Bütün mevcudatı ve içindeki canlı cansız tüm varlıkları “kün” emri ile yoktan var eden, yarattığı her şeyi belli bir düzene koyan ve büyük bir ahenk içinde idare eden, kâinatın yüce Meliki,
Eşref-i mahlûkat olarak yarattığı ve imtihan için
dünya hayatına gönderdiği adem oğullarının küfrân-ı nimet etmesine karşılık af, rahmet, merhamet ve ihsan vesilesi yapmak için bazı gün ve
geceleri bizlere bahşeden, kâinatın yüce sahibi,
Kullarının ebedi âlemde mutlu olması için bize kendimizden daha fazla acıyan, merhamet eden, şefkat ve rahmetini üzerimizden eksik etmeyen, bu vesileyle mübarek üç ayları ve içindeki faziletli gün ve
geceleri bizlere lütfeden yüceler yücesi
Allah’ım,
Rahmetin ve mağfiretin cûşa gelip coştuğu, ecir ve sevabın üzerimize seller gibi yağdığı üç ayların içinde, Recep’te Regâib ve Miraç, Şaban’da Berat, Ramazan’da Kadir
gecelerini bizlere ihsan eden
Allah’ım,
Faziletli, mübarek, kıymetli, bereketli rahmet aylarına, af ve mağfiret vesilesi yaptığı çok değerli
gecelere günah yükü altında ezilmiş biz kullarını, tekrar hayat vermek için kavuşturan bütün kâinatın yaratıcısı ulu
Allah’ım,
Hiçbir Peygambere vermediği mükâfatı ve nimetleri, ümmeti olduğumuz Habibi Muhammed (s.a.v) e veren ve son Rasûlünü nice sırlar bahşettiği Miraç ile ihya eden, bu kutsal yolculukta kürsi, arşı, yedi kat semayı,
cenneti,
cehennemi gösterdikten ve sayısız nimetlere kavuşturduktan sonra huzuruna kabul eden yüceler yücesi
Allah’ım,
Daha önceki ümmetlerden hiç birine vermediği imtiyaz ve avantajı Muhammed ümmetine veren, yaratılmışların en şereflisi olan Rasûlü Muhammed (s.a.v.) hürmetine, O’nun ümmetini de ayrıcalıklı ve üstün kılan, kâinatın yüce Yaratıcısı,
Her türlü sıkıntıdan, suç ve cezadan kurtulmamız, ilâhi af ve mağfirete nail olmamız, rahmete ulaşmamız, günahlardan arınmamız ve tertemiz olmamız için Berat gibi ulvî bir
geceyi, günahkâr kullarına bir fırsat olarak sunan mevcudatın sahibi olan
Allah’ım,
Yolumuzu aydınlatan yüce Kitap Kur’an-ı Kerim’in, Levh-i mahfuz’dan bir bütün olarak
dünya semasına indirildiği
gece olan bu kutlu
geceyi, hesap gününde ceza almadan berata ulaşmamız için bizlere bağışlayan yüceler yücesi Rabbimiz,
Bu af, rahmet ve mağfiret
gecesinde rızık, ihsan ve şifa kapılarını sonuna kadar açarak bizleri sonsuz izzet ve ikrama davet eden kâinatın yüce Melik’i,
Bu
gece dünya semasına rahmetiyle tecelli ederek, “yok mu tövbe eden? tövbesini kabul edeyim, yok mu rızık isteyen? ona rızık vereyim, yok mu şifa isteyen? ona şifa vereyim, yok mu b
aşka isteği olan? onun istek ve arzularına karşılık vereyim” diye ta fecre kadar nida eden yüce Yaratıcımız,
Bu
gece rahmet kapılarını açan, kendisine şirk koşmaya devam edenler dışındaki hemen herkesi bağışlayan, şirke düşenleri, büyücü ve kâhinleri bile
gönülden tövbe ettikleri, kalpten pişman oldukları takdirde affa dâhil eden yüce Rabbimiz,
Cennet kapılarının açıldığı ve meleklerin “ne mutlu bu
gece rükû edenlere”, “bu
gece secde edenlere ne mutlu”, “bu
gece dua edenlere ne mutlu”, “bu
gece Allah’ı zikredenlere ne mutlu”, “ne mutlu bu
gece Allah korkusundan ağlayan kimselere”, “bu
gece Müslümanlara ne mutlu” diye sabaha kadar seslendiği kutlu Berat
gecesi ile bizleri buluşturan yüce
Allah,
Bu
gece günahkâr kullarının gözyaşları içinde el açıp yalvarmalarına affıyla, rahmetiyle, mağfiretiyle mukabelede bulunan ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi
cehennemden azat eden tek İlâhımız,
Girdiğimiz günah girdabından, attığımız yanlış adımlardan, daldığımız çirkinlik çamurundan kurtulmamız, dosdoğru yola ulaşmamız, tertemiz olmamız için mübarek gün ve
geceleri birbiri ardınca gönderen Rahman ve Rahim olan
Allah’ım,
Miraç’ta ilâhi nimetlere kavuşmamız ve yücelere ulaşmamız, Berat’ta günahlardan ve cezadan kurtulup
cehennemden azat olmamız, bin aydan daha hayırlı olan Kadir’de de ilâhi esenliğe ve rahmete nail olmamız için biz günahkâr kullarına fırsat üstüne fırsat veren azamet sahibi
Allah’ım,
Beratımızı lütfeyle, Beratımızı bahşet bize ey yüceler yücesi Rabbimiz…
Berat kandilimiz sıkıntılarla dolu
dünyamıza hayırlar, huzur ve saadet getirsin İnşallah…