Olgun adam bilgisini saat gibi taşır, çıkarıp herkese göstermez, gerektiğinde kullanır. (t. brown)
Ahbende
Ahbende

DİKENLİ HAYAT

Yorum

DİKENLİ HAYAT

10

Yorum

22

Beğeni

0,0

Puan

1024

Okunma

Okuduğunuz yazı 21.9.2024 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
DİKENLİ HAYAT

DİKENLİ HAYAT

Ne lokum muş be!



Gençlik yıllarım...


Yeni işe girmişim.
Küçükken tek istediğim okuyup Doktor olmak veya Arkeolog olmaktı...
Belkide herşeyi çok analiz etmek hobim olduğundan olabilir miydi; Bilemiyorum.

Sonra bir polislik serüvenim oldu. Muhteşem bir anıyla son buldu

.Sonrasında ; Babamın ikinci mesleği olan ve çok büyük konuştuğum o kapıdan içeriye girip çalışmak

Babam bir inatla polislik mesleğinden yatay geçişle bu kurumu stemiş; Özelliklede memlekete yakın olmasını tercih etmişti.

Asla ve kataa dediğim burası için kaderde bana, "oturup eşşek gibi çalışacaksın" dedi..

Emekli olana kadar hiç sevemedim mesleğimi ... Kaderin cilvesi

Mart ayının ortası: Elimde başlama yazısı öğretmen tipi ayakkabımla yağan yağmur altında İzzet paşa camisinin önündeyim. Mutlu ve mutsuz

Sevincim sadece para kazanıp Annemi yaşatmaktı...Softamızda yiyemediği o tavuk budlarını bundan böyle yiyecekti

Ayda bir tavuk pişerdi evimizde ...Budun biri babama diğeri büyük olan erkek kardeşime. Gögsü ikiye bölünür; Yarısı benim; Yarısı küçük erkek kardeşimin
Tavuktan geriye kalan parçalar ise annemindi

Fedekar Annem,kemikleri kemirmeyi seviyorum der bizi kandırırdı..
Büyüyünce içimde ukte kalan hep bu oldu.

Aklım başıma geldiği günlerde bir parçasını anneme zorla verir; Elindeki kemikleri alır bende tavuğun boynunu gerisini yiyecem derdim.

İşe başlamak için yol alırken bir apartmanın önünde iki kedi bir birine bağırıyordu... Sıkıştırmış dişiyi kut yapıyordu... Gülerek yol alırken babamın sözü aklıma geldi.

"Bak kızım çalışacağın yer hastane! ..Burası Müdürlüğe benzemez ve hiç kimseye abi demeyecek beyefendi diyeceksin ; Bayanlara da Hanım efendi diyeceksin"

O gün başladık ...Ben ve tertiplerim , Sekiz bayan onbeş erkekti ...Kadrolarımız farklı..

Üç gün sonrası yerlerimiz belli oldu... İki gözüm iki çeşme...Türk filimlerden izlediğim bende iticilik yaratan görev bana verilmişti... "Sekreterlik"

Ben arkadaşlara gıpta ederken onlarda bana gıpta ile bakıyor... "Yerin rahat, oh ne ala"

Özelliğimden seçilmişim.. Boylu poslu Bubikoğlu ... Baş hekimin sekreteri

Hay özelliğim batsın arkadaş ya !...Personel de çalışmak istiyorum dedimsede olmadı... İçim kan ağlıyor her gün

Altı ayda sinirden Sekreter koltuğunu ellerimle kopardığımı gören Başhekim , gülerek benim isteğimi yerine getirdi beni malzeme servisine verdi. Dünyalar benim olmuştu..

Bu serviste beş erkek bir bayan vardı... Tanışma esnasında serviste ki kadının suratı görülmeye değerdi ;
Sanki babasını öldürmüşüm öylesine hazımsız!

Allahım böyle çirkin bir yüzde bari huyunu güzel yarataydın da çekilir olsaydı dedim...

Kocasını görünce şok oldum tam tezat ve işte kaderin oyunu bu dedim.. tam şans güzeli

Kadın beni her sabah görünce kriz geçirirdi. Neşesi kaybolurdu. İş yığdıkça yığardı masaya .. Asalet tastik edilmemiş olduğundan çaresiz boynumuzu büküp çalıştık

İnsanları alaya almak Leylanın en büyük zafıydı... Abisi ve gelini ile birlikte gider gelirdi... Hastane onlar için ev ortamıydı sanki...
Zavallı Nesrin iki günde bir Leylanın fitnesiyle dayak yerdi... Metin ise iki eli cebinde yürüyen sarhoş bir kabadayı( Allâh rahmet eylesin)..
Çok üzülürdüm başlarda...Sonra o yerden bitme Nesrininde Leyladan farkının olmadığını görünce; Çalışma hayatında kimseye güvenilemiyeceğini öğrendim...Tencere yuvarlanmış , kapağını bulmuş dedikleri buymuş demek ki

İlk maaşımla kurban kestim .
Gerisi annemi çıldırttı...ipini koparan bir deli gibi daldım mağazaya neler aldım neler..

Her elbiseye uygun bir ayakkabı...Tabiki her şey beşer beşer olunca hayırlı olsunların yerini Annemin tükürüğü yer aldı...
Özgürlük buydu demek

Kısa zamanda parmakla gösterilir hale geldim...
işte o sıralarda nerdeyse hayatıma mal olacak o lokum davası devreye girdi.

Çalışma masamın yan tarafında koridor vardı ..Odama paralel olarak karşıda ise Başeczacının odası bulunuyordu..
Vizitten inen doktorlar odasına uğrar muayene saatine kadar sohbet edilir kahkahalar içinde, çay faslı o biçim olurdu...

Gözler hep benim üstümde ...Bir yandan da Utanıyorum...
Babam yaşındakiler ağzı açık, öküzün trene baktığı gibi bakıyor her birinde de odadan çıkarken yeşilçamın yan bakışı beliriyordu...
Sırıtarak çıkanlara kıl oluyordum.

Kalkıp kapıyı örtsek olmazdı...Devlet Dairesi bütün kapılar halka açıktı..
Leyla belasından da çekinyorum. Ceryanda kaldım dedimde vay anam vay misali !
At kaçtı torba düştü..

Bir kaç ayı böyle atlattık ...Sinir harbi içinde stresle çalıştık ... Mobing altında

Sonrasında bir dram mecaraya girdik..

Birgün tertibim Kara Remziye sırıtarak yanıma uğradı.. Keyifli ve ağzı kulaklarındaydı
- Kız bizim Ali’nin arkadaşı sana aşık olmuş ya kabul etmezse kaçırırım diyor"

-Yok daha neler Remziye dedim ...
Kim bu ben tanıyor muyum !
-Tanışacakmış ama çekiniyormuş dedi ve gitti

Akşam çıkışı yolda ilerlerken bir sesle irkildim yanımda omuzumda saçı dökülmüş birisi durdu... Adres soracak sandım yüzüne baktım

-Sizinle bir şey konuşmak istiyorum deyince bende jeton düştü..Herhalde Remziye’ nin dediği çocuktan haber getiriyor zannına kapıldım

Meğerse kendisiymiş...Gülecem gülemiyorum boyu omuz hizamda, ağlak gözlerle aşk ilan ediyordu.

Bense erkek gibi yetişmiş bir bayan olarak aniden gardımı aldım; Haddini bildirdim..

Küçük yerin sözü de ,dedikodusu da çok olur... Bir gören olsa adım dile düşecek.. . topla topla ya bilirsen durumu...Başımda zaten liseden kalma bir bela vardı zaten!

Hızlı adımlarla uzaklaştım ordan ...Ertesi gün: Yine Remziye çıka geldi
- Bak oğlan çok ciddi onu öldürürüm sonra kendimi, söyle haberi olsun demiş.. Şoktayım
- Bak Remziye! ; bizim kim olduğumuzu bilmezse bildirelim: Ben Terekemeyim (Karapapak) . Çıkmasın bir daha karşıma kendisi bilir dedim... Sinirden miden yanmaya başladı.

Kardeşlerime söylesem olay farklı olacaktı. Sükuneti telkin ettim kendime sabır çektim

Ve, Ertesi gün : Başımı kaldırdım; Karşımda zeballah gibi bir kadın..
Merhaba deyıp adımı verdi .. Buyrun deyince
_ Bizim oğlan sizinle görüşmüş siz onu terslemişsniz dedi ... Sözünü kestim
-Bakın hanımefendi !
Sizin oğlunuzu tanımam bilmem; Beni nerede görmüş bilmem...Ben ona umutda vermedim tanımıyorum kendisini deyince ;
- Siz hergün kahvesinin önünden geçiyormuşsunuz, orada sizi görmüş ve vurulmuş...Oğlumuz kağıt fabrikasında çalışıyor işçi dedi..Ben teyzesiyim .. Vs vs...
Kadın ağzımın içine düşmüş gibiydi

_ Bak teyzeciğim Benim boyumu görüyorsun ,oğlunuz omuzlarımda ...Ben üniversite okuyorum ve Devlet memuryum, oğlunuz ise ilkokul mezunu..Hiç olacak iş mi
.Ayrıca gönlüm onda değil ,Ölümle tehtid etmesin beni ...
Ve, bakınız Emniyet teşkilatı bizlerle dolu hayatıyla oynamasın dedim ... Oğlunuz haddini bilsin dedim!

Sanki ben bunları dememişim gibi ertesi gün gelmiş..Başeczacının kapısında iki elini duvara dayamış bakıyor öylece...Surat kıpkırmızı titriyor...

Usulca ; Leyla duymasın diye odadan çıkıp, Vezneye yöneldim...Telefondan hastane polisini aradım ...

Bir gece nöbetimde tanıştığım polis memuru, Emniyet Müdürü dayımın polis arkadaşı ve çalışanı çıktı... O olay günüde telefon açınca tesadüfen karşıma çıktı ve olayı bir dakikada anlattım
-Polikliniği doğru gelıyorum o ardıma düşecektir; Merdivende hazır ol yan bakışımla yakala dedim

Aynen öyle oldu.. Sonrası ; Çok ağır bir konuşma , kimliğe el koyma ve sağ sol girişme
Tövbesini getirmiş ve kimliğini alıp çıkmış. Poliste kimlik bilgilerini almış...

Üzüldüm böylesi bir vukuata..Lakin hayatımı karartacaktı ve ben kimseye bu durumu izah edemyecektim
Her zaman haklılık güçlüden yanadır... Erkek dünyası bu ya! ... Ön yargılı toplumuz... Kadın suçu olmazsa bile suçludur

Kurtulmuştum..

.Bir kaç yıl sonrasıydı..Bir gün eve dönerken yeni açılan bir şekerlemecinin önünden geçerken lokumlara gözüm takıldı...Anneme alayım kıtlama yerine çayla iyi gider diyr düşündüm

Kapıyı açıp çeri girdim dükkan sâhibi yoktu!

- Pardon kimse yok mu dedim... Tezgahın altından bir baş belirdi.. Dona kaldım.. Nutkum tutuldu. Yüzümde bir basınç..
Tom ve jery kovalaması gibi geri geri çıktım.. Olamazdı böyle birşey... Karşımda beni bıçakla tehdit eden adam!

Kusma atağı yaşadım ve sanki bir kaç yıl yaşlandım o anda... Ne lokum muş be dedim

Her lokum gördüğümde yaşadığım bu olay gelir aklıma...
Hayatımın en güzel günlerini : Ya benimsin ya kara toprağın tehditleriyle geçti ve kapanma sonrası yaşadığım sürgünlede o ilden çıktım

Şimdi büyük bir şehirde kaldığım yerden devam ediyorum ...
Şansızlıkla gelen bitip tükenmiyen hüzünle evliyim... Yaşadıklarımıda Bir Allah bilir..

O Yüce Allah ki hep korudu kolladı; Ben yine kulu olarak soramadan edemedim dikenli hayat neden diye

Yarabbi beni neden gül diye yarattın dikenlerim hep neden benim canımı acıttı...


Ahben

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Dikenli hayat Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Dikenli hayat yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
DİKENLİ HAYAT yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
maviye sürgün
maviye sürgün, @maviyesurgun
10.2.2025 11:10:45
Sonuna kadar hiç sıkılmadan okudum. Hayat işte kimine güler kimini üzer. Toplumdaki kadin yargıları , öngörüleri, eşya düşünmeleri hala bitmedi.
Lokum yediniz mi bilmem o günden sonra.
Geç de olsa kutlamış olayim gün yazınızı.
Saygılar Ahben.
Mehmet İmran Sevinç
Mehmet İmran Sevinç, @mehmetimransevinc
22.9.2024 22:00:37






Mehmet İmran Sevinç tarafından 23.9.2024 00:05:29 zamanında düzenlenmiştir.
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
22.9.2024 18:21:03
yani siz bekar kalmanın bahanesi olarak bunumu söylüyorsunuz yazık oldu demek size inşallah güz gelmeden evlenir mutlu olursunuz kutlarım çalışmanızı
ŞÜKRÜ ATAY
ŞÜKRÜ ATAY, @sukruatay
22.9.2024 10:50:01
"Cennet annelerin ayağı altındadır" hadisinin en bariz örneği olan annenizle ne kadar gurur duysanız azdır.
Siz de onun için elinizden gelen her şeyi yapmışsınız hayırlı bir evlat olarak.
Son derece içtenlikle ve samimi duygularla yazılmış hüzünlü bir paylaşımdı, gönülden kutluyorum tebrikler efendim.
Bundan sonraki hayatınızda sevdiklerinizle birlikte sağlık, mutluluk ve huzur içinde hayırlı ömürler diliyorum.
Sonsuz selam, duâ ve saygılarımla.
Allah'a emanet olunuz.
Ömer Hüdayi
Ömer Hüdayi, @omerhudayi
22.9.2024 10:18:29
"Kemikleri kemirmeyi seviyorum."
Kaç annenin dudağından dökülmüştür bu söz.
Tebrik eder sıhhat ve afiyet dilerim hocam.
andelip
andelip, @andelip
22.9.2024 00:37:41
Hüzün dolu hayat hikayenizi çok güzel duygularla ve ifadelerle dile getirmişsiniz..
Hayatın baharında hazan vurmuş yaprak gibi savrulmak ta varmış hayatta...
Her insanın hayatında bu tür duygu ve yaşanmışlıklar vardır zannediyorum..
Rabbim sizi o dikenli yolların azabından koruöuş sizi..
tebrik ediyorum
selam ve saygılar..
aysemujgan
aysemujgan, @aysemujgan
22.9.2024 00:35:09
Güzellik başa bela. Harika bir anlatım olmuş. Bende çok kıyafet alırdım hâlâ da alırım yokluktan olsa gerek
Ahbende
Ahbende, @ahbende
22.9.2024 00:28:23
Şeçki kuruluna teşekkür ederim..
Suphi sekü
Suphi sekü, @suphiseku
21.9.2024 21:21:21
Tabiki her şey beşer beşer olanca hayırlı olsunun yerini tükürük aldı.
O kadar da olsun be ablam.
Gülümsemenin bir tık ilerisi, güldüm.
Hüzünlü bir hikaye.
Yazılan, beraberinde yazılmayan çok şeyi de anlatıyor geçim sıkıntısı babında.
Çok iyi bilirim.
Yazılarınız hüzünlü ve akıcı.
Hayırlı geceler
Güney
Güney, @issiz-siir
21.9.2024 19:28:50
Keyifle okudum, süreklendim kelimelerin peşinden. Aklıma İbo'nun '
Sarışınsın, sarısın, güzel
Sen bir selvi dalısın, güzel
güzellik başa bela güzel,' şarkısı geldi.
Nerden başladı nerede bitti anlatı anlamadım çok güzeldi hani daha uzasa okumayı keyifle sürdürürdüm.
Kaleminize sağlık, güzel olsun devam olsun.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL