0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
197
Okunma
Cinler insandan sonra en şuurlu varlıklardır. Bu açıdan bu şuurlu varlıklardan çeşitli şekillerden istifade edilebilir.
Allah insanlardan bazılarına cinleri hizmet ettirmiştir. Mesela: Hz. Süleyman’ın (a.s.) cinlerden ordusu vardı. Cinler onun her istediğini yapmak üzere emrine verilmişti. Bu hadiseyi Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde ifade buyurmuştur:
"... Rabbinin emriyle ona hizmet eden cinler de vardı ki, içlerinden her kim Bizim emrimizden çıkacak olsa ona alevli ateş azabını tattırırdık.
Cinler, Süleyman’a yüksek saraylardan, suretler-den, havuz gibi çanaklardan, yerinden kaldırılamayacak kadar büyük kazanlardan ne isterse yaparlardı..." 1
". . . bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğer yaratıkları onun emrine verdik." 2
Bu ayetlerle Cenab-ı Hak insana şu dersi vermektedir:
Ey insan! Bana itaat eden kullarıma cinleri ve insanları itaat ettiriyorum. Şayet sende benim emirlerime uyar, yasaklarımdan sakınırsan sana da, başta cin olmak üzere varlık alemindeki birçok şeyi emrine veririm. Ve böylelikle onların şerlerinden de kurtulmuş oluruz.
Cinlerin insanların emrine verilmesinden bir mana da onlardan çeşitli şekillerde istifadedir. Ancak çeşitli şarlatan tipi kişiler tarafından cinlerden ruh çağırma şeklinde ve onlardan gelecekle ilgili bir takım bilgileri sorup, öğrenme türü bir istifade yoluna gidilebilmektedir. Bu hiçte doğru bir hareket tarzı değildir, aynı zamanda bu mümkün de değildir. Çünkü Peygamber Efendimizin Aleyhisselatü Vesselamın doğumuyla birlikte gökyüzüne set çekilmiştir. Cinlerin Levh-i Mahfuz’da kayıtlı bulunan bilgileri hırsızlamalarına engel konulmuştur. Artık gelecekle ilgili bilgi çalıp, insanlardan kâhin diye adlandırılan kişilere ulaştırmaları son bulmuştur. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:
"Biz kulak hırsızlığı yapmak için göğe erişmeye çalıştık. Fakat onu dehşetli muhafızlarla ve alevli taşlarla dolu bulduk."
"Evvelce haber işitmek için orada oturacak yerler bulurduk. Şimdi ise kim dinlemeye kalksa onu gözeten bir alevli taş bulur." 3
İnsanların günümüzde ruh çağırma diye adlandı-rılan bu hadise ile cinlerin maskarası ve eğlencesi olduklarını bize bildirmektedir.
Diğer taraftan, cinleri kendi şekilleriyle görmek, herkese has bir şey değildir. Ancak malum olduğu üzere diğer ruhaniler gibi cinlerinde şekle girme özelliği vardır. Dini noktada ilerlemiş insanların dışında insanlardan da cinleri gören ve konuşanları bulunmaktadır. Mesela, İbni Mes’ud, cinler Nahle denen yerde Peygamberimiz Aleyhisselatü Vesselamın okuduğu Kur’an-ı Kerim’i dinlerken görmüştür. Ve Sudan kabilesinden Zut denilen uzun boylu insanlara benzediğini ifade etmiştir. 4
Hz. Ömer’in bildirdiğine göre:
"Biz Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselamın yanında iken, ihtiyar şeklinde, elinde bir asa, "Hame" ismin de bir cinni geldi, iman etti. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselam ona kısa sürelerden birkaç süreyi ders verdi. Dersini aldı gitti." 5
İşte ne mutlu yukarıda ifade edilen manayı yaka-layan insan ve cinlere. Bu seviyeye ulaşanlar, kurtulanlardan olacaklar ve cennetle mükâfatlandırılacaklardır. Her kimde emredilenin tersi harekette bulunursa şeytanlarla birlikte Cehennemde cezalandırılacaklardır.
------------------------------------------------------------------------------------------------------
1- Sebe Suresi, 12-13
2- Sad Suresi, 37-38
3- Cin Suresi, 8-9
4- Şifa, 1:343, 2:361
5- Şifa, 1:362;Beyhaki, 5:416-418;Kenzü’l-Ummal, 3:166
Ahmet TULGANER