2
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
448
Okunma

Bu bir altüst oluşun resmidir.
Bir atışta didik didik parçalanan yüreğin son çırpınışları.
Canlılığın yitirilmesi.
Zihnimin arkasına saklanmış bir kifayetsizlik duyumsuyorum.
Her şey o kadar hızlı akıp gidiyor ki, özenle seçilmiş huzursuzluğum ve bilhassa dört bir yandan tutuşturduğum "Ben".
Sessizliğimi anlamıyor hiç kimse.
Ben ise söylemek yürekliliğini gösteremiyorum. Oysa sınır koymasam bakış açıma.
Kırmamak için zerrelerime saçılmasam.
Sinirlerimi yıpratıp, bir gün daha heba etmesem geri kalan sayılı günlerimden.
Kaybetmenin eleminden kurtulur, bulmanın sevincine varırdım.
Sığınacak liman aramak yerine, kendimi bulurdum.
Anladım.
Değişim zor, arayış mutlaktır.
Ben de mutlak niyet ediyor ve yoluma devam ediyorum.
Ve biliyorum.
Hüzün, istesek de istemesek de, öyle kolayca çıkarıp atamadığımız, insanın üstüne giydiği partal bir liba olsa da, bir gün tedirgin uykumdan kalkıp, sararmış mutluluğumu kaplayan kalın toz tabakasını silecek olan o cümleleri işiteceğim.
Ki kalbi konuşturacak olan
"hüznün laf kalabalığı" değil,
"el değmemiş cümlelerin"
derinlere işleyeceği inceliği olacaktır...
Eylül Ak
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.