Faziletli olmak, keskin bir kılıca oturmak kadar güçtür.-- bhartrıharı
belkibirharfimben
belkibirharfimben
@belkibirharfimben

Yazar nasıl koyun olur?

14 Ocak 2021 Perşembe
Yorum

Yazar nasıl koyun olur?

0

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

377

Okunma

Yazar nasıl koyun olur?

Yazar nasıl koyun olur?

“(…) ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananları azaptan kurtulurlar sanma…” Âl-i İmran, 188.

Yazar, okurunu aradan çıkardıkça, metinlerini okumak güçleşiyor. Yahut da tam tersi: Yazar, okurunun gözüne girmeye çalıştıkça, metinle arası açılıyor. İki türlüsünü de gördüm. İki çukura da düştüm. Okurunu büsbütün unutmak iyi birşey değil. Bu belli. Çünkü ötekimiz metnimizi/bizi kaybolmaktan koruyor. Sahi. ‘Diğer’i kalmadığında ‘ben’inde kaybolmaya başlar insan. Sonra kaybolduğunu da unutur. Sonra kendini de. Belki de bu yüzden Hakîm olan Rabbimiz yüzümüzü ‘ötekimize’ dönük yaratmış. Anlatmak istiyoruz. Dinlenmek istiyoruz. Beğenilmek istiyoruz. Sesimizin güzelliği yetmiyor. Yankısın işitmek istiyoruz. Bir kıyas arayışıdır şu aynı zamanda. Tutanacak birşey. Kendilik zindanında boğulmamanın yolu. Gülmek için gülümseyen yüzler görmeye muhtacız. Nihayetinde okunmak istemeyen neden yazsın? ‘Bilinmek isteyen gizli hazinenin’ tecellisi hepsi.

“Âlim-i mürşid koyun olmalı, kuş olmamalı. koyun kuzusuna süt, kuş yavrusuna kay verir…” diyor mürşidim. Demek: Okunmak istiyorsan şefkatli olacaksın. Okurunu sırtında taşıyacaksın bir nevi. Yamacına sen çıkacaksın. Ot yesen de ona süt vereceksin. Yaylım yaylım yayılmana-emeğine acımayacaksın. Furkan’ında, Cenab-ı Hakkın da beşerin fehmine tenezzül etmesi, be­şerin diliyle-fehmiyle (ama elbette beşerden nihayetsiz öte) konuşması gibi. Bu bir rahmet aynası olduğu kadar bir nasihat de sana arkadaşım. el-Hadî olan Allah’ın kulları içinde irşad gayretine talip olanlara verdiği bir nasihat. Sen de okuruna göre konuşacaksın. Hidayet fildişi kulelerden aşağılara mendil sallamakla olmaz. Aleyhissalatuvesselamı tarif edişini hatırla Kur’an’ın: “Size ‘içinizden’ öyle bir peygamber geldi ki…”

Fakat faydacılık da bir noktadan sonra sanata taş koymaya başlıyor. Bu defa de düşlerine yetişmiyor metinlerin. O vakit şöyle bir ölçü olmalı belki yazdıklarında: Okurunun gözüne girmeye çalıştığın yerler de olsun, ötesiyle konuştuğun zamanlar da. Yani muhataplarını tek seferde bitirenlerden olma. Belki bu tutum endişemize kurtuluştur. Hem yazdığımıza bir zenginliktir. Bir nevi muhkemat-müteşabihat dersi. Herkesin hisse alabileceği ayetler de var Kur’an’da, ancak ehlinin anlayacağı yerler de. Kelamının ömrünü, kelamların en yücesini böyle örnek alarak da, uzatabilirsin belki.

Nasihat alırken ‘veren el’ olarak kitapları tercih ederim. Güzel bir söz, sırf söyleyenin söyleme biçiminden dolayı, kötü bir hale gelebilir. Öyleyse sözün hakkını vermek için aradan insanları bir miktar çıkarmak gerek. Hakikatin ‘hakikat’ olduğu için kabulu ancak bu şekilde mümkün olabilir. Evet. ‘Veren elin alan elden üstünlüğü’ kabul edildikçe sadakayı almak kolaylaşır. İnsan kemalde gördüğünün ihsanından alınmaz. Alır. Sarılır. Aşağıdan gelenleriyse izzetine kabul ettirmekte zorlanır.

Yine diyor ki mürşidim bir mektubunda: “Risale-i Nur benim bedelime sizlerle görüşür. Derse müştak yeni kardeşlerimize güzelce ders verir.” Demek daha fazlası da var: Yazarı bile arkada bırakmak gerekiyor bazen metinlerini okurken. Yahut ötesine geçmek gerekiyor. Nazarını müelliften yukarıya kaldırmak gerekiyor. Onu bir nakilci gibi görmek, hakikatin asıl sahibine bakmak, ardındaki el-Hadî’nin kokusunu, yani mehazdaki kudsiyeti duymak gerekiyor. Özellikle ahirzamanda…

Yazar kendisini aradan çektikçe okur hakikatle başbaşa kalır. Kendinden bahsetmemek değil kastettiğim. Bunu böyle anlamak da yanlış olur. Şuna yakın daha çok söylediğim: Kendini metninin gayesi yapmamak. Hakikat için detaylaşmak. Araçlaşmak. İşaretleşmek. Reşha gibi silinmek. Şeffaflaşmak. Eğer, damarına dokunmayacak bir nasihat ve tam hak­verdiğin bir söz işitmek istiyorsan arkadaşım, bu zamanda okuyacaksın. Çünkü hayatları kelamlarını yalanlamayan mübarekler ‘güzel atlara binip’ gittiler. Şimdi aforizmada gayretli, yaşamakta mütereddit, yarım nal izleriyiz biz. Kendimizi detaylaştırdıkça hakikate hizmet edebiliriz. Yoksa zehiriz.

Paylaş
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Yazar nasıl koyun olur? Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Yazar nasıl koyun olur? yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Yazar nasıl koyun olur? yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2025 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.