Faziletli olmak, keskin bir kılıca oturmak kadar güçtür.-- bhartrıharı
Abbas DURAK
Abbas DURAK
@abbasdurak

----- DERDİYOKLAR –‘DERDİYOK ALİ’ --------

18 Mayıs 2021 Salı
Yorum

----- DERDİYOKLAR –‘DERDİYOK ALİ’ --------

0

Yorum

1

Beğeni

0,0

Puan

4452

Okunma

----- DERDİYOKLAR –‘DERDİYOK ALİ’ --------

----- DERDİYOKLAR –‘DERDİYOK ALİ’ --------

----- DERDİYOKLAR –‘DERDİYOK ALİ’ --------

DERDİYOKLAR; Almanya’dan Türkiye’ye geldikçe dedem, amcam ve babam’ a yani köyümüzdeki evimize yada Kuruçayda ki bahçemize uğrarlar epey sohbet, muhabbet ederler ve bu durum saatlerce sürerdi. Zaten, Derdiyoklar istese de dedemler geldiği gün ayrılmalarına, sofrayı, muhabbeti terk etmelerine izin vermezlerdi. Bunu bilen Derdiyoklar’da ne kadar, zamanları sınırlı ve kısıtlıda olsa dedemi, amcamı, babamı kırmazlar ve en azından o gece de olsa bizde misafir kalırlardı. Kaldıkları gün dahil çok kez sabahlara kadar saz, keman çalar, söylerlerdi.

Henüz çocuk yaşlarında iken anlatılanlardan hatırladığım kadarıyla; Ata-Dede dostlarıydılar, komşu köylüydük, kivreydik zaten…Babam, annem ile evlenirken düğünlerine Ata-Dede dostu ve kivrelerimizden İhsan Güvercin’in ağabeyi ve Derdiyok Ali ile aynı köyden olan büyükleri Hüseyin GÖĞERÇİN(Güvercin) cümbüşüyle bilmem kaç gün sabahlara kadar dedemin evinde köyümüzün büyükleri ve düğüne katılan diğer misafirler ile saz, söz ve muhabbet etmişler.

O zamanki muhabbet ortamları tam bir açık üniversite niteliğinde, uygulamalı ilim, irfan, görgü yoğunluklu olup öğretmenleri, eğitmenleri ise muhabbete ruh veren, ehli kâmil kültür taşıyıcıları ve yorumlayıcıları; yolunda ehil ve kâmil olan insanlarmış.

Muhabbet ortamlarında mutlak öğretmen, mutlak öğrenci olmayıp, her bir kişi vereceği kadar öğretmen, alacağı kadar öğrenci olurlarmış. Yani kişi hem bildiği kadar eğitmen ve öğretmen, hem de bilmediği kadarda öğrenci olurmuş.

Düğünler, bayramlar ve muhabbet ortamları sadece eğlence olmayıp, eğlence içinde insanlar muhabbet ortamlarıyla kültür taşıyıp, kültür alış verişi yaparak birbirlerini eğitir ve bu manada birbirlerine katkı sağlayarak tamamlar ya da zenginleştirirlermiş. Azdan az, çoktan çok kültürel anlamda birbirlerini beslerlermiş.

Dedem ve Amcam, dedemler kadar uzun süre devam ettirmemişse de babam ve Derdiyoklar Bağlama türü telli sazlar, keman çalar, türkülerini, nefeslerini, deyişlerini,... söylerlerdi.

Dedem, o zamanlar sofra sahibi ve toplum adamı olmanın yanında daha çok sazı, sözü, sesi ve görgüsüyle yürütmekte olduğu zakirliğine ise tüm çevre ahalince oldukça ilgi duyulur, iyi bilinir ve tanınırmış.

Derdiyoklar, dedemler de olduğu gibi yörenin diğer değerlerinin ürettikleri veya kaynak oldukları için de türkülerinde yer aldığı sözlü kültür derlemelerini de yaparlardı. Başlangıçta ata yadigarı usta yapıtları, önceki kendi yapıtları ile yeni yapıt veya eserlerini sazları ile çalıp söyleyerek eserleri muhabbet ortamlarında paylaşırlardı. Bir nevi bu eserler; muhabbet ortamları vasıtasıyla tatbik edilir, tartılır, ölçülür, biçilir ve varsa eksiği tamamlanıp, iyileştirilip doğrudan ya da dolaylı nefes ve gönüllerdeki son şeklini aldıktan sonra ortaya çıkan bu eser ya da eserler daha da oturmuş, olgunlaşmış şekilde genel toplumun sunumuna hazırlanmış olurdu. Bu durum zaten söz konusu muhabbet ortamlarının doğası gereği doğal akışında gerçekleşen ve yaşanan hususlardı.

İlim, irfan, görgü, söz, sohbet ve yerinde eğlenerek sunulan ve doğrudan yaşamın uygulama alanında olan ama adı pekte ön planda olmayan eğitim, öğrenim ağırlıklıdır muhabbet ortamları.

Muhabbet ortamları yine doğası gereği insani çiğliklerin pişirilmeye, hamlıkların olgunlaştırılmaya çalışıldığı, gülün değerinin dikeninden olduğu bilinci ile ehli kâmil dahi olsalar, tabiri caizse ’kâmillerin’ gönül heğbelerinde taşıdıkları ilim-irfan cevherlerinin, marifetlerinin, yürekten gelip söze dönüşen nefeslerinin görünmez ellerle, gönül gözünde; sarraf terazisi hassasiyetinde, cevherin cevherle, gülün gülle tartıldığı, ölçüldüğü yani imtihan edildiği yer olduğunu söylemek pek de yanlış olmasa gerek.

Velhasılı… Babamın kayıtlarına göre bu fotoğraf 20.11.1979 yılında Köyümüzdeki evimizde çekilmiş.

Dedem, Amcam, Babaannem ve son olarak ta Derdiyok Ali (Ali Ekber AYDOĞAN) ağabey 14.05.2021 tarihinde Almanya ellerinde, gurbette rahmetli oldu...Hak’ka göç eyleyenlere, Allah’tan rahmet dilerim. Mekanları Cennet Olsun. Kalanlara ise Allah’tan sağlıklı sıhhatli, mutlu yaşanacak uzun ömürler dilerim.



Yazan: Abbas DURAK: 15.05.2021

Fotoğraf: Aile Arşivi(kaynak :Abbas DURAK)

Paylaş
Beğenenler
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
----- derdiyoklar –‘derdiyok ali’ -------- Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz ----- derdiyoklar –‘derdiyok ali’ -------- yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
----- DERDİYOKLAR –‘DERDİYOK ALİ’ -------- yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2025 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.