Gönlü aydın bir kişiye kul olmak, padişahların başına taç olmaktan iyidir. (mevlana)
AYRIKOTU
AYRIKOTU

YILLARIN İÇİNDEN

Yorum

YILLARIN İÇİNDEN

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

346

Okunma

YILLARIN İÇİNDEN

YILLARIN İÇİNDEN

YILLARIN İÇİNDEN

İnsanoğlu ne otoriteye boyun eğmeyi sever, ne de baskıcı tutuma. Mutlaka otoriteyi delmek için uğraşır.

Üniversitede okurkan okulumuzun giriş kapısında bir veya iki görevli, kulübesinde oturur, girerken kimlik kontrolü yaparlardı. Bu bir tür önlemdi. 80 öncesi olaylardan ağızları yandığı için böyle yapıyor olabilirlerdi. Biz o dönemleri pek bilmediğimiz için sinir olurduk. Hele görevlinin biri vardı ki lâkabı "Radar" idi. Yabancı bir öğrenciyi anında tanır, farklı kimlikle okula girmeye kalkışanları, hemen roketsavar modunda geri püskürtürdü.
O zaman bizler düşünemezdik. Hele de benim gibi küçük bir şehirden Ankara’ya gelmiş birisi için, dışardan gelebilecek tehlikelerin boyutu ne ölçüde olabilirdi ki?
Bizler kendi yağında kavrulan,herkesi kendimiz gibi saf ve masum gören bir kesim idik.
Ancak gerekli imiş. Yıllar geçince bunu anladık.
Örneğin benim daha birinci sınıfta iken, Filiz isminde İstanbullu bir arkadaşım vardı. Kısacık boylu ama boyunun kısalığına zıtlıkta upuzun ojeli tırnakları olan bir arkadaşım idi. Oldukça rahat birisi idi. Her teneffüs sigara içer havalı havalı konuşurdu. Ben ise şaşkın şaşkın onu izlerdim.
Sigara içmek erkeklere has bir şey diye düşünürdüm. Ama bizim Filiz öyle de bir içer dumanını öyle bir savururdu ki!
Vay yavrum vay!

Aman ha! Benim anam görmesin !
"Tüh señiñ yüzüne! Şarmuta!
Anañ babañ señi okumıya mı göndermiş, yoksa böyle gereksiz işlere mi?"diye terliğinin tersiyle suratına çarpardı.
Hiç yanlış işe gelemezdi anam.

Ben Filiz’e hiç bir şey demez,o tırnaklarla nasıl iş yapar ki ?diye düşünürdüm.
Filiz kar yağınca bahçede sigara içmeye bayılırdı. Beni de sürüklerdi peşinden. "Üşüyorum"dedikçe kendi kabanını bana giydirir, kendisi öylece gezerdi. Şaşardım ona" senin içinde volkan kaynıyor "derdim.

Aynı sınıfta idik. Dersin birisinden bir dosya hazırlamamız gerekiyordu. Ayağı aksak olan bir öğretmen giriyordu dersimize. Filiz, onun taklidini sessizce yapar sonrada gülerdi. " Filiz lütfen sus! duyacak" derdim.
Tam o anda öğretmen beni görürdü. Ben kıpkırmızı olurdum. Öğretmen bana ters ters bakardı.

Derslerde oldukça başarılı idim. Dosyamı hazırlayıp öğretmene sunduğumda tam not almıştım.
Filiz aylaklık yapmaya devam ediyordu.
Ders arasında kantine veya bahçeye çıkıyorduk. O arada nasıl olduysa Filiz,okul dışından birisi ile tanışmış hatta farklı kimlikle bizim okula girmesini bile sağlamıştı. Eminim ki Radar o gün kapıda değildi. Ya da özellikle takip edip ,o yokken okula girmesini sağlamıştı. Tanıştığı kişi Filiz’in iki katı uzunluğunda oldukça yakışıklı birisiydi. Ben durum böyle olunca, artık ders aralarında Filiz ile birlikte olmuyordum. Nimet ile birlikte dolaşıyorduk.
Filiz gitgide dersleri aksatmaya ve okula gelmemeye başladı. Arada okula geliyor sınavlara girmeye çalışıyor sonra hemen kayboluyordu.
Bir gün benden dosyamı istedi." Sen not aldın zaten öğretmen bilmez .Haydi bana ver de, ben isim değiştirip not alayım " dedi.
Ben kimseye " hayır" diyemiyordum ki.
Hele de arkadaşım olmuş birisine.
Tuttum kendi ellerimle verdim dosyayı.
Öğretmen bakar bakmaz anladı.
O kadar kızdı ki..
Hem de ikimize de...
Bana kopya verdiğim için, Filiz’e de öğretmeni kandırdığı için.

Ben yine alı al moru mor hiç sesimi çıkaramadan ağladım.
’’İkinizi de bırakacağım bu dersten!’’ dedi.
Tüm derslerim iyi olmasına rağmen o dersi Filiz yüzünden yeniden almak zorunda kaldım. Ikinci sınıf derslerim ile birlikte o dersi de araya sıkıştırıp anneme duyurmadan geçtim sınıfı .
Eminim ki annem duysa idi benim canıma okurdu.

Gelelim Filiz’e...
Filiz ortadan bir ay kadar kayboldu. Ailesi, bir ay ondan haber alamayınca,onu aramaya Ankara’ya geldiler, ama hiç kimsenin ondan haberi yoktu maalesef!
Aylarca ondan haber alamadık. Belki o kişiyle evlendi belki başına farklı şeyler geldi hiç haberimiz olmadı o yıl ondan.

Ondan sonraki yıllarda okulu tamamlamış olabilir ama artık ben bilmiyordum.

Fazla özgüven onun sonunu getirdi. O hep derdi ki" insanlar bana bir şey yapamaz. Bak kızım ben İstanbul’da yetiştim. Kaçın kurrasıyım’’
Yıllar sonra internet aracılığı ile görüştüm evlenmiş. Öğretmen olamamış ama iş yeri açmıştı. Geçmişi hiç konuşmadık. Sadece okuldan öğretmenlerden bahsettik bir daha da görüşemedik kendisiyle.

KARDELEN(Ayrıkotu)
O4.04.2022
Tülay Sarıcabağlı Şimşek
Dinar/Afyonkarahisar

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Yılların içinden Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Yılların içinden yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
YILLARIN İÇİNDEN yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL