4
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
689
Okunma
Yazıyoruz kendimizce, emek veriyoruz yazdığımıza. Benim esas dalım şiir olmakla beraber, zaman zaman düz yazı yazmakla da mutlu oluyorum. Ancak, konu seçimi, o konu hakkında araştırma yapmak, düzenlemek, yeterli olup olmadığını gözden geçirmek bayağı bir zaman alıyor. Hele sizi sinirlendiren bir şey hakkında yazıyorsanız insanı çokça yoruyor. En azından benim için böyle bir durum söz konusu.
Şiir yazmak elbette ki kolay değil. "Kolayca okunabilen bir şiirin kolayca yazıldığını mı sanıyorsunuz?.. demiş Orhan Veli.
Şiir de resim gibi eskizler toplamından meydana geliyor. Aklınıza geldiğinde karalıyor, sonra onları toparlıyor, gözden geçirip yeniden yeniden okuyorsunuz. Bu demlenme sürecinde şiirin aslı ortaya çıkıyor. Demine bakıyorsunuz, yeterli gelmiyor, yeniden yine yazıp tekrar tekrar demlendiriyorsunuz ta ki içinize sinene kadar.
Her yazan, yazdıklarının okunmasını ister elbette, yoksa niye yazıyoruz değil mi? Şiir çok okunan bir dal olmamakla birlikte, şiire gönül verenlerin okuduklarını düşünsem de yine de fazla okunma sayısına ulaşmıyor.
Okumak bizleri besler, yazdığımıza katık olur. Zamanım ve sabrım yettiğince okumaya çalışıyorum ancak yeterli olmadığını düşünüyorum. Kitaplar durduğu yerden size katkı sağlamıyor.
Genelleme yapmak değil maksadım ancak ,şiir yazanların bile çokça şiir okuduğunu sanmıyorum. Bu benim görüşüm. Katılırsınız, katılmazsınız, herkes düşüncesinde özgürdür.
Şiir kitaplarının satılmamasını neye göre yorumlayabiliriz? Büyük ustalara bakın, çoğu ölümünden sonra sahiplenilmiştir. Çok satanlar grubunda onların adını görürsünüz. Oysa onlar da çıraklıktan geçmişler, hatta şiir karalamaları , değiştirip tekrar tekrar düzeltmeleri toplu şiirler kitaplarında mevcuttur.
Şiir kitabınızın satılması için birinin sırtına mı yaslanmanız gerekiyor? Bu konuda ne yapılana bilinir bilemiyorum? Bana göre, şiir edebiyatın öksüz çocuğudur. Benim kanaatim budur.
Çok okuyan bir millet değiliz; sebeplerden biri okuma alışkanlığının verilmemesi, diğeri kitap fiyatlarının yüksek olması.
Tekrar konumuza dönelim.
Çok okunmak mı, çok yorum mu sizi mutlu eder? Yorum motive eden bir olgudur elbet. "ahbap çavuş ilişkisi" olmadıkça.
Yorum yazanı mutlandırabilir ancak bu durum yazarın olmazsa olmazı olmamalıdır çünkü kişiyi olumsuz yönde etkileyebilir.
Benim için önemli olan yazının veya şiirin çok kişi tarafından okunmuşluğudur. Gerçek anlamda, objektif bakış ile yorum eleştirisi başım gözüm üstüne.
"Sevmek, sevmek hep sevmek...
İnsan için liman yok;
Sahil yok zaman için.
O geçer biz göçeriz." diyen Alphonse De Lamartine
Çok haklı. Kırmayalım kırılmayalım, zamanı geldiğinde göçer gideriz bu sayfalardan. Hatırlayanımız olur mu bilmem?!
Sevgiyle kalın.
Hâdiye Kaptan