Hayat tramvay gibidir... tam yer bulmuş, oturacakken bir de bakmışsın son durağa gelmişsin. camillo sbarbaro
muhammed1347
muhammed1347

Kurbanlık senfonisi

Yorum

Kurbanlık senfonisi

0

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

724

Okunma

Kurbanlık senfonisi

Kurbanlık senfonisi

Kurbanlık senfonisi
Bahçenin bir köşesindeki kahve renkli koyun, duvarın yanına sıkı bir şekilde bağlanmıştı. Talihinden habersiz zavallı koyun önüne bırakılmış yoncadan yiyor, masum bakışlarıyla arada bir kafasını kaldırıp etrafa göz atıp meliyordu.

O gün bahçede acayip bir coşku ve hareket vardı. Herkes kendi işindeydi. Nabat nene pencerenin yanında tandırın başındaydı. Kerim, ben ve Behram sıra için tartışıyorduk.

Behram “şimdi sıra bende” deyip bir deste yoncayı orağın altına soktu.
Yüce boylu Evez baba üzerimize bağırdı ve orağın sapını aşağı indirdi. Rahmetli büyük babamız hep sinirliydi. Sevecen biriydi ama sürekli kızardı. Sinir limiti de dolduğunda bir kaç küfür duymamız beklenirdi o yaşlıdan.

Evin giriş kapısı yanında küçük bir bakkal dukanı vardı. Dukanda satılacak çok şey yoktu; bisküvi, şekerpare, tuz, şeker, deterjan hepsi bu kadar.

“Muhammed yavrum! Git Kurban amcadan bana bir içecek al. Sarısından al, siyahını alma sakın.” Diye benden isterdi.
Bir kaç bina ötedeki Kurban amcanın dukanına gidip “babam içecek istiyor” derdim. Kurban amca da “Canada mı Coca mı?” Diye sorardı.

Evez Baba ömrünün sonuna kadar hiç Coca Cola ve Canada Dry adlarını öğrenmedi. Keşke biz de baştan öğrenmeseydik. Talihimizden habersiz zavallı bizler, hayatımızda fazlasıyla boş şeyler öğrendik, zehir gibi, hiç işe yaramayan şeyler.

Orağın hırç hırç doğrama sesi, koyunun melemesi, biz çocukların bağırış çağırış sesleri, Nabat nenenin tandır başında kendi kendine mırıldayıp türkü söylemesi ve büyük babamızın sürekli şikayet etmesi, bahçede yüksek sesli bir senfoni oluşturmuştu. Sanırım o sesleri Molla Hasan sokağındaki herkes duyabiliyordu. Senfoni sesi kesinlikle sokağımızdan uzaklara ilerleyip Çay İçi’ndeki Deli Hanım’ın kulağına ulaşabiliyordu.

Deli Hanım ince ve hafif birisiydi. Çiçek desenli çarşafının iki ucunu ensesinde düğüm atıp bağlardı ve çoğu zaman Çay İçi’nde dolaşırdı. Deli Hanım kimseyi azarlamazdı ama nedense biz çocuklar o kadından acayip korkardık. Yüzünde derin bir keder yuva kurmuştu. Gözlerinden üzgünlük yağardı. Belki de bizim geleceğimizden dolayı endişeliydi.

Deli hanım, akşam üstü zavallı koyunun kafasının koparılacağından emindi. Her zaman asabi biriydi. Çoğu şeyin ne zaman kurban edileceğinden haberi vardı.

Canada Dry şişesini büyük babama verirdim ve o da bana en sevdiğim şekerpareden, yani kakaolu balık şekerlerden bir adet verirdi. O balık şekerleri asla hızlıca çiğneyip yutmazdım. Eve ulaşana kadar ağzımda tutup, kakaonun tadını çıkarırdım. O balıklar yavaş yavaş eriyip günün ortasında sokağın başına giderlerdi. Deli Hanımdan saklanarak Çay İçi’ni geçip, kendilerini Kuru Çay’a bırakıp yüzmek için can atarlardı.

Deli Hanım onları görünce “Kurbanız olayım, Oraya girmeyıniz. O nehir kuruyacaktır. Onun coşkulu sesi bir gün batacaktır. Nabat nenenin tandırı sönüp hitap yemeğin ne olduğu artık unutulacaktır.”

Nabat nene hitapları pişiriyor ve alüminyum tepsi üstüne birer birer diziyordu. Tandırdan çıkan ekmeğin, pişmiş tere kokusu herkesi mest etmiş ve bayıltmıştı.

Bir an Kerim’in bağırması herkesi uyandırdı. Sağ elinden kan akıyordu. Orta parmağının yarısı yerde doğranmış yoncaların içindeydi.

Hasan dayımın eşi, Gövherin Ya Hüseyin’in sesi bahçedeki diğer sesleri bastırdı.
Onun feryadından dolayı koyunun meleme sesi bile duyulmuyordu. Yerdeki parmak parçasını alıp kesilen kısmın ucuna sıkıştırdı. Belki de o parmağın tekrar yapışmasını umut ediyordu.

Deli hanım kakaolu balıklara,“Dayının eşi Gövher’in feryatlarını dinleyiniz. Kurban ettiğiniz parmaklar bir daha yapışmazlar. Geri dönün ve kalan parmaklara sahip çıkınız.” Dedi.



Molla Hasan, Çay içi, Kuru Çay: Tebriz’de benim doğdum mahalle ve sokak isimleri
Hitap: yöresel Azerbaycan yemeği

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Kurbanlık senfonisi Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kurbanlık senfonisi yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kurbanlık senfonisi yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL