Olumlu ve coşkuluysanız, insanlar sizinle zaman geçirmek ister. jeff keller
Göksel Rıza
Göksel Rıza

GÜKTEN AKIN

Yorum

GÜKTEN AKIN

1

Yorum

3

Beğeni

0,0

Puan

569

Okunma

GÜKTEN AKIN

Bu gün (10/03/2021) sabah Ağabeyim Gürsel Özkan’ın aile sosyal medya portalında paylaştığı Gülten Akın dizeleri ile güne başladım. Elbet "şair anamızın" ölümü üzere kaleme aldığım yazı aklıma geldi. 05/11/2015 tarihinde yazmışım! 6 Kasım 2015 de Niğde yerel basını ve bazı internet sitelerinde yazıma yer verilmiş. Noktasına virgülüne ellemeden burda paylaşmak istedim. İyi okumalar.
Neoliberal yaşam tarzının dört bir yandan dayatıldığı günümüz dünyasında emekten ve emekçiden yana tavır alan, hayat gerçekliğini, halkların acılarını, yazılarına, şiirlerine, öykülerine konu edenleri unutmak mümkün mü. Bu coğrafyanın “yaşayan en büyük şairi” hayata gözlerini yumdu. Onu unutmak mümkün mü? Işıklar içerisinde yat Gülten Ana mekanın yıldızlar olsun şiirlerin gibi ışıldamaya devam et..
,Bir şiirinde "Gülten’e Yozgatlı demesinler bundan böyle / nerde ölürsem oralı olayım / doğularda, yolsuz dağların soğuk suların başında öleyim" diye yazmıştın. Şimdi artık Ankaralısın.

“Beni öldürürse bu umut öldürür” demiştin ya bu umut seni biz yaptı. Şiirin milyonlarca devrimcinin gönül teline dokunup “En ağır sınavdan en saf olan geçer, öder geçer” dedin, ödedin mi, ödedik mi yada öylesine mi geçtik bilemedim.

“Bulutlar uçuşur geceleyin /Ben yağmura deli buluta deli / Bir büyük oyun yaşamak dediğin / Beni ya sevmeli ya öldürmeli” (Deli kızın türküsü şiirinden) Biz seni sevdik sevmesine de ölüm muketderat. Sevgimizle yaşatacağımız gerçekliğinizin de muketderat olduğu gibi. Onca türküyü, onca şiiri ve öyküyü koynunda taşıdın bilince çıkartıp yazdın da ; “Ah, kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya” diye..Çok naif serzenişlerde bulundun sessizce.

Yedi yaşındaydın, yaşamın kuralı yapmıştın okula aç gitmeyi. Dişlerinden saçlarına taşıdığın “sıskalığın, çirkinliğin”, topsuz, bebeksiz avunmasız geçen çocukluğun bir kuşağın çocukluydu aslında. Savaşların, kıyımların, yoklukların içinde geçen çocukluğun ve gençliğin sonrasında aldın kendini kendinin ve dünyanın karşısına ve dedin ki:

“Kaygısız yaşamanın ormanlarında / Sen avcı olsan avlanamazsın” (Koçaklama şiirinden) On üç, on beş yaşında babanı, dedeni, savaşları, kıyımları, uykusuz evleri, somurtkan amcaları, ananeleri, taş mektep anılarını anlattın “öyle birden bire değil usulca”.

“Silinen bir kızmışım aslında / sılamın ve babamın defterinden”, yersiz ve yurtsuz şiirlerinin acısını tüm dünyanın kadınları ile birleştirdin. Bilerek, gözlemleyerek, içinde duyarak “kestim kara saçlarımı” dediydin, hiçbir kadın yüzleşmeleri sonrası uzun saçlı kalamadı. “Sessiz Arka Bahçeler” deki fısıltıları sırf okunsun, duyulsun diye değil “ağaç gibi, bedenimden dallarıma özsu gibi yürüyen dünya görüşümle yazıldı.” Dediydin verdiğin o gazetedeki röporajında. Ve devamında “Şairin dünyayı algılayışı, hayatı değiştirme istemi, bir ağacın özsuyu gibi şiirinin içinde akar.” Ham demedin kimseye, entellektüel gevezelikleri hep gereksiz ve katı gördün. Nazımın “hikmetli” dilinin yolundan yürüdüğünü hiç çekinmeden dimdik söyledin. Yeni yetmelere ise; “Gençlere derim ki, benim sözlerime aldırmayın. Yol sizin yolunuz, söz sizin. Şairin hası ne yapacağını kendi bilir.”

Hiç çekinmeden yazın demiştin “taş yontucularına” benzeterek. Kıra döke “yaz” demiştiniz “suları delikli taşlardan geçiren türkücüleri”nden, “küfürbaz balıkçıla”rına, “mezar kazıcıları”ndan “salyangoz devşiren kızları”na, “geveze ve gülkadınların”dan “yün eiğiricileri”ne, “kıran görmüşlerinden” “açıkgöz pazarcıları”na kadar. İmbiğinizden geçirdiğiniz ne var ise yazın diyerek nasılda yüreklendirmiştiniz tüm yeni yetme kelam işçilerini.

“Aptalıyla, âşığıyla, dertlisiyle /Kalem kaşlısıyla başı bitlisiyle / Naylon çoraplısı uyuz atlısıyla” Bir bütün biz olarak bak kimler var yanımızda, omuz başımızda, içimizde: “Hele devrimcileriyle, hele devrimcileriyle / Yanıla yanıla yanılmaz olan devrimcileriyle” (Yaz Şiirinden)

“Unutma sakın unutma / Bağışlama sakın / Sakın düşmanını sevme, / sakın susma / Bekle büyük kavgayı bekle /Anlıyor musun yüreğim.” (Küçük kızın türküsü şiirinden)
“Küçük kızın türküsü”nü, “oğlanın türküsü”nü dinlerken, yaşarken, yazarken unutmadık, bağışlamadık renkleri çocuklara “zehir zindan edenleri”. “Büyü”yemedin ve hep 17 yaşında bir urganın başucunda kaldı renklerin. “Başka bir yol bilmiyor”dun ve yazdın. Ve ne de iyi ettin yazmakla... “Seyran Destanı”ndan “Celaliler Destanı”na varana dek yazdıklarında tarihten beslendin, bugüne ışık olsun diye. Şimdi ışıklar içerisinde yat ve yıldızlar gibi ışılda. Çünkü seni okuyan, yüreğini anlayan özcesi seni anlamanın o müthiş bahtiyarlığında sözü ve yolu bizim kılıyoruz! Rahat uyu. Her şey birikir…



Sevgiler, saygılar ve öldüren umutlarla...

Her şey birikir
Sözler düşünceler ve nesneler biçiminde
Her şey birikir

Duru sular ters yazılar emek ve gözyaşı
Akıyor sanılan kuruyor sanılan
Haklar haklılıklar, ölüm zulumlar
Uçuyor sanılan her şey birikir
Deney birikir

Bizcil sen de
Kuş mu sandın yalanı yanlışı
Taksan kanatlanır mı?
Yediğin seni yakacak
Vurduğun seni yakacak
Gör cehennem yok mu var mı?

Her şey birikir
Gösteren parmaklar, gören gözler
Susan konuşan birikir
Yargılarlar davasız dosyasız
Silahsız sözcüksüz kansız kavgasız
Dağ mı değil, ova mı
Kent mi alan mı, değil
Bir ülke insan birikir

Göksel RızaÖzkan
Okur Yazar

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Gükten akın Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Gükten akın yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
GÜKTEN AKIN yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
gursel.ozkan
gursel.ozkan, @gursel-ozkan
10.3.2021 12:37:36
10 puan verdi
Neoliberal yaşam tarzının dört bir yandan dayatıldığı günümüz dünyasında emekten ve emekçiden yana tavır alan, hayat gerçekliğini, halkların acılarını, yazılarına, şiirlerine, öykülerine konu edenleri unutmak ne mümkün diyen kaleminize, yüreğinize sağlık... Ömrünüze bereket 'okur-yazar' kardeşim.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL