Duyulmasını istediğimiz bir sevgi mesajı iletmek istiyorsak, bunun gönderilmesinden başka çare yoktur. bir lambanın yanmaya devam etmesini istiyorsak, ona sürekli gaz doldurmalıyız. (teresa ana)
Kadir AYTAR
Kadir AYTAR

BEYTULMETRUK

Yorum

BEYTULMETRUK

0

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

463

Okunma

BEYTULMETRUK

BEYTULMETRUK


Gün güzeldi. Kahvaltı sofrası güzeldi, mükellefti, nefisti, iştah kabartıyordu. Renk cümbüşü de bir başka. Çaylar doldu, yenmeye başlandı. Bir yandan da sohbet ediliyordu. Sohbetten ziyade yapılan dedikoduydu.

Evin kızı ve oğlu, sanki karşısında sağır varmış gibi hep yüksek sesle konuşurlardı. İniş çıkışlar da yok değildi. Uyarılar, uyarılar, bir türlü vazgeçilemeyen kötü bir alışkanlık. Sesini duyurmaya çalışmak, baskın gelmek, haklı çıkmak, hep ben konuşayım hevesleri. Ses yükselince de kafalar şişiyor, sabırlar taşıyor, tahammül sınırları bir bir aşılıyor, yıkılıyor.

Bir ara kızın sesi yükseldi. Oğlan “Neden yüksek sesle konuşuyorsun? kafamız patladı diye çıkıştı. Belli ki, oğlanın sabır kazanı dolmuştu. Kız ondan geri kalmadı. O da ona bağırdı. Ortalık elektriklendi. Şeytan iş başındaydı. Görünmezdi. Ama iş başındaydı. Çaktırmadan iş görüyordu. Bir oraya bir buraya fiştikliyordu. Oğlan homurdanarak ve kendine lanet okuyarak sofrayı terk etti. Ardından kız da terk etti. Çatallara batmış yemekler, tabakların içinde öylece terk edilmiş bir halde kalakaldı. Yetmedi oğlan “Ben dışarı çıkıyorum” dedi ve evi terk etti.

Sonra sinsi sinsi inat, kıskançlık, tahammülsüzlük, azar yemenin verdiği eziklik, hınç ve öc alma duyguları devreye girdi. Kız geri kalır mı? O da inadına evi terk etti. Böylece güzel bir kahvaltı, yarıda bitti. İnadın gözü kördü. Hiç bir şeyi göremezdi. O güzel sofra görünmedi. O güzel lezzetleri tattırmadı. Adı üstünde kahve altı. Gerçi kahvaltıdan sonra kahve içme gibi bir âdetimiz yoktu. Bizim yoktu yani. Eskilerin vardı. Neşe ile bitseydi kahvaltı, belki kahveyi de hatırlatırdı.

Çil yavrusu gibi terk edilen evdeki sofradan, geride kalanlar için artakalan boğazlara düğüm atan, midelere yumruk gibi taş oturtan menü; şaşkınlık, soğuk duş, üzüntü ve gözyaşlarından ibaretti.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Beytulmetruk Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Beytulmetruk yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
BEYTULMETRUK yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL