10
Yorum
22
Beğeni
0,0
Puan
1024
Okunma


Ne lokum muş be!
Gençlik yıllarım...
Yeni işe girmişim.
Küçükken tek istediğim okuyup Doktor olmak veya Arkeolog olmaktı...
Belkide herşeyi çok analiz etmek hobim olduğundan olabilir miydi; Bilemiyorum.
Sonra bir polislik serüvenim oldu. Muhteşem bir anıyla son buldu
.Sonrasında ; Babamın ikinci mesleği olan ve çok büyük konuştuğum o kapıdan içeriye girip çalışmak
Babam bir inatla polislik mesleğinden yatay geçişle bu kurumu stemiş; Özelliklede memlekete yakın olmasını tercih etmişti.
Asla ve kataa dediğim burası için kaderde bana, "oturup eşşek gibi çalışacaksın" dedi..
Emekli olana kadar hiç sevemedim mesleğimi ... Kaderin cilvesi
Mart ayının ortası: Elimde başlama yazısı öğretmen tipi ayakkabımla yağan yağmur altında İzzet paşa camisinin önündeyim. Mutlu ve mutsuz
Sevincim sadece para kazanıp Annemi yaşatmaktı...Softamızda yiyemediği o tavuk budlarını bundan böyle yiyecekti
Ayda bir tavuk pişerdi evimizde ...Budun biri babama diğeri büyük olan erkek kardeşime. Gögsü ikiye bölünür; Yarısı benim; Yarısı küçük erkek kardeşimin
Tavuktan geriye kalan parçalar ise annemindi
Fedekar Annem,kemikleri kemirmeyi seviyorum der bizi kandırırdı..
Büyüyünce içimde ukte kalan hep bu oldu.
Aklım başıma geldiği günlerde bir parçasını anneme zorla verir; Elindeki kemikleri alır bende tavuğun boynunu gerisini yiyecem derdim.
İşe başlamak için yol alırken bir apartmanın önünde iki kedi bir birine bağırıyordu... Sıkıştırmış dişiyi kut yapıyordu... Gülerek yol alırken babamın sözü aklıma geldi.
"Bak kızım çalışacağın yer hastane! ..Burası Müdürlüğe benzemez ve hiç kimseye abi demeyecek beyefendi diyeceksin ; Bayanlara da Hanım efendi diyeceksin"
O gün başladık ...Ben ve tertiplerim , Sekiz bayan onbeş erkekti ...Kadrolarımız farklı..
Üç gün sonrası yerlerimiz belli oldu... İki gözüm iki çeşme...Türk filimlerden izlediğim bende iticilik yaratan görev bana verilmişti... "Sekreterlik"
Ben arkadaşlara gıpta ederken onlarda bana gıpta ile bakıyor... "Yerin rahat, oh ne ala"
Özelliğimden seçilmişim.. Boylu poslu Bubikoğlu ... Baş hekimin sekreteri
Hay özelliğim batsın arkadaş ya !...Personel de çalışmak istiyorum dedimsede olmadı... İçim kan ağlıyor her gün
Altı ayda sinirden Sekreter koltuğunu ellerimle kopardığımı gören Başhekim , gülerek benim isteğimi yerine getirdi beni malzeme servisine verdi. Dünyalar benim olmuştu..
Bu serviste beş erkek bir bayan vardı... Tanışma esnasında serviste ki kadının suratı görülmeye değerdi ;
Sanki babasını öldürmüşüm öylesine hazımsız!
Allahım böyle çirkin bir yüzde bari huyunu güzel yarataydın da çekilir olsaydı dedim...
Kocasını görünce şok oldum tam tezat ve işte kaderin oyunu bu dedim.. tam şans güzeli
Kadın beni her sabah görünce kriz geçirirdi. Neşesi kaybolurdu. İş yığdıkça yığardı masaya .. Asalet tastik edilmemiş olduğundan çaresiz boynumuzu büküp çalıştık
İnsanları alaya almak Leylanın en büyük zafıydı... Abisi ve gelini ile birlikte gider gelirdi... Hastane onlar için ev ortamıydı sanki...
Zavallı Nesrin iki günde bir Leylanın fitnesiyle dayak yerdi... Metin ise iki eli cebinde yürüyen sarhoş bir kabadayı( Allâh rahmet eylesin)..
Çok üzülürdüm başlarda...Sonra o yerden bitme Nesrininde Leyladan farkının olmadığını görünce; Çalışma hayatında kimseye güvenilemiyeceğini öğrendim...Tencere yuvarlanmış , kapağını bulmuş dedikleri buymuş demek ki
İlk maaşımla kurban kestim .
Gerisi annemi çıldırttı...ipini koparan bir deli gibi daldım mağazaya neler aldım neler..
Her elbiseye uygun bir ayakkabı...Tabiki her şey beşer beşer olunca hayırlı olsunların yerini Annemin tükürüğü yer aldı...
Özgürlük buydu demek
Kısa zamanda parmakla gösterilir hale geldim...
işte o sıralarda nerdeyse hayatıma mal olacak o lokum davası devreye girdi.
Çalışma masamın yan tarafında koridor vardı ..Odama paralel olarak karşıda ise Başeczacının odası bulunuyordu..
Vizitten inen doktorlar odasına uğrar muayene saatine kadar sohbet edilir kahkahalar içinde, çay faslı o biçim olurdu...
Gözler hep benim üstümde ...Bir yandan da Utanıyorum...
Babam yaşındakiler ağzı açık, öküzün trene baktığı gibi bakıyor her birinde de odadan çıkarken yeşilçamın yan bakışı beliriyordu...
Sırıtarak çıkanlara kıl oluyordum.
Kalkıp kapıyı örtsek olmazdı...Devlet Dairesi bütün kapılar halka açıktı..
Leyla belasından da çekinyorum. Ceryanda kaldım dedimde vay anam vay misali !
At kaçtı torba düştü..
Bir kaç ayı böyle atlattık ...Sinir harbi içinde stresle çalıştık ... Mobing altında
Sonrasında bir dram mecaraya girdik..
Birgün tertibim Kara Remziye sırıtarak yanıma uğradı.. Keyifli ve ağzı kulaklarındaydı
- Kız bizim Ali’nin arkadaşı sana aşık olmuş ya kabul etmezse kaçırırım diyor"
-Yok daha neler Remziye dedim ...
Kim bu ben tanıyor muyum !
-Tanışacakmış ama çekiniyormuş dedi ve gitti
Akşam çıkışı yolda ilerlerken bir sesle irkildim yanımda omuzumda saçı dökülmüş birisi durdu... Adres soracak sandım yüzüne baktım
-Sizinle bir şey konuşmak istiyorum deyince bende jeton düştü..Herhalde Remziye’ nin dediği çocuktan haber getiriyor zannına kapıldım
Meğerse kendisiymiş...Gülecem gülemiyorum boyu omuz hizamda, ağlak gözlerle aşk ilan ediyordu.
Bense erkek gibi yetişmiş bir bayan olarak aniden gardımı aldım; Haddini bildirdim..
Küçük yerin sözü de ,dedikodusu da çok olur... Bir gören olsa adım dile düşecek.. . topla topla ya bilirsen durumu...Başımda zaten liseden kalma bir bela vardı zaten!
Hızlı adımlarla uzaklaştım ordan ...Ertesi gün: Yine Remziye çıka geldi
- Bak oğlan çok ciddi onu öldürürüm sonra kendimi, söyle haberi olsun demiş.. Şoktayım
- Bak Remziye! ; bizim kim olduğumuzu bilmezse bildirelim: Ben Terekemeyim (Karapapak) . Çıkmasın bir daha karşıma kendisi bilir dedim... Sinirden miden yanmaya başladı.
Kardeşlerime söylesem olay farklı olacaktı. Sükuneti telkin ettim kendime sabır çektim
Ve, Ertesi gün : Başımı kaldırdım; Karşımda zeballah gibi bir kadın..
Merhaba deyıp adımı verdi .. Buyrun deyince
_ Bizim oğlan sizinle görüşmüş siz onu terslemişsniz dedi ... Sözünü kestim
-Bakın hanımefendi !
Sizin oğlunuzu tanımam bilmem; Beni nerede görmüş bilmem...Ben ona umutda vermedim tanımıyorum kendisini deyince ;
- Siz hergün kahvesinin önünden geçiyormuşsunuz, orada sizi görmüş ve vurulmuş...Oğlumuz kağıt fabrikasında çalışıyor işçi dedi..Ben teyzesiyim .. Vs vs...
Kadın ağzımın içine düşmüş gibiydi
_ Bak teyzeciğim Benim boyumu görüyorsun ,oğlunuz omuzlarımda ...Ben üniversite okuyorum ve Devlet memuryum, oğlunuz ise ilkokul mezunu..Hiç olacak iş mi
.Ayrıca gönlüm onda değil ,Ölümle tehtid etmesin beni ...
Ve, bakınız Emniyet teşkilatı bizlerle dolu hayatıyla oynamasın dedim ... Oğlunuz haddini bilsin dedim!
Sanki ben bunları dememişim gibi ertesi gün gelmiş..Başeczacının kapısında iki elini duvara dayamış bakıyor öylece...Surat kıpkırmızı titriyor...
Usulca ; Leyla duymasın diye odadan çıkıp, Vezneye yöneldim...Telefondan hastane polisini aradım ...
Bir gece nöbetimde tanıştığım polis memuru, Emniyet Müdürü dayımın polis arkadaşı ve çalışanı çıktı... O olay günüde telefon açınca tesadüfen karşıma çıktı ve olayı bir dakikada anlattım
-Polikliniği doğru gelıyorum o ardıma düşecektir; Merdivende hazır ol yan bakışımla yakala dedim
Aynen öyle oldu.. Sonrası ; Çok ağır bir konuşma , kimliğe el koyma ve sağ sol girişme
Tövbesini getirmiş ve kimliğini alıp çıkmış. Poliste kimlik bilgilerini almış...
Üzüldüm böylesi bir vukuata..Lakin hayatımı karartacaktı ve ben kimseye bu durumu izah edemyecektim
Her zaman haklılık güçlüden yanadır... Erkek dünyası bu ya! ... Ön yargılı toplumuz... Kadın suçu olmazsa bile suçludur
Kurtulmuştum..
.Bir kaç yıl sonrasıydı..Bir gün eve dönerken yeni açılan bir şekerlemecinin önünden geçerken lokumlara gözüm takıldı...Anneme alayım kıtlama yerine çayla iyi gider diyr düşündüm
Kapıyı açıp çeri girdim dükkan sâhibi yoktu!
- Pardon kimse yok mu dedim... Tezgahın altından bir baş belirdi.. Dona kaldım.. Nutkum tutuldu. Yüzümde bir basınç..
Tom ve jery kovalaması gibi geri geri çıktım.. Olamazdı böyle birşey... Karşımda beni bıçakla tehdit eden adam!
Kusma atağı yaşadım ve sanki bir kaç yıl yaşlandım o anda... Ne lokum muş be dedim
Her lokum gördüğümde yaşadığım bu olay gelir aklıma...
Hayatımın en güzel günlerini : Ya benimsin ya kara toprağın tehditleriyle geçti ve kapanma sonrası yaşadığım sürgünlede o ilden çıktım
Şimdi büyük bir şehirde kaldığım yerden devam ediyorum ...
Şansızlıkla gelen bitip tükenmiyen hüzünle evliyim... Yaşadıklarımıda Bir Allah bilir..
O Yüce Allah ki hep korudu kolladı; Ben yine kulu olarak soramadan edemedim dikenli hayat neden diye
Yarabbi beni neden gül diye yarattın dikenlerim hep neden benim canımı acıttı...
Ahben