3
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
652
Okunma
Dünya kadınlar gününü her yıl olduğu gibi iple çekiyordum. Aylar boyunca beyaz mimoza desenli vazomdaki o derin boşluğu tarif etmem gerekirse; çiçek yerine, ısırgan otu nasibine düşmüş bir arının durumu olarak açıklardım. Bunca zaman boyunca cinsiyetimin vurgulanmamış olmasının hezeyanı bir yana abla, kardeş, bacım ya da yenge gibi söylemler her ne kadar samimi bir havada söylenmişse de hayır, asla yeterli değildi. Ne için yeterli değildi, sorusunu şimdilik ertelemek zorundayım. Açıklama bülbülleri susma kararlarını, bir durumu açıkladıkça çile çeken bir durumda kalmalarına daha fazla dayanamayacaklarını belirterek plastik gül tarhına konarak anlattı. Bülbüller bu duruşlarıyla dirayetli ve prensipli sayılacağından hepsini kanatlarından başka tercih söz konusuysa gözlerinden öpüyorum.
Konumuz kadınlar günü olduğuna göre kadın mevzusunun ister istemez kapsamına giren cinayet, şiddet, çocuk gelin, tecavüz gibi konuları esefle kınayarak, beddua ederek ve güçlü nefesleriyle üfleyerek engelleyenlere bırakıyorum. Zaten bu tip hassas konular karşı şiddetle karşılanmazsa yeteri kadar duyarlı olmama gibi bir etiketle her türlü teknoloji çöplüğünde boy veren fikir turşularından men edilme gibi bir cezayla karşılaşabilir. İnsanın bir konu hakkındaki fikirleri daima nizama uygun ve denden işaretli olmalıdır.
İnsan olmakla söze başladığımız gün ve toplumun samimiyete dair belirti verdiği de görülürse belki sünnet çocukları gibi bunlar bugün karşımda dans edip, bana para takıyorlar da karşılığında ne istiyorsunuz sorusundan kurtulunabilir.
İnanmayın çok kenarlıya, gerçeğini sayısala çözdürüp mana tepesine gömüyor. İnsandan kuvve değil eylem görelim.