1
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
434
Okunma
Ozan Özmen 37 yaşındaydı.
Nusaybin’de PKK’lı teröristlerin roketatarlı saldırısında yaralandı ve GATA’da 14 gün kadar yaşam mücadelesi verdikten sonra 14 Nisan 2016 tarihinde şehit düştü.
Annesi ve babası öğretmen kökenliydi. Babası İstanbul Hukuk Fakültesini dışarıdan bitirerek uzun yıllar yurdun çeşitli yerlerinde kaymakamlık ve vali yardımcılıklarında bulunmuştu. Annesi de fedakâr bir Türk öğretmeniydi. Hayatını eşi ve çocuklarının geleceğine adamıştı.
Ozan, İstanbul İşletme Fakültesini bitirdikten sonra kolayca meslek sahibi olabilmek için polisliğe heveslendi. Özel harekât polisiydi. Bomba imha uzmanlığı da vardı.
4 dil biliyordu. Komando olarak yaptığı askerliği sırasında Kuzey Irak’ta bir operasyonda yaralanmış “gazi” olmuştu. Yetişmiş bir elamandı.
Meslek hayatı boyunca babasından torpil istemedi.
Dayısı da kaymakamlık ve vali yardımcılıkları yapıyordu. Ondan da torpil istemedi.
Amcası uzun yıllar öğretmenlik yaptıktan sonra emekli olmuş ve İstanbul’daki önemli bir belediyede sorumluluk üstlenmişti. Ondan da torpil istemedi.
Kendi ayaklarının üstünde durmayı yaşamının en onurlu görevi sayıyordu.
Ozan, anne ve babasının köyünde (Mesudiye-Beyağaç/Zile) “bedel” vererek askere gitmeyenlerin nasıl anıldığını biliyor, kişiliğini de o şekilde geliştiriyordu. Nitekim 1914 yılında bu köyden 86 kişi düğüne gider gibi davul ve zurnalarla askere uğurlanmış, geriye yıllar sonra sadece 6 tanesi dönebilmişti. Bu köy, şehitliğin ne anlama geldiğini en iyi bilen köylerdendi. Ünlü türküdeki “Zenginimiz bedel verir/Askerimiz fakirdendir” ifadesi bu köyde anlamını buluyordu.
Ozan Özmen, I. Dünya Harbi başında 1914’te atalarının davul zurnalarla ayrıldığı köyün çıkışındaki harman dövenliğinin tam karşısında yolun kenarında yatıyor. Başucunda dalgalanan bayrak kadar onurlu ve bayrak kadar gururlu bir şekilde. Sanki ataları kendisini çağırmış gibi.
Geriye beş yaşında bir evlat ve dul bir kadın bıraktı.
Bazı sevgiler çıkarsızdır. Ozan’ın vatan sevgisi de öyleydi.
Ruhun şad, mekânın cennet olsun yiğit çocuk!