2
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
779
Okunma
Elim yüreğimde kendimi seyrediyorum...
Yol boyu yürüdüğüm ağaçların dallarına hüzün asılmış. Kuş seslerinden eser yok .Ölü bir tabiatın kucağına düşmüş gibiyim bugün. Uzun zamandır böylesine kulaklarımı sağır eden bir sessizlik yaşamadım. Garip olan güneşin inadına göz bebeklerime hücum edip göğü kucaklamama izin vermemesi. Güneş gözlüğümü evde unutmasaydım güneşe meydan okurdum. Bir güzel bulutların tepesine kurulurdum .Görürdü o gününü diyor içimdeki çocuk. Çocuk işte hâlâ maviliğin derinliğinde yüzüyor benim gibi duygularını bastırmıyor. Esaret çektirmiyor hayal dünyasının ufuklara yelken açmasına.
Meğerse hüzün benimle arkadaş olmuş yanımdan ayrılmıyor. Ruhum hicret mevsimini çoktan yaşamış benimle değil sanki.Masum gülüşlerim onlar bile gamzelerime küs. Dudaklarımda ölü hücrelerimden arda kalan estirik tad .Nefesimi hohlaya hohlaya üflüyorum puste blumelere özgürce uçuşuyorlar. Demek ki yaşıyorum kalbim atmasa da .Bu iyi bir şey galiba.
Yollar tükeniyor eve geliyorum .Başımı kaldırdığımda duvarda annemin ve babamın resmi .Ellerimle seviyorum güzel yüzlerini.Sımsıkı sarılıyorlar bana. Ohh mis gibi anne , baba kokusu .Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atıyor, ellerim sırılsıklam...
nagihan