5
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
775
Okunma

Huzur evi
Biz karı koca çalışıyoruz seninle ilgilenemeyiz bahanesiyle
seksen yaşındaki hasta annesini huzur evine yatıran oğlu
çok seyrek de olsa onu ziyarete gidiyordu.
Yaşlı kadın oğlunu dünyaya getirdiğinde kırk yaşındaydı.
Bundan önceki çocukları yaşamamış
bu oğlunu da kurbanlar keserek büyütmüştü.
Tek evlatlarıydı, bir şey olacak diye içleri titremişti.
Oğlu o gün huzur evinden bir telefon aldı.
Telefonda ki ses annen çok hasta her an ölebilir
seni görmek istiyor diyordu.
Oğlu arabasına binip oraya gittiğinde annesi zor nefes alıyordu.
Oğlu annesinin ölmek üzere olduğunu anlamıştı.
Annesinin ellerini tutup "anne senin için ne yapabilirim?"
“Senin için ne yapmamı istiyorsun?”diye sordu.
Annesi feri sönmüş gözleriyle uzun uzun
oğlunun gözlerinin içine bakıp;
zor duyulur bir sesle
"Artık çok geç ama isteseydin çok şey yapabilirdin...
Ama yapmadın" dedi ve devam etti.
"Çoğu akşam yemek yetişmediği için aç yattım.
Klimayı açmadılar sıcaktan fenalaştım
Buzdolabım yoktu bir bardak soğuk su içemedim.
Sıkıldığımda temiz havaya çıkaranım olmadı.
Altımı ıslattım diye tokat attılar.
Ayda bir kere banyo yaptırdılar;
kirden vücudumda yaralar oluştu.
Bana bu yapılanlar arkası kuvvetli olanlara yapılmadı,
çünkü onların ilgilenenleri vardı
ve ben ise kimsesizdim.
Biliyor musun?
En çok da sevgisizlik acı verdi.
Kimse saçımı taramadı, yüzümü okşamadı.
Sen terk edilmişlik nedir bilirmisin oğlum ?
Terk edilmişlik,ölmeden mezara konmaktır
bunu unutma olur mu.!!
İşte böyle artık her şey için çok geç
senin benim için yapacağın hiç bir şey kalmadı.
Ben her şeye alıştım da
sadece senin özlemine alışamadım."
derken feri sönmüş gözlerinden iki damla yaş
yuvarlanıp yanaklarında dondu.
Oğlu şok olmuştu.
"Bana bunları neden şimdi söylüyorsun,
neden daha önce söylemedin?"
Annesi, "Nasıl söyleyebilirdim ki
sen beni koskocaman evinde bir köşeye sığdıramamış,
bana burayı layık görmüştün.
Seni rahatsız etmek istemedim oğlum.
Benim için artık çok geç,ama ben asıl senin için üzülüyorum
çünkü sen yaşlandığında çocukların seni buraya bırakırlarsa
benim dayandıklarıma sen dayanamazsın.
Unutma ki kim ne ekerse onu biçer,
ne verirsen onu alırsın oğlum" dedi ve gözlerini kapattı.
Belli ki bu konuşma onun son kalan gücünü de tüketmişti.
Bir saat sonra sıkı sıkı tuttuğu
oğlunun eli ellerinden kayıp düştü.
Evet, bir anne daha içi acıyarak hayata veda etmişti.
Çabuk gelir geçer biter seneler
Kayıp gider elden ömür dediğin
Felek kalburunda sessizce eler
Kayıp gider elden ömür dediğin
Kucak açılmazsa dost’mu sarılır
Dost dostuna bilmem niye darılır?
Güvenme gün olur yerde yarılır
Kayıp gider elden ömür dediğin
Hayaldir,seraptır,düştür gördüğün
Çekilmez bir hayat herşey kördüğüm
Aşılmaz sur sanki kendi ördüğün
Kayıp gider elden ömür dediğin
Neler gördüm neler siz iyi seçin
Sevda köprüsünden dikkatli geçin
Abu-hayat sunsa üfleyip için
Kayıp gider elden ömür dediğin
Ben beni özümden kendim yazarım
Hilem,Hurdam yoktur açık pazarım
Dörtyol üzerine kazın mezarım
Kayıp gider elden ömür dediğin
Giden geri gelmez kim arar sorar
Der Durak’ım ömrün hepsi bu kadar
Çelikten ev yapsan ne işe yarar
Kayıp gider elden ömür dediğin
Durak YİĞİT
GönüllerinŞairi
KOCAELİ
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.