4
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
658
Okunma
Çok ortaklı özel bir şirket Irmak üzerine bir bent yaptırdı.
O zamanlar Irmak da Irmak’tı ha.
Coşkun akardı.
Yüzlerce kamyon taş, tonlarca beton, aylarca çalışma. Bendin altını su oydukça kamyon kamyon taş atılırdı. Çok uğraşıldı bent yapımı için.
Kanallar vasıtasıyla ırmağın sağına soluna su veriliyor, köylüler de ortakçılıkla pirinç ekiyorlardı. Su şirketten, ekip biçme işi köylüden.
Pirinç deyip geçmemek lazım. Ekerken dertti, biçerken dert. Dibinden su olmayacak. Her gün kontrol edeceksin. Gübre saçacaksın. İlaçlayacaksın. Darı denilen zararlı ot kaplayınca onu yolacaksın. Alınmazsa çok hızlı geliştiğinden pirinci boğar, verimi düşürür. Kesin.
Bin bir zahmetle Kasım’da falan pirinç hasadı yapılır, şirket de çıkan ürünün yarısını alırdı. Yarı yarıya olmasını köylü çok bulurdu. Herkes dörtte birini veya üçte birini şirket alsın istiyordu. Köylülerin bu talebini şirket asla kabul etmedi. “Derhal suyunuzu keseriz” diyerek kestirip atıyorlardı. “İşinize gelirse!”
Şirketin hissesine düşen pirinci toplayan görevliler her yere aynı anda yetişemediğinden bir görevli elinde yaklaşık 20 cm çapında tahtadan yapılmış yuvarlak bir mühürle önden dolaşır, çıkan çeltiği (pirincin kabuğundan ayrılmamış hali) yığınlarını çeşitli yerlerinden mühürlerdi. Mühürcünün adı Ali’ydi, "Mühürcü Ali." Zamanla halk arasında söylene söylene kısalıp “Möhrali” olmuştu Mühürcü/Möhürcü Ali..
Öyle zalımdı ki Möhrali.
İnsanlar Möhrali’den korktukları kadar başka bir şeyden korkmazlardı. Bağırır çağırır daha hiç mühür vurmadığı yerde “Mühürü bozmuşsunuz” der kıyameti koparırdı. Parmaklar oynayıp da ceplerinde biraz ısınma hissedince yarım saat bir saat görmezden gelirdi. Biraz dıştan dolaşır, kamışlıklara doğru tuvalete falan giderdi. Harman sahibine “gerekli vakit” ’i kazandırırdı. Yada başka harmanlara geçer daha sonra “Kolay gelsin, kolay gelsin. Bereketli olsun..!” çekerek, taltifleyerek, güleryüzle gelirdi.
*
Asık surat öfke dolu çatık kaş
Düşman gibi bakıyordu Möhrali
Erkeksen onunla birazcık dalaş
Karakola sokuyordu Möhrali
-
Ummadığın anda çıkıp gelirdi
Kara karıncayı arar bulurdu
Yaprak bile kımıldasa bilirdi
Vaziyeti çakıyordu Möhrali
-
Zannedersin kuzu kessen karnı tok
Yollarına altın serpsen gözü yok
Kafayı bir taksa artık sebep çok
İnsanları yakıyordu Möhrali
-
Kurum kurum kurulurdu bir çalım
Tavırlar öfkeli gözlerde yalım
Öyle bir Nemrut’tu öyle bir zalım
Ortalığı yıkıyordu Möhrali
-
Herkes diyordu ki sakın ha şaşma
Ne yaparsa yapsın sabırdan taşma
İtle dalaş Möhrali’ye bulaşma
Zira haklı çıkıyordu Möhrali
-
Bir gün bir çukurda yatar buldular
Mühür yanındaydı emin oldular
Oraya jandarma savcı doldular
Yiril yiril kokuyordu Möhrali
-
Suat Zobu
.