Sorunlar onları yaratanların mantığı ile çözümlenemez. einstein
muzaffer kalaba
muzaffer kalaba

HESAPLAŞMA VE YENİLENME: 28 MAYIS SONRASI TÜRKİYE SİYASETİNDE YENİ DÖNEM

Yorum

HESAPLAŞMA VE YENİLENME: 28 MAYIS SONRASI TÜRKİYE SİYASETİNDE YENİ DÖNEM

0

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

321

Okunma

HESAPLAŞMA VE YENİLENME: 28 MAYIS SONRASI TÜRKİYE SİYASETİNDE YENİ DÖNEM

Giriş

14 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleştirilen 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri ile Cumhurbaşkanlığı Seçimi, Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Milletvekili seçimlerinde seçmenler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 28. Dönem üyelerini belirlerken Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalmıştır.

28 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleştirilen ikinci tur sonucunda Recep Tayyip Erdoğan yeniden Cumhurbaşkanı seçilmiş, Kemal Kılıçdaroğlu ise seçimi ikinci sırada tamamlamıştır. Böylece Cumhur İttifakı iktidarını sürdürürken, muhalefet partileri açısından seçim sonuçlarının nedenleri ve geleceğe ilişkin stratejiler üzerine kapsamlı bir tartışma süreci başlamıştır.

Seçimlerin ardından ortaya çıkan tablo, Türkiye siyasetinde iki temel kavramı öne çıkarmıştır: hesaplaşma ve yenilenme.

Buradaki hesaplaşma kavramı, siyasal anlamda bir çatışmayı değil; siyasi partilerin kendi kararlarını, politikalarını, seçim stratejilerini ve örgütsel yapılarını sorgulamalarını ifade etmektedir. Yenilenme ise yalnızca kadro değişikliğinden ibaret olmayıp, siyaset yapma biçiminin, söylemin, örgütlenme anlayışının ve toplumla kurulan ilişkinin yeniden değerlendirilmesini kapsamaktadır.

1. Seçim Sonuçları ve İktidarın Başarısı

28 Mayıs seçimlerinde Yüksek Seçim Kurulu’nun kesin sonuçlarına göre Recep Tayyip Erdoğan yüzde 52,18 oyla yeniden Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Kemal Kılıçdaroğlu ise yüzde 47,82 oy oranında kalmıştır.

Milletvekili seçimleri açısından bakıldığında ise iktidar partisi ve Cumhur İttifakı bakımından daha karmaşık bir tablo ortaya çıkmıştır. AK Parti önceki seçimlere kıyasla oy oranında ve milletvekili sayısında gerileme yaşamasına rağmen, Cumhur İttifakı TBMM’de çoğunluğu elde etmeyi başarmıştır.

Dolayısıyla 14 ve 28 Mayıs seçimleri birlikte değerlendirildiğinde, iktidarın hem bir başarı hem de üzerinde düşünülmesi gereken bazı sonuçlarla karşı karşıya olduğu görülmektedir.

Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak Erdoğan açısından önemli bir siyasal başarıdır. Ancak AK Parti’nin oy oranındaki gerileme, iktidarın toplumun tamamındaki desteğinin aynı düzeyde olmadığını da göstermektedir.

Bu nedenle seçim sonucu yalnızca “kazanan” ve “kaybeden” ekseninde değil, seçmen davranışındaki değişimler bakımından da analiz edilmelidir.

2. Yeni Kabine ve İktidarın Yenilenme Arayışı

Seçimlerin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeni kabineyi açıklamıştır. Cumhurbaşkanı Yardımcılığına Cevdet Yılmaz getirilirken Adalet Bakanlığına Yılmaz Tunç, Dışişleri Bakanlığına Hakan Fidan, Hazine ve Maliye Bakanlığına Mehmet Şimşek, İçişleri Bakanlığına Ali Yerlikaya ve diğer bakanlıklara yeni isimler atanmıştır.

Yeni kabinenin dikkat çekici özelliklerinden biri, önceki döneme kıyasla önemli ölçüde kadro değişikliğine gidilmiş olmasıdır.

Özellikle Hazine ve Maliye Bakanlığına Mehmet Şimşek’in getirilmesi, ekonomide yeni bir yaklaşım beklentisini güçlendirmiştir. Ekonomik sorunların derinleştiği, enflasyonun ve hayat pahalılığının toplumun geniş kesimlerini etkilediği bir dönemde bu değişikliğin önemli bir siyasal ve ekonomik anlam taşıdığı görülmektedir.

Kabinenin bir başka dikkat çekici özelliği ise kadın temsilinin sınırlı kalmasıdır. Kabinede yalnızca bir kadın bakanın bulunması, siyasal karar alma mekanizmalarında kadınların temsili açısından tartışılması gereken bir tablo ortaya çıkarmıştır.

Bu nedenle kabine değişikliğini yalnızca isimlerin değişmesi şeklinde değerlendirmek yeterli değildir. Asıl önemli olan, bu değişikliğin yönetim anlayışına, ekonomi politikalarına, hukuk sistemine ve kamu yönetimine ne ölçüde yansıyacağıdır.

3. Güç Merkezlerinin Yeniden Yapılanması

Yeni kabine üzerine yapılan değerlendirmeler, değişikliklerin yalnızca bakanlıklarla sınırlı olmadığını, aynı zamanda iktidar içerisindeki güç dengelerinin yeniden şekillendirilmesi anlamına gelebileceğini ortaya koymuştur.

Gazeteci Barış Terkoğlu’nun değerlendirmesinde de bu konu öne çıkarılmış; özellikle savunma ve güvenlik bürokrasisinde önceki dönemde etkili olan isimlerin yerine yeni kadroların getirilmesinin, iktidar içerisindeki güç merkezlerinin yeniden düzenlenmesi olarak okunabileceği ileri sürülmüştür.

Siyasal iktidarlarda kabine değişiklikleri zaman zaman yalnızca yönetimsel ihtiyaçlardan değil, yeni dönemin siyasal hedefleri doğrultusunda kadro ve güç dengelerinin yeniden oluşturulması ihtiyacından da kaynaklanabilir.

Bu açıdan yeni kabinenin önümüzdeki dönemde nasıl bir yönetim anlayışı ortaya koyacağı, değişimin gerçek niteliğini belirleyecektir.

4. Ekonomik Sorunlar ve Yeni Dönemin Sınavı

28 Mayıs sonrasında iktidarın karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri ekonomidir.

Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki bozulma, satın alma gücünün gerilemesi ve ekonomik istikrar arayışı, yeni hükümetin çözmesi gereken temel sorunlar arasında yer almaktadır.

Bu nedenle seçim başarısının ekonomik sorunların çözümü açısından bir başlangıç noktası olduğu söylenebilir.

Siyasi iktidar seçimleri kazanmış olabilir; ancak ekonomik sorunların çözümü ertelenemez. Ekonomide gerekli tedbirlerin zamanında alınmaması durumunda bunun toplumsal maliyetinin ağırlaşması mümkündür.

Dolayısıyla yeni dönemde iktidarın başarısı yalnızca seçim sonuçlarıyla değil, toplumun ekonomik refahında yaratacağı değişimle de ölçülecektir.

5. Muhalefette Hesaplaşma ve Öz Eleştiri

Seçimlerin ardından muhalefet cephesinde ciddi bir özeleştiri sürecinin başlaması kaçınılmaz hale gelmiştir.

Bu noktada Selahattin Demirtaş’ın seçim sonuçlarına ilişkin açıklamaları dikkat çekmiştir. Uzun süredir cezaevinde bulunan Demirtaş, seçim sürecinde yapılan yanlışlara dikkat çekerek aktif siyaseti bırakacağını, ancak HDP’li kimliğini sürdüreceğini ifade etmiştir.

Demirtaş’ın açıklamaları, yalnızca kişisel bir siyasal tercih olarak değil, aynı zamanda seçim sonuçlarının ardından HDP ve daha geniş anlamıyla muhalefet içerisindeki tartışmaların bir parçası olarak değerlendirilmiştir.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ise “siyasetten emekli olunmaz” yaklaşımıyla Demirtaş’ın açıklamasını değerlendirmiş; seçimlerde bir başarısızlık yaşandığını ve bunun doğal olarak bir duygu durumuna yol açtığını belirtmiştir.

Temelli’nin vurguladığı “sahici, samimi eleştiri ve özeleştiri” ihtiyacı, aslında yalnızca HDP açısından değil, bütün muhalefet açısından önemli bir gerekliliğe işaret etmektedir.

Bir siyasi hareket seçim kaybettiğinde ilk yapması gereken, başarısızlığın nedenlerini doğru biçimde tespit etmektir.

6. CHP’de Değişim Tartışması

Seçim sonuçları sonrasında Cumhuriyet Halk Partisi’nde de değişim tartışmaları hız kazanmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemeyeceğiz” yaklaşımı, CHP içerisinde yeni bir siyasal anlayış ve örgütsel dönüşüm arayışının işareti olarak değerlendirilmiştir.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamalara verdiği yanıt ise değişim ihtiyacının kendisi tarafından da kabul edildiğini göstermiştir. Kılıçdaroğlu’nun yeni dönemde yeni bir dil, üslup ve çalışma yöntemine ihtiyaç olduğunu belirtmesi, seçim sonuçlarının parti içerisinde bir dönüşüm tartışmasını zorunlu hale getirdiğini ortaya koymuştur.

Burada asıl mesele, değişimin yalnızca liderlik değişikliği üzerinden değerlendirilmemesidir.

Bir siyasi partinin yenilenmesi; örgüt yapısından gençlerin ve kadınların siyasete katılımına, yerel örgütlerden politika üretme kapasitesine, iletişim stratejisinden seçmenle kurduğu ilişkiye kadar geniş bir alanı kapsar.

Bu nedenle CHP açısından önümüzdeki süreç, yalnızca bir kurultay meselesi değil, aynı zamanda siyaset yapma biçiminin yeniden değerlendirilmesi sürecidir.

7. İYİ Parti ve İttifak Siyasetinin Geleceği

İYİ Parti de seçim sonuçlarının ardından kendi içerisinde bir değerlendirme sürecine girmiştir.

Parti yönetiminin seçim sonuçlarından gerekli derslerin çıkarılacağı yönündeki açıklamaları, iç muhasebenin önemini ortaya koymuştur.

Millet İttifakı’nın temel amaçlarından biri, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş için seçim iş birliği oluşturmaktı. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin tamamlanmasıyla birlikte bu ittifak modelinin sona ermesi, siyasi açıdan doğal bir sonuç olarak değerlendirilmiştir.

Bundan sonraki süreçte yeni iş birliklerinin ortaya çıkıp çıkmayacağı ise siyasal koşullara bağlı olacaktır.

İYİ Parti açısından önemli meselelerden biri de kendi kimliğini ve siyasal konumunu daha net biçimde ortaya koyabilmektir. İttifak siyaseti, partilere kısa vadede avantaj sağlayabilir; ancak uzun vadede seçmen nezdinde parti kimliğinin belirsizleşmesi riskini de beraberinde getirebilir.

Bu nedenle İYİ Parti’nin önündeki temel sorunlardan biri, ittifak politikası ile özgün parti kimliği arasındaki dengeyi kurabilmektir.

8. HDP, TİP ve Seçim İttifaklarının Sonuçları

Seçim sonuçlarının tartışıldığı bir diğer alan ise HDP/Yeşil Sol Parti ile Türkiye İşçi Partisi arasındaki seçim iş birliği olmuştur.

TİP’in bazı seçim çevrelerinde ayrı listeyle seçime girmesi, muhalefet içerisindeki oyların bölünmesine ve milletvekili dağılımının istenen biçimde gerçekleşmemesine neden olduğu yönünde eleştirilmiştir.

Bu noktada seçim sisteminin matematiği büyük önem taşımaktadır. Milletvekili seçimlerinde ittifakların ve ayrı listelerin sonuçları, yalnızca toplam oy oranlarıyla değil, seçim çevrelerindeki oy dağılımıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla “ayrı liste” tercihi, bazı bölgelerde farklı sonuçlar doğurabilecek stratejik bir karar niteliğindedir.

Bununla birlikte bu tercihin hangi ölçüde milletvekili kaybına neden olduğunu kesin olarak ortaya koyabilmek için seçim çevresi bazında ayrıntılı karşılaştırmalar yapmak gerekir. Ancak seçim sonuçlarının muhalefet açısından ittifak stratejisinin yeniden değerlendirilmesini gerekli kıldığı açıktır.

9. Hesaplaşmadan Yenilenmeye

28 Mayıs sonrasında Türkiye siyasetinde yaşanan gelişmeler, “hesaplaşma” ve “yenilenme” kavramlarının neden önemli olduğunu açık biçimde göstermektedir.

Buradaki hesaplaşma, geçmişin intikamını almak değil; yapılan hataları dürüstçe ortaya koymak anlamına gelmelidir.

Bir siyasi partinin seçim kaybetmesi kadar, seçim kaybından gerekli dersleri çıkaramaması da ciddi bir sorundur.

Benzer şekilde seçim kazanmak da iktidarın bütün sorunlarının çözüldüğü anlamına gelmez.

Bu nedenle iktidar ve muhalefet açısından farklı nitelikte olmakla birlikte ortak bir sorumluluk söz konusudur:

İktidarın sorumluluğu, kazandığı seçimin gerektirdiği yönetme kapasitesini ortaya koymaktır.

Muhalefetin sorumluluğu ise kaybettiği seçimin nedenlerini doğru analiz ederek kendisini yenilemektir.

10. 28 Mayıs Sonrası Siyasal Tabloya İlişkin Değerlendirmeler

Bütün bu gelişmeler ışığında şu değerlendirmeler yapılabilir:

1. Cumhur İttifakı TBMM’de çoğunluğu elde etmiştir. Ancak ittifak listelerinden seçilen ve farklı siyasi partilere mensup milletvekillerinin gelecekteki tutumları, parlamento aritmetiği bakımından ayrıca önem taşımaktadır.

2. AK Parti’nin oy oranındaki gerileme, iktidarın seçim sonuçlarını yalnızca başarı perspektifinden değil, seçmen desteğindeki değişim açısından da değerlendirmesini gerekli kılmaktadır.

3. Türkiye’yi yeni dönemde önemli ekonomik ve sosyal sorunlar beklemektedir. Gerekli önlemlerin alınmaması halinde ekonomik sorunların toplumsal maliyeti ağırlaşabilir.

4. CHP açısından değişim ve yenilenme tartışmasının kurultay süreciyle birlikte daha somut bir zemine taşınması kaçınılmaz görünmektedir.

5. İYİ Parti açısından da seçim sonuçlarının ardından kapsamlı bir iç değerlendirme yapılması ve partinin gelecekteki siyasal konumunun yeniden belirlenmesi önem taşımaktadır.

6. Demirtaş’ın aktif siyasete ara verme kararı ve seçim sonuçlarına ilişkin eleştirileri, doğru ve yapıcı biçimde değerlendirildiği takdirde muhalefet içerisinde daha kapsamlı bir özeleştiri sürecine katkı sağlayabilir.

7. HDP/Yeşil Sol Parti ile TİP arasındaki seçim stratejisinin sonuçları, muhalefet içerisindeki seçim iş birliklerinin yeniden ele alınmasını gerekli kılmıştır.

8. Bazı seçim çevrelerinde ayrı listelerle seçime girilmesi, muhalefet partilerinin birbirleriyle rekabet etmesine yol açmış; bu durumun milletvekili dağılımına etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

Sonuç

28 Mayıs 2023 seçimleri Türkiye siyasetinde yalnızca Cumhurbaşkanının belirlenmesiyle sonuçlanan bir seçim değildir. Aynı zamanda iktidar ve muhalefet açısından yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur.

Erdoğan açısından seçim zaferi, iktidarın devamlılığını sağlamıştır. Ancak AK Parti’nin oy oranındaki gerileme ve ekonomik sorunların ağırlığı, iktidarın önünde önemli sınavlar bulunduğunu göstermektedir.

Muhalefet açısından ise seçim sonuçları daha kapsamlı bir muhasebeyi zorunlu kılmıştır. CHP’de değişim tartışmaları, İYİ Parti’de iç hesaplaşma, HDP/Yeşil Sol Parti içerisindeki eleştiriler ve TİP ile yapılan seçim iş birliğinin sonuçları, muhalefetin yeni bir siyasal strateji oluşturmak zorunda olduğunu ortaya koymuştur.

Bu noktada hesaplaşma, geçmişe takılıp kalmak değil; geçmişten ders çıkarmaktır. Yenilenme ise yalnızca kadroları değiştirmek değil, düşünceyi, dili, örgütlenme biçimini ve siyaset yapma anlayışını yeniden kurabilmektir.

Türkiye’nin ihtiyacı, seçimlerden sonra birbirini suçlayan siyasal aktörlerden çok, ortaya çıkan sonuçları soğukkanlı biçimde analiz edebilen ve toplumsal sorunlara çözüm üretebilen bir siyasal anlayıştır.

Siyasette hiçbir zafer sonsuza kadar sürmez; hiçbir yenilgi de sonsuza kadar devam etmez. Asıl belirleyici olan, siyasal aktörlerin başarıdan sonra ne yaptıkları ve yenilgiden sonra ne öğrendikleridir.

Bu nedenle 28 Mayıs sonrası dönem, Türkiye siyaseti açısından bir hesaplaşma ve yenilenme dönemi olarak okunmalıdır.

İktidarın kendi başarısının sorumluluğunu, muhalefetin ise kendi yenilgisinin nedenlerini üstlenmesi; demokratik siyasetin gelişmesi açısından zorunludur.

Çünkü gerçek yenilenme, “Biz nerede yanlış yaptık?” sorusunu samimiyetle sorabilmekle başlar. Gerçek siyasal başarı ise bu soruya verilen yanıtları geleceğin politikalarına dönüştürebilmektir.

Muzaffer Kalaba

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Hesaplaşma ve yenilenme: 28 mayıs sonrası türkiye siyasetinde yeni dönem Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Hesaplaşma ve yenilenme: 28 mayıs sonrası türkiye siyasetinde yeni dönem yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
HESAPLAŞMA VE YENİLENME: 28 MAYIS SONRASI TÜRKİYE SİYASETİNDE YENİ DÖNEM yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL