1
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
873
Okunma
Şiirlerimde hikayeler anlatarak yara sararım.
Yaraların izini sürerim... Çünkü yara kendini gizler! Sır sahibidir o.
Görebilene açar kendini, yarasını gösterir.
Göremeyene ise dünyasını kapatır! Yaranın sırrını şiir açığa çıkarır tel tel, satır satır, hece hece... şiir acının yarasına, hayatın merkezi olan sokaklarda kavuşur, adım adım; seslerin izlerine, dünyanın kokusuna, gözlerin ferine odaklanarak.
Bunların içinde yaranın kaynaklarını bulur; ailenin babasını, çocuğun sevgisizliğini, annenin/kadının binlerce yıllık yalnızlığını ve terkedilmişliğini doğuranın hangi türden olursa olsun yaratan o olduğu bir yerde, ve bir zamanlarda unutturulmuş gibi, haykırır adeta.
Şiir bunları yaparken kimi zaman işaret eder, kimi zaman gizler, kimi zaman da içinden geldiği gibi açıkça söyler.
Şiir her anlattığı gerçektir, hayal olsa bile... Şiir aslında kendi sırrını da kendi içinde barındırır. Bu sırrın kaynağı da sokaktaki mahallelerin karanlıklarındaki ananın çocuğundan, çocuğun anasından koparılmışlığından hayatın derin labirentlerinden ve nihayetinde yaşadığımız coğrafyada dini inançların erkek egemen bir zihniyetten kaynaklı olduğunda duygunun erkekleşmesinden kaynaklanır, bu erkeklerin çoğu kadınlardan korkar, ancak korkaklığını da gizler.
22 Şubat 2021
Hüseyin Taşdemir