😭AĞLATAN MEKTUP😭 Çocuk Esirgeme Kurumunda yetişen ŞEHİT Komando Uzman Çavuş MURAT AKMAN’ın ailesi olmadığı için TÜRK MİLLETİNE yazdığı SON MEKTUBU …. !!!! Doğduğunda ailesi tarafından bir çöplüğe atılarak terkedilmiş ve Çocuk Esirgeme Kurumunda büyümüş olan Murat Akman ne kadar istemese de 18 yaşına geldiğinde evi bildiği kurumdan ayrılmak zorunda kalmış. Ancak kurumdaki öğretmeniyle bağlantısını hiç koparmamış ve oradaki çocuklara yardımcı olabilmek için elinden geleni yapmış… Askerlik görevini komando olarak yerine getirirken devletin kendisine bağladığı maaşı çocukların ihtiyaçları için kuruma göndermeye başlamış… Çıktıkları operasyonlarda hayati tehlikesi olması sebebiyle her operasyon öncesi son mektubu olabileceğini düşündüğü bir mektubunu birlikte büyüdüğü bir arkadaşına ulaştırılmak üzere bir asker arkadaşına emanet etmiş… Murat Akman’ın geri dönmediği bir operasyon sonrası son mektubunu teslim ettiği arkadaşı mektubu verdiği adresteki arkadaşına ulaştırmış… Mektup arkadaşı tarafından Murat Akman’ın vasiyeti üzerine bir yayın kuruluşuna belirli bir meblağ karşılığı devredilmiş ve şehit askerin vasiyeti üzerine medya kuruluşunun ödediği para Murat’ın büyüdüğü Çocuk Esirgeme Kurumuna bağışlanmış ve mektup gazetede yayınlanmış… ŞEHİT ERİN ÇOK ANLAMLI YÜREK PARÇALAYAN SON MEKTUBU ... Bu yazı bir komando uzman çavuş mektubudur ve siz bu mektubu gazeteden okuyorsanız ölmüşüm demektir.Bir ailem olsaydı bu mektubu onlara yollamak isterdim ama yok. Size koğuştaki ranzamdan yazıyorum. şu an etrafımda adana,ağrı, sivas, edirne, diyarbakır, ankara, antalya, izmir, urfa, trabzon... türkiye’nin dört bir yanından birbirini tanımayan ama birbirlerinin canını korumaya yemin etmiş bir sürü asker var. birazdan operasyona gideceğiz, tek dileğimiz kayıp vermeden geri gelmek. İlerde ölürsem eğer diye bir mektup yazmak çok zor. aklına getirmek istemez ya insan ölümü, hani her zaman bir umut vardır ya. askerliğim bittikten sonra yırtıp atacaktım bu mektubu ama şu an okuyorsanız yırtamadım demektir. zaten pek de kalem tutmaz elim. silah tutmayı daha iyi bilirim. sizi korumam için siz öğrettiniz silah tutmayı. Tuhaf olan siz bu mektubu okurken ben neden öldüğümü bile bilmiyor olacağım. ya bir mayına bastım ya da yediğim bir kaç kurşun. bileniniz var mı ben nasıl öldüm ? Kışlada her televizyona bakışımda birbirinizi öldürdüğünüzü birbirinizin canını yaktığınızı gördüm. Müziğin sesini çok açtı diye komşusunu vuranlar. Gücü kadına yetenler. cebindeki on lirası için adam vuranlar. Kız arkadaşına baktı diye alayını bıçaklayanlar. Bileniniz var mı BEN KİMİ KORUMAK İÇİN ÖLDÜM? Eti az pişti diye garsona çıkışan adam; sen rahat uyu diye kurşunlar başımın üstünden geçerken ben dağda her bulduğumu kesip yedim. Arabasını solladılar diye levyesini kapıp arabadan inen adam, beni bir çöp bidonuna atıp giden anam söylesene ben kimin için öldüm? Yetimhanede ve askerde en güzel şeyin ekmeğin bölmek olduğunu öğrendik biz. Peki size neyi bölmeyi öğrettiler? Sizi önce Allah’a sonra birbirinize emanet ediyorum. Ben sizden razı oldum Allah’da sizden razı olsun …. !!!! Tarihe bir mektupla muazzam bir not düşmüş şehit asker …. !!!!
@alıntı
"Peki size neyi bölmeyi öğrettiler!!!"
İşte en can sıkıcı bir nokta! Bize Vatanı bölmeyi öğrettiler Şehidim Sağ dediler Sol dediler ayrışın kavga edin beslendiğiniz kaynakların ezberleri ile yiyin birbirinizi dediler biz de uyduk . Sen rahat uyu Şehidim! Daha çook yeriz biz birbirimizi...
Paylaş:
8 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Hepimiz bu vatan için kınalı kuzuyuz.İş doğru komutanı bulmakta..Ölmek kaderde var bize ürküntü vermiyor.Lakin... kahpe kurşunuyla ölmek zor..demiş şair.Bir ölür bin diriliriz.Vatanı namus biliriz.Hep yazın siz..Sağlıcakla..Saygıyla..
Bu memlekette gazı ve şehitler sayıdan ve bir kaç dakikalık haberden ibaret ne yazık ki... Ardından sulu sepken kıvamında liboş liboş haberler ve reklamlar. Hoop peşinden de zengin fakir entrika kaynayan diziler..
Çünkü
Ne gazinin ne de şehidin öncesi de sonrası da yoktur maalesef...
Çok anlamlı, kulağa küpe yapılması mektup. Özellikle uğuruna öleceği kişilerin anlatıldığı bölüm.... Daha önce hiç böyle bakmamıştım. Ama usta birliğimin Şırnak İl Jandarma komutanlığı olduğunu öğrendiğimizde babam demişti ki bana; hani olur da çatışmaya falan girersen sakla kendini. Çünkü bu memleket artık Sabancı'ların, Koç'ların... Onlar yiyor memleketin nimetlerini..." Sene 1990. Ne değişti? Sadece isimler... O kadar... Ki babam koyu bir Atatürkçü, sıkı bir memleket sevdalısıdır. İkisine de toz kondurmaz asla. (Ülkücü falan diye canlandıysa aklınızda. Değil.)
Mektubu okuyunca yıllar önce yazdığım bir şiirim geldi aklıma. Size sormadan aşağıya alıntılıyorum. Affola...
Değerli Dilek ablam, böylesi yürek taşıdığınız için size de ayrıca şükranlarımı sunuyorum.
......................
Üç Şehit İki Yaralı
Ben Mehmet Anasının kuzusu Babasının koçu Babam rençberdir benim Atmış üç yaşındaydı o zaman
Babamın yegane ırgatı Elleri kınalı anam Elli sekiz yaşındaydı Görseniz nine dersiniz Çökmüş erimiş bir halde Yıllarca çekince Bağın bahçenin kahrını Kalmamış artık dermanı
Otuz hanesi vardır köyümüzün Torosların yamacında Üfül üfül eserdi rüzgarı Dereleri pınarları hala aklımda Yanımda dostum karabaşımla Hayvan otlatırdım yaylağında Bir inek vardı Dört koyun Köyün diğer hayvanlarını da alır Çıkardık sabah beşte yola
İki bacım vardı benim Biri büyük biri küçük Bir de ağabeyim Öğretmen oldu gitti uzaklara Babam beni okutmadı liseden sonra Bağa bahçeye bakacaktım Bağ bahçe dediği de Bir kaç dönüm tarla
Evlenecektim askerlik bitince Üç çocuğumuz olsun isterdik Haticem ile Haticem benim Rüzgarın dağlardan taşıdığı Kekik kokulu yarim Ahh bir kere daha koklamayı ne çok isterdim Hemen evlenecektik asker dönüşü Çeyiz düzer yolumu gözlerdi
Ah Haticem ah Bilemedim kayaların arasında kaybolacağımı Bilemedim gövdemin Gabar'da kalacağını Gözüm açık gittim Haticem Doyamadım ben daha sana
Bacılarım evlendi mi Nine oldun mu anam Kim bilir kaç torunu ben diye koklayacak Kim bilir kaç gece hıçkırıklarla uyanacak
Babam ne yapar bensiz Karabaş nasıl güder hayvanları Kim bakacak onlara şimdi Hep onları düşünüyorum hep Bir de Haticem'i Tıpkı onların beni düşündüğü gibi
~~~
Ben Ahmet Anasının bitanesi Babasının ilk göz ağrısı Kumduracıdır benim babam Çalışır üç kuruşa fabrikada Babam elli iki Annem kırk dokuz yaşındaydı Ben askere giderken Bir kız kardeşim vardı Benden üç yaş küçük Yazları pamuk toplamaya giderdik Bazen karpuza Çukurova derlerdi bizim oralara Toprak değil ana gibiydi Sürekli ekin verirdi
Meslek lisesi mezunuyum ben Kazanamayınca üniversiteyi Dedim yük olmayayım babama Başladım iş aramaya Gönül de kaydı bir güzele Dedim gidip geleyim bir an önce Yoksa bitmeyecek bu işkence Nerden bileyim Ciğerimi parçalayacak bir kurşun Yığılacağım oracıkta
Ah anam babam kardeşim Ne yaparlar bensiz Kim sahip çıkar onlara Kimi koyarlar bağırlarına
~~~
Ben şehit er Naki Önder Adımı verdiler İzmit'te bir sokağa Kuyumcuda tezgahtardım Arkadaşlarım vardı benim Canım arkadaşlarım Sabahlardık kahkahalarla Vurulmak için askere gitmeden daha
Aldılar canımı bir hain pusuda Daha ömrümün baharında
Yıllar oldu İzmit'e gitmeyeli Ne anamı hatırlıyorum Ne babamı şimdi
~~~
Ben Zafer Zafer Bayramı'nda doğmuşum Babam çok severmiş Ata'mı O takmış adımı Yaşım yirmi üç Babam yok benim Hiç görmedim yüzünü Maden ocağında gömülü
Beş günlük bebekmişim Anam kocasız Ben babasız kaldığımda
Sonra şehre taşınmışız Anam durmadan çalışmış Tezgahtarlık yapmış Fırsat buldukça da Ev temizlemiş cam silmiş Tek derdi okutmakmış beni
İşletme okudum Ama ne fayda Bütün kapılar kapanıyordu suratıma Dedim gidip geleyim Askerlik çıksın aradan Bir iş bulur kurtarırım anamı
Dağ gibi gittim askere de Eksik geldim evime Şimdi bir elimde üç parmak Bir bacağımda ayak eksik Anam bakıyor hala bana Zaten kimse de bakmaz oldu Yaralı suratıma
~~~
Ben Cafer Yaşım yirmi bir Babam öğretmen emeklisi Annem ev hanımı Bir evimiz var kasabada
Çok severdi herkes beni Kimin derdi varsa ben orada Herkesin işine koşardım Bakkal çıraklığı da yaptım Pazarda limon da sattım Babamın ilaç parasını çıkartmam lazım
Yaş gelince mecbur gittik askere Ama erken geldim ben Henüz beş aylık er iken Yakınıma düştü bir bomba Aldı götürdü gözlerimi benden Sıcak sıcak aktı gözlerim yüzümden Avucuma akan gözlerime baktım Hiç bir şey göremedim
Can havliyle o kadar bağırdım O kadar bağırdım ki Hiç birşey duymadım Günlerce yattım GATA'da En sonunda açtılar sargıları Dünya yoktu ortalarda
Ne çok sevdiğim denize bakabileceğim artık Ne evde beslediğim kuşlarımı duyabileceğim Ne anama babama yardım edebileceğim
Aylar oldu çalmadı kapımızı kimsecikler hâlâ Cafer'i unuttu yardımına koştuğu kasaba
uykusuzadam tarafından 18.3.2022 18:59:58 zamanında düzenlenmiştir.
Vallahi " atar yapmak " asla düşünmediğim bir şeydi kardeşim Neyse ben sizi anladım aslında cevabımız ikimizinde sabit fikre idi . Neyse orta bi noktaya anlaştık uykusuz kardeş beni yanlış anlama Kaleminizi seviyorum
https://www.edebiyatdefteri.com/siir/1417762/gayr-nizami-siir.html Yukarıdaki linkte yer alan şiirim tamamen hayat felsefeme dayalıdır. Ve o şiirde de izm ile biten ideolojiler hakkında düşüncem vardır. Yani önceki cevabımda yazdıklarımın kanıtı niteliğinde olup söylediklerim sadece size cevap vermiş olmak için değil tamamen kendimi ifade etmek içindir. Umarım yanlış anlaşılmamısımdır:)
Ben o notu size yönelik yazmadım. Sizin siyasi görüşünüzü bilmem, kimsenin ideolojisi de hayata bakışı veya inancı daumrumda değildir.
İnsan odaklıyımdır. Ve sıkı bir Atatürk sevdası olarak Kemalizm dahil izm ile biten bütün ideolojilere mesafeliyimdir.
Ancak o notu yazmamın sebebi genelde öyle bir algı olması ile ilgilidir.
Yazma ihtiyacım da şuradan geliyor; siz veya bir başkası diyebilir ki babaya bak uğrunda ölünecek vatan için oğluna ne tembihlemis... Konu bu. Diyeyim gerisini getirmeyeyim ki konu başka yerlere uzamasın. Keşke burada atar yapmadan önce bana soraydınız...
"Ülkücü falan diye canlandıysa aklınızda " Burdan başlayayım:) Bak uykusuz kardeşim benim en sevmediğim siyasi işlerde şu fikirler solculara ait şu fikir de sağcılara gibi yanlış algılar. Yok efendim öyle yağma. Biraz geniş bakarsak hiç bir fikir bir ideolojinin tekelinde değildir. Bu memleketi solcusu da sağcısı da sever eğer fikren beslendiği kaynaklar kasıtlı zehirlemiyorsa tabi . Ne zaman insanlar birbirine ideolojik açıdan bakmaz da insan olarak bakmayı öğrenirse işte o zaman belki memlekette bir şeyler değişir. Herkes kendinden olanla muhatap olur da karşı tarafı görmez duymazsa zaten o toplumda kimse yok demektir. Fikirler görüşler de yok demektir. Bu durumda herkes koyundur. Atatürk ün ilkeleri herkese emanettir bunları bir gurup tekeline alamaz.
Burda da dahil olmak üzere toplumun bir çok kesiminde mevcut gördüğüm bana çok sığ gelen yaklaşımlar var. Bakıyorum herkes kendi ideolojisine yakın gördüklerine alkış çalmalar onun iki sıra şiirine bile beğeni yapıp, gerçek emek ürünü olan şiirleri sadece karşı taraf olarak görüp es geçmeler çok insan ayrımı yapmalar bunlar bana hep yanlış gelir. Hepimizin birbirine ihtiyacı var diye bakarım Ve birbirimize ideoloji şekil ya da cinsiyet olarak bakmayalım diye düşünürüm . Şu notu da ekleyeyim ben de babanızın dediğini oğluma dedim biraz utansam da ne yapim oğulcuklar ölünce dünya düzene girmiyo ne zorluklarla büyütülüyor kıyamıyoruz işte
Neyse çok uzatmıyayım. Şiirlerini yazılarını ve yorumlarını daha doğrusu kalemini sevdiğim bir kardeşimsin asla siyasi bakmam ve bu sayfaya girdigimden beri hiç bu kadar kimseye yorum yapmışlığım yoktur. Sizin öyle bir kaleminiz var ki insanı konuşturuyor, ufkunu açıyor her yorumunuz keyif veriyor ayrıca eklediğiniz şiir için de çok teşekkür ederim. Söz konusu vatansa gerisi teferruat diyerek konuyu kapatayım:) Saygılar selamlar...
O kadar hazin yaşamlar var ki bazen hangisine ağlasam diye düşündüğüme bakamıyorum hemen hepsine ağlıyorum ne desem kadere diyecek tek kelimem yok çalışmanızı kutluyorum
Bu çocuğun yüzüne bile bakamadım ilk gördüğümde Yemek istemedim içmek istemedim Çok burktu beni de çok Boşa yaşanmış bir hayat gibi geldi aciz aklımca Kimler kimler için can veriyor diye düşündükçe! Ama öyle arsızız ki hem şiirime hem yazıya koydum resmini şimdi bakabiliyorum sızlasada yüreğim ince ince . Hayat nelere alıştırmıyor ki insanı!
Sağolun varolun değerli şair Teşekkür ediyorum duyarlı yüreğinize Saygılarımla...
Ne güzel söylediniz; Bizim gibi nankörlerden bir halt olmaz!! Bu çocuğun mektubu çok anlamlı geldi yüreğimi burktu paylaşmak istedim. Böyle güzel yürekliler can veriyor dünya daki kötüler için.
Ben teşekkür ederim duyarlı yüreğinize. Selam ve saygıyla...
Güne düşen çok çok anlamlı ve bir o kadarda düşündüren bir yazı herkes şapkasını önüne koyup düşünmelidir hırslarının, kininin, çıkarlarının kurbanı olmamalıdır insan. bize bu topraklar mutlu yaşayalım diye şehit kanıyla sulanarak kazanılmıştır işte şu yukarıda ki değerli yazı ile de perçinlenmiştir güne bu.
Yazıya gösterdiğiniz duyarlılık için çok teşekkür ederim değerli şair.
Her zaman dediğim şeyler şu dünya da üç gün yaşayıp öleceğiz ne bu hırs bu hengamede birbiri yiyenleri gördükçe bu yazı daha da çok anlam kazandı gönlümde. Sağ sol bunların hepsinin içinde güzel fikirler var güzel olanı benimseyip bir ideolojiye körü körüne bağlanmadan yaşamak en güzeli, üstelik büyük resme bakarsak dünyayı kimlerin yönettiği belli iken. Herkese saygı duymak en güzeli.
Düşünürün dediği gibi; Küçük beyinler kişileri tartışır Büyük beyinler fikirleri!...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.