Kalbim/iz kırılınca, çoğu şeye olan inancımız da yok oluyor.
Sevmek /sevilmek varken sürükleniyoruz yalnızlığın buz tutmuş bedenine. Güven sadece kelime olarak yer edinmiş hayatımızda, hissi çıplak, soyulmuş mis gibi kokan teni leşliğin içinde .
Kime yüreğimizi uzatsak, koca bir hiçlik ve kara bir leke kaplıyor benliğimizi. Yalan rüzgarları esiyor savuruyor bizi ordan oraya. Gerçekliğin acı yüzü tokat gibi çarpınca suratımıza, felç ediyor adeta. Duyguların ayağı kırılıyor, oturup kalıyor gerçekliğini beklediği yerde. Adım atamaz oluyoruz, dostluğa /sevgiliye.
İki kelime sevip /üç kelimede süslü cümlelerle sıyrılıp gidiyorlar hayatımızdan. Yarım kalmış bir şiir , tamamlanacak cümleler ararken kendine , Kalbimizde bizi tamamlayacak olan diğer yarımızı arıyor, yarımlığın gölgesinde asılı kalan bir çığlığın içinde. Suskunluğumuza gömüyoruz hayallerimizi.
Benle başlayan cümleler yerini, öksüz cümlelere bırakıyor. Ne zaman konuşmak istesek, Derdimizi anlatmaya çalışsak, Keşkeler in kanadı kırık cümlelerinde lal oluyor dilin. Sonrası koca bir hiçlik. Yürek ağrısı.
&
8217;Sevgi’ obje haline gelmişken, sevgisizliğin uçurumun dan atlarken buluyorsun kendini. Ölmüyorsun belki ama, Ruhun çürüyor uçurumun ıssız yamaçlarında. Sesi kısılıyor yalnızlığın. Bağırsan kim duyarki seni? Hiçlik. Emeklerin kanayınca anlıyorsun
Kapat kalbinin perdesini. Önceliği sen olmayan insanlar için heba etme pencere önü bekleyişlerini.
’Düş Ölüsü Kalbim’
Sevgim acıyor.
... Duyuyor musun?
Zira ölüler duymaz değil mi.?
Fatma Berber
Paylaş
Beğenenler
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Öncelikle sizdeki böylesi duygu fırtınasında kaybolmaması imkansız gibidir insanın. Önceki ayrılık mektubunun ardından bu kez de duygularımızı yarım kalmış ,sevmiş fakat sevilmemiş bir sevgilinin yaşadıklarına dair amansız bir yolculuğa çıkardınız ki tarifi yine imkansız. Sevilmemenin acısını hayat boyudur yaşayan binlerce milyonlarca insandan birisi olarak siz yoksunuz da sanki bizim yaşadıklarımızı duygular serpiştirerek anlatmışsın yine şair. Bilirim bu yazının yarattığı hissinin aczini. Sevgisi uğruna onca şeyi gözü alıp da terk edilmenin yaşattığı nefes alamama hissini. Zaten bunca yaşanmışlıklar mıdır insanı böylesi yazılaradır sürükleyen.
Öyle bir zaman olurda duygularımız karışır da bir an hayatın kaynağındaki umarsız sevgi pınarlarından akan ulvi aşkın sularından yudumlamak isteriz. Fakat ne vakit niyetlensek içimizdeki sevgi ışıltıları sönükleşir içtiğimiz her aşkın yudumu bizleri kör eder, Sonrasında buz kesmiş ölü bedenimizle yeniden koyuluruz yeni fırtınalara ne zaman nasıl yaşamın biteceğini bilmeden sürüklenir gideriz bir kıyıdan diğer kıyıya. Sonrasında umarsız terk-i diyar hislerimizle yalnızlığın ardında ölüp gideriz sanki hiç de yaşamamışçasına. Ne zormuş sevmek ki şu karanlık kötülüklerle kaplı dünyada.
Bir gün yıpranmış hasta yorgun bedenimizle ölüme yakın bir vakitte ufacık bir odada, gözlerimizse yaşlar içerisinde hep o sevgilinin geleceğini umduğumuz kapıdadır. Ama hiç de gelmeyeceğini biliriz terk edip giden o eski sevgilinin.
Yine hayatımın son dönemlerimde dahası hayatımdaki hangi yaşanmış duygu varsa dile getirdin şair. Ne kadar teşekkür etsem azdır.
Duygular ,yaşanmışlıklar ortaktır. Hayatta hep yazının aksine sevilmeniz dileğiyle. Esenlikler dilerim...
Anlamlı ve yazıma değer katan yorumunuz için gönülden teşekkür ederim. Zaten yazılması gereken herşeyi yazmışsınız.
Sadece şunu söyleyebilirim.
Hani anneler çocuklarını eğlendirmek için parka götürürler. Ben de yaralarıma nefes aldırmak için yazıyorum harfler arasında gezmeye çıkartıyorum hepsi bu. Gezerken hangi cümleler dökülürse yaranın üstünden bazen şiir bazen de yazı olarak sunuyorum bu sitede.
İyikide yazmak duygusu var.
Daima şiirle.
Selam ve Saygılarımla. Onure ettiniz beni Yılmaz bey.
Yılmaz Süslü
, 10 puan verdi , etkili yorum yaptı.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.