinliyordu öyle ki artık sesler dahi yankı vermiyor derin boşluklar nara atıyordu zira bu boşluklar insanı kendi benliğinden soyutlayan dağlayan o dipsiz kuyulardı

o karıncanın sabrını izlerken derinlere daldım herkes böyle mi kavuşur toprağa aşkın kanatları kırılır mı türküler susar mı kağıttan gemiler devrilir sevdalar suya karışır ve geriye yalnızca sessiz dillere destan bir melal mi kalır




her sevdalı kuş, gökyüzünde kanat çırpar,
ama unutma, uçurumlar hep yukarıya baktırır.




© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL