14
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
776
Okunma
İçim eski iç değil, dışım eski dış değil. Eski şiirlerimdeki o ruh o düşünce nereye gitti, bilmiyorum. Sanki öldüm de yeni bir hayatta yeniden canlandım. Hani yılan derisini döker de yeniden deri çıkarır ya, hani kurdun kışlık postu dökülür, yazlık postu çıkar ya… Lakin yılan yine yılandır, kurt yine kurttur, alışkanlıkları değişmez, ikisi de av peşinde koşmaya devam eder. İçleri değişmiyor. Tırtıl ve kelebek değişimi de değil bu. Ne olduğunu bilmiyorum.
İnsanları coğrafya değiştirirdi, köyden yaylaya göçmek bile bir ferahlıktı, alışılagelmiş köy yaşantısına karşı yayla hayatı ruha değişim getirirdi, düşünceleri renklendirir, hayalleri coştururdu. Kimi tam tersi de olabilirdi, lakin sonuçta alışılagelen zihin ve beden sanki farklı bir dünyaya girer ve yaşamaya devam ederdi.
Günümüzde bu yok, köy ve yayla çocukluğumuza dair anılar, çok kısa bir süre. Günümüzde şehir ve ülke değiştirmek ise köyde yaşamak ile yaylada yaşamak açısından gelen o farklı yaşam enerjisine denk olamaz diyorum.
Farklı kültürün veya farklı dilin veya farklı dinin olduğu yerler bile günümüzde biz nesillerinin iç ve dış enerjisini etkileyebileceğini düşünmüyorum.
Afrikada bir kabilenin yanına göçseniz mesela, yaşantılarını biliyorsunuz, Orta Asyaya gitseniz kültürlerini alışkanlıkları sizi şaşırtmayacak, Amerika Brezilya hatta Sibirya bile olsa tanıdık bildik bir kültür gibi biz nesillerini ferahlandırabilir mi? Kudüse taşınsan da aynı artık Stokcholme taşınsan da, Avustralya ile Norveçte yaşamanın farkı bile olmaz düşününce..
Soğuk iklimden sıcak iklime, sıcak iklimden soğuk iklime göçseniz de o enerjiyi bulamayacaksın ki artık.
Sahi biz insanlar dünyada tutuklu gibiyiz değil mi? Bu beni ne kadar değiştirebilir ki, ha a noktası ha b noktası olsun yaşadığınız yer… Sonuçta dünya bir zindan ve siz de bir mahkum değil misiniz düşüncenin derinliğinde.
Taşlarla kayalara çizilen resimlerden tuşlara basılarak resim çizilen zamanlara bu dünya mahkumiyeti açısından ne farkı var.
Bedeninizi şaşırtabilirsiniz, 2 gün su içmeseniz mesela beden şaşıracaktır, günde üç öğün yiyorken bunu 1 öğüne düşürseniz veya 6 öğüne çıkarsanız bedeninizi şaşırtırsınız.
Lakin düşüncelerinizi nasıl şaşırtacaksınız. Yaşam ve olaylar hakkındaki yorumlarınızı nasıl şaşırtabilirsiniz.
Duru ve aydınlık bir zihne sahip değiliz, sahip olduğunu sananlar da kendilerini kandırmıyorlar mı, mesela hep aynı kitabı okuyarak hep aynı diziyi ve filmi izleyerek hayat hakkında, hayatın içindekiler hakkında yaptıkları yorumlar yalan olmayacak mı gerçekten.
İnsanın en önemli özelliği özlemek olmalı. Özlemesi olmayanın canlılık belirtisi sadece kıpırtıdan ibaret değil midir? İşten eve kıpırtı, bakkaldan parka kıpırtı, deniz kenarından dağ başına kıpırtı, yani git geller içinde özde özlemi nasıl özleyebilirsiniz.
Uzun yol tır şoförleri gibi robotik bir git gel, indir bindir midir yaşam dediğimiz..
İnsan zihninin ve ömrünün çok tehlikeli yaşları da olurmuş . Sanırım ona denk geldim. Terslik bu ya, zihin yaşım ruh yaşıma, her iki yaşım da beden yaşıma uygun değil bu çağda.
Sevgili okurlar daha net ifade ve yaklaşık yüzde 1 salınım payı ile 25 ile 43 yaş arasına meramım.
Yaşam, değişim, coğrafya, köy, şehir, iş, okul, aile, vatan, dünya gibiler hakkındaki düşünceleriniz nedir sizlerin?
...Y...