4
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
1084
Okunma

Başlığı bu şekilde buldum, ışıklar gidince. Zihnimizin derininde cırcır böceklerinin sesi, köpek havlamaları, kurt ulumaları ve serin esen dağ rüzgarının kımıldattığı kavak yapraklarının birbirine sürtünme sesi var.
Telefonların şarjının 3-4 gün gittiği günlerimiz de olmuştu, olsun 1 gün gidenler de yetiyor lakin elektirik bağımlığımızı artırıyor. Akıllı telefon demişler modem olarak da kullanılıyor, eskiden nerde, küçücük ekranlarda yılan oynardık, mesajları büyük bir özenle yön tuşlarına basarak okurduk. Hey gidi eski ramazanlar, pardon, bu da çok eski kuşak oldu, hey gidi eski mesajlar hey, ne mesajlardı ama..
İnsan ihtiyarladıkça anılarını yazıyor, gençler bile anı yazmaya başladı artık, sahi bu çağda kaç yaşında ihtiyarlar insan. Hayır, bir çift öküz kaç yıl hizmet ederdi insanlara, ya eşek, ya at ya da bir çoban köpeğinin ömrü kaç yıl sürüyordu. İnsanı da nesnelleştiren bir çağa çattık artık, belki de bakış açımız değişti insana.
Zaten insan çocukluk yıllarında meraklı, gençlik yıllarında cevval, orta çağlarında durgun, biraz ileride aksilenmeye başlayan bir varlık. Bu sıfatlara uygun olmayan şekilde davrananlar için de atalar sözleri söylemiş durmuş. 40’ından sonra azanı teneşir paklar, yaş 70miş iş bitmiş, yaş artmakla budalalık eksilmez (Hebbel), İhtiyarları hürmetlendirmeli gençleri değerlendirmeli ( alman atasözü) gibi gibi.
El parmaklarında ve ayak topuklarındaki nasırların dili olsa da konuşsa derler ya hani, aslında demezler de, lakin toprağın ve ziraatin insanda meydana getirdiği değişim artık 55’li yaşlardan sonra iyice zirveye çıkar, toprak çürütür insanı, insan atalarının ekmeğini yer genelde, ben kendim kazandım diyenler de hiç azımsanmayacak kadar çoktur yine de, eskiler doğurup doğurup salmış çocukları bağa bahçeye sürü ardına, çocuk 7 yaşından sonra meraklı bir işçi olmuş, şehirde ise çocuklar bey paşa gibi 40’ına gelse bile çocuk kalabiliyor. İnsan ömründe 20 yılı çalışıyor aşağı yukarı gerisi bir şekilde su gibi akıp gidiyor. 20 yıl hayal kurabiliyor en fazla belki de.
Gerçekler bunlar biraz, biraz da popülist yaklaşımlar işte. Öyle demezler mi genelde, biz gençliğimizde ooo oooo ... bir küçük görmeler yeni gençleri, bir küçük görmeler... Köy kültürü ile şehir kültürü arasındaki nesil aktarımları da farklı olabiliyor sanırım.
Hani hep öyle bir girizgah yaparlar ya, eski çağ dönem filmlerine; eskilerin anlattıkları gerçekler artık masal oldu, efsane oldu unutuldu gibi..
Işıklar gidince aydınlığın hükmü de kalmıyor, rüzgarı dinlemek istiyorsunuz çam ağaçlarının, meşe ağaçlarının arasından ıslık çala çala seyahat eden rüzgarı. Bu rüzgar da garip bir şey yani, doğa olayı diyorlar ama bilmiyorum sanki doğası da yok, ilimle bilimle açıklıyorlar ya, uzayda bir sessizlik hakim olduğu söyleniyor. Elbette bu sessizlik duyma yetimizle alakalı, duyamayınca sesleri elbette sessizlik hakim deriz, çıt çıkmıyor yani.
Bir kaç galaksinin üstünde oturmuş iki varlık eskilerden bahsediyordu, ellerinde birer cigara, hey gidi hey eski galaksi yaratıkları nerdeler şimdi diye efkarlı efkarlı geçmişlerinden bahsediyorlardı, ruh gibi bir şeydiler, oturdukları yerden bacaklarını sallıyor, güneş gibi yıldızlara bir tekme savuruyorlardı lakin bulutumsu bir halleri olduğu için boşluğu tekmeliyorlarmış gibi geliyordu. Oysa uzayda zamanın da farklı olduğu söylenir durur. Galiba öyle, Tanrı da can sıkıntısına oyun oynuyordu kendi ile, ihtimal bir şeyleri düzenlerken veya yaratayım, şekil vereyim derken aynı daha yürümeyi beceremeyen bir bebek gibi..
Tanrının uykusu gelmezmiş öyle derler, bilmeden konuşurlar yazarlar, sanki Tanrıyla tanışan olmuş gibi..
Siz nereden bileceksiniz, suyunuzu çekiverdik mi aç köpekler gibi ağızlarını açmış halde susuzluktan kuruyan varlıklar. Diyoruz ya, anın tadını çıkarmalı. sanki tatlı tuzlu bir yemek bu zaman. Yoksa börek mi çörek mi ya da vesahir vesahir işte.. :)
Diyorum ya, ışıklar gitti nesildaşlarım. Hadi zıbarın artık.
Veya günaydın, iyi günler, tatlı rüyalar işte, ne zamana denk gelip okursanız o zamana..
Siz zamanı nereden bileceksiniz, biz alemi kaç devirde evirip çevirdik düzene koyduk diyenler var ya hani.. Öyle işte:)) Yıldızlarla süsledim gökyüzünü sizler için..
Eeee daha daha nasılsınız..
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.