Yozlaşmış kişiliklerin
Kıymetsiz fikirlerin,
Derininden de derin,
Dibe çöküyor hislerim..
Sahipsiz bakışların,
Anlamsız yakarışların tam ortasında,
Kaynadıkça kaynıyor ezeli sezişlerim..
Takati kalmamış bir bedenin,
Sonsuzluğa aşık hilkatinde,
Sararıyor tüm ümitlerim.
Kayıplar adasında,
Boşluğun her bir yakasında,
Çözüldükçe düğümleniyor her bir sayfadaki kelimelerim..
Kırılan kanatların,
Ayrılığa yakın yarıda bırakılanların,
Konuşmaktan vazgeçip sessizliğe sığınanların her birisine
Selamlar,
Saygılar...
Tavan aralarında eskimiş oyuncakların o boş bakışlarından, çalar saatlerin çalmaktan vazgeçtiği o durgun
zamanların kıyısından, izleniyor sanki hayatın ta kendisi...
Kayıpların her birisi günlerden kaçıyor gibi, ama ne geçmişe ne de geleceğe koşuyor sanki.
Yamaçlardan süzülen kıvrımlı yolların sessiz yürüyüşlerde boğulduğu gibi,
güneş değdikçe tenlere, sayısız nefeslerin kalbi sıkışıyor belli ki…
Bir bilmecenin çözülmekten vazgeçtiği anların, bilinmezliğe yelken açmakta ısrarcı kalışların, son demlerinden bir alıntı...
Bir meczubun saraylar dolusu altınları suya atışı, kurtuldukça onlardan, göğe yükselen o eşsiz pırıl pırıl bakışı, kalbin odalarına doluyor gözlerinden süzülen o ılık yaşları…
Saatleri tersten okuyan,
zamanı tutup avuçlarında kanatıncaya dek saklayan , o
mavi gözlerindeki ışıltısını
zamana rağmen, ebediyete sürükleyen bir meczubun eksik kalan hikayesi…
Ey meczup,
Soruları unutup yalnızca cevapların alkışında yankılansa
gülüşlerimiz, yalnızlığın suya gömülü eserleri koşarak uzaklaşsa, ve dönmese bir daha hüsrana düçar olan bildiklerimiz. Ve saklansa sonsuzluğun kalbine bilmediklerimiz…O
zaman yorgunluğun ellerinden tutup kalkar mısın tozlu sayfalarımda dimdik duran kelimelerim gibi?
Siyah uzun kirpikli gökyüzünden, bir tutam
yıldız çalıp ona sığınsak, en parlak olanını kendimize saklasak, sonra durmadan her birini tek tek saysak, gün ağarmadan göz kırpanları
gönül heybemize toplasak, uzak olan her şeye rağmen çehrendeki sıcak bir tebessüm kadar yakın olur mu hayallerin?
///Eski bir
İstanbul hikayesi, belki de taptazedir kendisi..///
Şu fon eşliğinde kaybolabilirsiniz;=)
(BİR SANTUR NİHAVENDE GÖMÜLMÜŞ/ SEDAT ANAR)
ZEYNEP SENA DOĞANTEKİN