16
Yorum
12
Beğeni
0,0
Puan
1327
Okunma

Böyledir toplum. Ya emir alan olacaksın, ya da emir veren. Aksi halde herkes başına buyruk davranırsa düzen yürümez.
Ustabaşı, şef, müdür, genel müdür, uzar da uzar bu makamlar. Peki, Silahlı Kuvvetlerde nasıldır bu?
Bir şekilde girmişindir Orduya. Ya Subaysındır, ya Astsubay, ya da başka bir adla giymişsindir o üniformayı. Komutansındır sen. Komutanlık yılların hakkı olmamalıdır. Yönetici olmak bir yeti işidir. Ya sen o makamı doldurursun, ya da o makam seni…
Telefonum çaldı. Bilmediğim bir numara.
“Nasılsın deli adam?”
Seste tanıdık söylem de. Ama ben kuşkuluyum ihtimal veremiyorum.
“Özür dilerim tanıyamadım sizi.”
“Ben Öztürk Albay. Nasılsın deli adam. Bir meslektaşımızın ölümünde tanıdık birinden aldım telefonunu. Nasılsın iyi misin?”
Elim ayağım dolaştı. Aradan 24 yıl geçmiş, Emekli olmadan önce son Komutanımdı benim.
“Emret Komutanım”
O kendine has kahkahasını attı.
“Ne emri be emekli olduk hepimiz eşitiz işte…
Uzun uzun konuştuk. Çocuklarımızdan, torunlarımızdan bahsettik.
Kim di Öztürk Albay?
Branşım nedeniyle birliğimizin tutum ve davranış kararlarının alındığı karargahlarda çalıştım.
İster kader deyin ister yanlış bir karar. Memleketim Amasya olmasına rağmen Isparta’dan evlendim.
Eşimden memnunum. Onunla üç çocuk, dört torunun beraber sahibiyiz.
Okullar tatil olduğu her sene eşim çocuklarımı da alır memletine gider, ben yalnız yaşama zorunda kalırdım. O günlerden bir gün;
Çocuklarımı da almış eşim kendi memleketinde. Bir efkâr bastı beni. Mesaideyim. Çıktım odamdan, çözdüm dört düğmeyi ellerim cebim de bir türkü tutturdum. Sanki sahilde volta atıyorum.
“Odam kireç tutmuyor kumunu katmalınca “diye başlayan ve “Odam kireçtir benim terim ilaçtır benim”diye devam eden türküyü koridorda söylüyorum.
Hani derler ya bazen insan vitesten atar diye öyle bir konumdaymışım işte…
Geldim oturdum yerime. Ben türkü söylerken diğer odalardan;
“Ne oluyor?” diye başını çıkaranlar olmuş.
Karargâhın Komutanı Öztürk Albay hepimizin Komutanı.
Başını uzatanlara eliyle işaret ediyor.
“Girin odalarınıza”
Biraz sonra postası geldi.
“Komutanım sizi Komutanım çağırıyor.”
Ben kendime geldim. Bırakın Silahlı Kuvvetleri hiçbir kuruluşta affedilemeyecek bir davranışta bulunmuş, her türlü cezayı hak etmişim. Çağırılma nedenim belli.
Gittim. Selam verdim. Yüzüm kızarmış, başım önümde…
On günlük bir izin kâğıdı uzattı bana.
“Git çocuklarını da al gel. Sen bize lazımsın”
Peki beni en ağır cezayla cezalandırsaydı? Bundan ağır olur muydu? Olmazdı.KOMUTANLIK AMİRLİK BUYDU.
ELLERİNDEN ÖPERİM KOMUTANIM… HERKES ALBAY OLABİLİR AMA KOMUTAN OLMAK BÖYLE BİR ŞEY İŞTE...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.